Site icon

15 TEMMUZ, KİME YARADI?

Spread the love

15 TEMMUZ, KİME YARADI?

15 Temmuz’un üzerinden yıllar geçti. Ancak cevap bekleyen sorular, hâlâ ortada duruyor.

Bu millet, övgülerle yergilerin gölgesinde kalan gerçekleri ne zaman öğrenecek? Mağdurların ve mağrurların hesabını verecek gerçek bir adalet, ne zaman tecelli edecek?

Kurallı bir yönetim, hukuk devleti, denge ve denetim mekanizmaları, şeffaflık ve hesap verebilirlik olsaydı bütün bunlar yaşanır mıydı? Kahraman ilan edilenler hain, hain ilan edilenler kahraman olabilir mi? Sırlar neden açıklanmıyor? Dosyalar neden kapanıyor? Faili meçhuller, sürgünler, işkenceler, kaybedilen hayatlar ve yok edilen değerler bu coğrafyanın değişmeyen kaderi midir? Failler neden korunuyor?

Çetin Altan, insanları “önemli” ve “değerli” insanlar diye ayırırdı. Önemli insanlar; güce göre saf değiştiren, hakikati bildiği hâlde çıkarı uğruna susan veya yön değiştirenlerdi. Değerli insanlar ise hakikati hiçbir mahallenin sınırlarına hapsetmeden savunan, bunun bedelini ödemeyi göze alanlardı.

Bugün etrafımıza baktığımızda, kimlerin saygıyı hak ettiği, kimlerin ise gücün etrafında döndüğü açıkça görülüyor.

Bu noktada anlatılan eski bir fıkra, dikkat çekicidir.

12 Eylül sonrasında basın ve yayın denetiminden sorumlu Ali Baransel’e, Kenan Evren okuduğu bir fıkrayı göstererek neden engel olmadığını sorar. Fıkrada, “Darbe yapmak mı, hıyar turşusu yapmak mı zordur?” sorusuna, “Hıyar turşusu yapmak daha zordur; darbe için üç hıyarın bir araya gelmesi yeter.” cevabı verilmektedir. Ali Baransel ise, “Efendim, burada üç hıyar deniyor; beş hıyar denmiyor.” deyince Evren, “Haklısın, demek ki bizi kastetmiyor.” cevabını verir.

Fıkra bir yana…

Bugün 15 Temmuz hakkında yapılan açıklamalara bakıldığında birbirini tamamen çürüten iddialar görülüyor.

Bir bakan, “Bu işi FETÖ değil, ABD yaptı.” diyor.

Eski bir başbakan, “En kötü proje.” ifadesini kullanıyor.

“Bu bir tiyatroydu.” diyenler oldu.

Bir iktidar milletvekili ise, “Her şey açıklanırsa hain denilenler kahraman, kahraman denilenler hain olur.” değerlendirmesini yaptı.

Bu kadar farklı iddia ortadayken, olayın bütün yönleriyle araştırılması gerekmez mi?

TBMM Araştırma Komisyonu’nun etkisiz bırakıldığını söyleyenler de var; delillerin yok edildiğini, bazı kişilerin ifadeye çağrılmadığını iddia edenler de…

Eğer darbe gerçekten iktidara karşı yapıldıysa, ortaya çıkan sonuçlardan en fazla yararlanan neden iktidar oldu?

Bu soru cevap beklemiyor mu?

Gazeteci Müyesser Yıldız, yıllardır davaları takip ediyor, belgeler yayımlıyor ve bu nedenle bedeller ödüyor. Buna rağmen, tartışmalar bitmiyor; aksine yeni sorular doğuyor.

Üç milyona yakın insanın terörle ilişkilendirildiği, KHK’larla çok sayıda liyakat sahibi insanın kamu görevinden uzaklaştırıldığı bir süreç yaşandı.

17-25 Aralık dosyaları…

38 yolsuzluk dosyası iddiaları…

Yenikapı’da kurulan siyasi uzlaşma…

Uyuşturucu ticaretiyle ilgili iddialar…

Hiyerarşik soygun düzeni…

Dinî referanslarla oluşturulan ekonomik yapı…

TBMM’nin giderek etkisizleşmesi…

Bütün bunlar neden 15 Temmuz sonrasına rastladı?

253 insan hayatını kaybetti.

Binlerce insan yaralandı.

Milyonlarca insan doğrudan veya dolaylı olarak etkilendi.

Peki, bütün bu acının ve kayıpların tüm yönleriyle ortaya çıkarılması neden hâlâ sağlanamadı?

Soruların cevabı verilmedikçe tartışmalar bitmeyecek.

Çünkü arşiv unutmuyor.

Tarih de unutmuyor.

Bir gün hukuk devleti yeniden bütün kurumlarıyla işler hâle geldiğinde; bağımsız yargı, denge ve denetim mekanizmaları yeniden kurulduğunda, bugün cevapsız bırakılan soruların tamamı yeniden sorulacaktır.

Hakikatin en büyük özelliği, er ya da geç ortaya çıkmasıdır.

15.07.2026

Kemal ALBAYRAK

20. ve 21. Dönem Milletvekili

Exit mobile version