Site icon

15 TEMMUZ DARBE Mİ, DEĞİL Mİ?

Spread the love

15 TEMMUZ DARBE Mİ, DEĞİL Mİ?

15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir kısmı tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi, ülkenin yakın tarihinin en kritik olaylarından biridir. Girişim, saatler süren çatışmalar, sivil ölümler ve kitlesel direnişle bastırılmış, ardından geniş çaplı soruşturmalar, tasfiyeler ve yapısal değişikliklerle sonuçlanmıştır.

Darbe girişimi, uzun süredir devam eden güç mücadelelerinin bir yansıması olarak görülür. 2000’lerin başından itibaren Fethullah Gülen hareketi (Hizmet hareketi), eğitim, medya, yargı ve güvenlik kurumlarında önemli konumlar edinmişti. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümeti ile Gülen hareketi arasında başta ortak çıkarlar (askerî vesayetin sınırlanması gibi) nedeniyle bir ittifak vardı. Bu dönemde Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla birçok üst düzey asker ve Kemalist olanlar yargılandı.

İlişkiler, 2012-2013’te bozuldu. 2013 yolsuzluk soruşturmaları (Gülen bağlantılı emniyet ve yargı unsurlarının rol aldığı iddia edilen) büyük gerilime yol açtı. Hükümet, bu soruşturmaları “paralel devlet” yapısının bir darbesi olarak nitelendirdi ve Gülen hareketini FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) olarak tanımlamaya başladı. Binlerce Gülen bağlantılı kişi görevden alındı veya yargılandı. Gülen hareketi ise iddiaları reddetti ve uluslararası bir soruşturma komisyonu önerdi.

Askerî vesayet geleneği de önemli bir bağlamdır. Türkiye tarihinde 1960, 1971, 1980 ve 1997 gibi müdahaleler yaşanmıştı. Kemalist ideoloji ve lâiklik vurgusu, bazı askerlerde sivil yönetime karşı müdahale eğilimini besliyordu. Darbe bildirisinde sekülerlik erozyonu, demokrasi eksikliği ve insan hakları ihlalleri gerekçe gösterildi. Ancak girişim, zincir dışı bir fraksiyon tarafından yapılmıştı.

Girişimden hemen önce (13 Temmuz), askerlere iç güvenlik operasyonlarında dokunulmazlık sağlayan bir yasa imzalanmıştı. Bu, hükümet-ordu ilişkilerinde bir yumuşama olarak yorumlanmıştı.

Darbe Girişimi: 15-16 Temmuz Gecesi…

Girişim yaklaşık 8.651 asker (TSK’nın yaklaşık %3’ü), tanklar, helikopterler ve jetlerle gerçekleştirildi. “Yurtta Sulh Konseyi” adıyla hareket eden grup, ana hedeflerini ele geçirmeye çalıştı: Cumhurbaşkanlığı, Meclis, TRT, polis karakolları ve köprüler.

***

KRONOLOJİ (ana hatlarıyla):
* Akşam saatleri: Ankara ve İstanbul’da askeri hareketlilik başladı. Boğaz Köprüleri (Fatih Sultan Mehmet ve Boğaz) kapatıldı, tanklar sokaklara indi.

* TRT baskını: Bir sunucu zorla darbe bildirisini okudu. Bildiride anayasanın askıya alındığı, sokağa çıkma yasağı ilan edildiği belirtildi.

* Ankara saldırıları: Genelkurmay, Emniyet ve Gölbaşı’ndaki özel harekat birimleri bombalandı. Helikopterler ve F-16’lar kullanıldı.

* Erdoğan’ın durumu: Marmaris’te tatilde olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast timi gönderildiği iddia edildi. Erdoğan, otelden ayrıldıktan kısa süre sonra otel baskınlandı. Erdoğan, FaceTime üzerinden halkı sokağa çağırdı ve Atatürk Havalimanı’na indi.

* Sivil direniş: Camilerden salalar okundu, binlerce kişi sokaklara çıktı. Köprülerde, meydanlarda askerlerle karşı karşıya gelindi. Bazı askerler görevinin darbe olduğunu bilmediğini belirtti.

* Önemli olaylar: Ömer Halisdemir’in Semih Terzi’yi vurması gibi direniş eylemleri komuta zincirini bozdu. Meclis ve Cumhurbaşkanlığı kompleksine bombalar düştü.

Girişim yaklaşık 10-12 saat sürdü. Sadık birlikler ve sivil direniş sayesinde sabah saatlerinde kontrol hükümetin eline geçti. Darbeci askerler teslim oldu; bazıları linç edilmekten güçlükle kurtarıldı.

Can kayıpları: Resmî verilere göre toplam 270-350 kişi öldü (çoğu sivil), 2.000’den fazla yaralı vardı. 67’si güvenlik görevlisiydi. Darbe tarafında da ölümler oldu.

Hükümet, girişimi FETÖ’nün organize ettiği bir darbe olarak tanımladı ve Fethullah Gülen’i baş sorumlu ilan etti (Gülen iddiaları reddetti). Bazı analizler Kemalist motivasyon, yolsuzluk karşıtlığı veya güç mücadelesini de işaret etti.

Başarısızlık nedenleri arasında:
Erken harekete geçme (istihbarat sızması nedeniyle),
Komuta karmaşası ve koordinasyon eksikliği,
Medya ve iletişim kontrolünün sağlanamaması,
Halk direnişi ve Erdoğan’ın halka seslenmesi,
Sadık generallerin (örneğin Ümit Dündar) müdahalesi gösterilir.

***

SONRASI: Tasfiyeler, OHAL ve Yapısal Değişimler
Darbe ertesi gün olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi (20 Temmuz 2016 – 2018). 32 Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile binlerce kişi ihraç edildi veya tutuklandı.

Yüz binlerce kişi (resmî rakamlara göre 100.000’den fazla tutuklama/soruşturma, bazı kaynaklarda daha yüksek) FETÖ bağlantısı iddiasıyla işlem gördü. Yargı, ordu, eğitim ve bürokraside geniş tasfiyeler yapıldı.

150’dan fazla general/amiral dahil, binlerce asker ihraç edildi.

Medya kuruluşları, okullar, üniversiteler ve dernekler kapatıldı; mal varlıklarına el konuldu.

2017 referandumuyla başkanlık sistemine geçildi (Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi). Yürütme yetkileri arttı, Meclis’in rolü görece azaldı.

Bu süreçte kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğü konusunda uluslararası eleştiriler yükseldi. Freedom House gibi kuruluşlar Türkiye’yi “Özgür Olmayan” kategorisine indirdi. Hükümet ise tasfiyelerin devlet güvenliği için zorunlu olduğunu savundu ve demokrasiyi koruduğunu belirtti.

Ekonomik ve sosyal etkiler de önemliydi: Güvenlik harcamaları arttı, dış ilişkilerde (ABD, AB) gerilimler yaşandı. Rusya ile ilişkilerde ise iyileşme gözlendi. Ordu’nun siyasetteki rolü azaldı; Genelkurmay, Millî Savunma Bakanlığı’na bağlandı.

15 Temmuz, Türkiye’de sivil-asker ilişkilerini, siyasi yapıyı ve toplumsal hafızayı derinden değiştirdi.

Hükümet için “demokrasi zaferi” ve “yeniden doğuş” olarak anılırken, muhalif kesimler tasfiyelerin kapsamı ve hukukî süreçler nedeniyle eleştirdi. Olay, hem iç güç mücadelelerini hem de Türkiye’nin kırılgan demokrasi tartışmalarını ortaya koydu.

Tarihsel olarak, darbe girişimleri Türkiye’de tekrar eden bir olgu olsa da, bu olay ilk kez kitlesel sivil direnişle püskürtüldü. Uzun vadeli etkileri -başkanlık sistemi, yargı reformları, güvenlik politikalar- hâlâ tartışılmaktadır. Tarafsız bir analiz, hem darbenin meşruiyetsizliğini hem de sonrasındaki süreçlerin hukukun üstünlüğü ve demokratik denge açısından yarattığı zorlukları dikkate almalıdır.

Bu analiz sonucunda cevaplanması gereken en önemli soru; darbenin her ayağına dokunulmasına rağmen, neden siyasi ayağının araştırılması için verilen soru önergesi ret edildi.

Benim görüşüm; bu darbe girişimi tek taraflı değildi. Bir güç kazanma girişimiydi. Kime yaradıysa o da / onlar da bu girişimin bir parçasıydı.

***

15 Temmuz, öyle bir çelişkiler yumağıdır ki…
Komutanının emri ile general öldüren astsubay vatan kahramanı ilân edilirken, komutanının emri ile boş şarjörlerle sokağa çıkartılan 15 yaşındaki Kuleli talebeleri ve teskereye gün sayan erler, gariban uzman çavuşlar, astsubaylar, teğmenler; vatan haini, din düşmanı denilerek çember sakallı vahşiler tarafından linç edilerek kafaları kesildi veya müebbet ceza ile hapse atıldı.

Aziz Türk milleti zamanı geldiğinde; 15 Temmuz ihanetinin altında yatan gerçekleri öğrenecek, sebep olanlardan yargı önünde bunların hesabını soracaktır.

Türk’ün son vatanı, KRİMİNAL İSLÂMCI oluşumların birbirini üttüğü kumar masası yerine konulamaz.

350’ye yakın insanın öldürüldüğü (çoğunun askerlerin silahlarından çıkan kurşunlar ile değil) günü, bir bayram havasında kutlamak içimden gelmemektedir.

Tanrı, rahmetlerini bol eylesin.

15 Temmuz 2026
M. Hüseyin OĞUZ

Exit mobile version