ZAFERLERLE İLELEBET CUMHURİYET
Tarih yalnızca kitaplardaki ya da sütunlardaki satırlarda değil, ortak hafızamızda, bilincimizin derinliklerinde yazmaktadır. Milli Mücadele ruhu, bu topraklarda yaşayan kadim ulusun kaderidir. O ruh, yakın zamanda da görüldüğü gibi kimi zaman Sakarya’da “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır” emriyle; kimi zaman İnönü’de “Milletin makûs talihini yendik” sözüyle; kimi zaman da Dumlupınar’da “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” haykırışıyla tezahür etmiştir. Bu ruh, yalnızca savaş meydanlarında değil, cephe gerisinde çocuğunu sırtında taşıyarak cephane yetiştiren analarda, yokluk içinde orduya kağnısıyla destek veren köylülerde, kalemiyle, yüreğiyle mücadele eden aydınlarda da vücut bulmuştur. Şimdilerde de süren farklı cephelerde farklı sahlarda ve çeşitlilikte yine vermektedir.
Bu şekliyle tarih, sadece yaşanmış bir geçmiş değil; bilincimize ve ortak kaderimize işlenmiş bir kayıttır. Biz, varlığını on binlerce yıl öncesinden taşıyan bir milletin evlatları olarak, bugün de aynı ruha tutunmaktayız. Çünkü Milli Mücadele, yalnızca bir dönemin değil, bu ulusun karakterinin ta kendisidir.
Atatürk’ümüzün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne bugün “yıkıldı, yerine yenisini kurmak lazım” diyerek saldıranlar vardır. Neo-Osmanlıcı hayallerin peşinde koşan, çeşitli İngiliz ve küresel sermayelerin çıkarlarına hizmet eden ve “azgın tek dişi kalmış bir canavarın” dişlerinden salyalar akıtarak Cumhuriyetimize yönelenler, hala bize verilen bu emaneti boğmak, tutsak etmek ve hatta yok etmek istemektedirler. İhanetin orduları kan akıttı, gözyaşı döktürdü; idari meclisleri kuşattı, memleketin köşelerini işgal etti. Ama düşüremedi, yıkamadı. Yıkamayacak da… Çünkü Cumhuriyet’in temeli kadim Türk töresidir. Bağları varlığından itibarendir. Biz bazen unutsak da, uyusak da, bu milletin bir anda bir araya gelme gücünü onlar da unuttu. İşte bu yüzden, hatırlamak için, kutsal emanetin kıymetini bilmek için bu ve bunun gibi nice zaferlerimizi anıyor, kutluyoruz.
Hükümetler değişir, yöneticiler gelir geçer, zalimler kaybolur geldikleri gibi giderler; fakat devlet baki kalır, Cumhuriyet ilelebet yaşar. Ey Türk gençliği hatırla atanın yazdığı hitabeyi kâh Orhun’da kâh dünyanın dört bir yanında dağlara taşlara yazdığı anıtlardaki öğütleri. Tuzaklara düşsen de, yaralansan da unutma: Sen Anadolu’nun beşiğinde büyümüş bir kasırgasın, fırtınasın, şimşeksin. Hangi çılgın medeniyet senin izini silebilir? Ne kadar kazırlarsa kazısınlar, yeniden sen çıkacaksın.
“Yıkacağız, yapacağız” diyerek saldıranların güçlü orduları dahi boştur. Çünkü bu milletin bağrında zulme karşı titreyen bir garibin imanı, nice orduları boğacak kudrettedir. Zafer, önce anıtlara değil, hafızalara kazınmıştır. İşte 30 Ağustos da böyle bir zaferdir. Mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve aziz silah arkadaşlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. Unutmadım, uyandım. Türk uyur ama unutmaz. Şimdi uyanış zamanıdır. Uyuyanları uyandıracak olanlara selam olsun. Uyananlar hazır kıta dursun.
Bugün içinde bulunduğumuz durum elbette vahimdir. Daha vahim olanı umudun tükenmesidir. Fakat devletin yıkılması söz konusu dahi değildir. Biz, at sırtında kuru ekmekle, yarı aç yarı tok yiğitlerle nice savaşlara girdik. Adaleti kılıçla, topla, tüfekle ve kalemle sağlamak için yürüdük. Zamanı yaşadık beraber, mekân değilken yalnızca vatan…
Bugün yine bir cenge düştük. Düşman dört bir yanımızı sarmış, asil kanımızı dökmek istiyor. O halde kalk, oku, dinle ve gör. Sana yaşatılanları fark et. Çünkü sen kalkmadıkça bu zillet bitmeyecek. Kaç masumun canı yanacak, kaç ocak sönecek? Bu millet ayağa kalkmadan zulüm sona ermeyecek.
Anadolu, insanlığın kalbidir. Türk Cumhuriyeti, onun kalbinden doğmuş yüce bir eserdir. Anadolu, uyanan bir direnişin yuvasıdır. Umutsuz durum yoktur, yalnızca umutsuz insanlar vardır. Kalk ve umut ol. Yenilen ve ayağa kalk, yine insanlığa ışık olan millet sen ol!
Ne mutlu Türküm diyene!
Güneş Altuner
29.08.2025
