MİLLÎ MÜCADELE’NİN ÇOCUK KAHRAMANI ŞEKERCİ ÖKKEŞ
Şekerci Ökkeş, Türk tarihinin destanlarla örülü sayfalarında, Kahramanmaraş’ın yiğit evladı, vatan toprağının kadim bekçisi ve Millî Mücadele’nin en parlak çocuk kahramanlarından biri olarak ebediyen parlar.
Asıl adı Ökkeş Şeker olan bu aslan yavrusu, 1904 yılında Maraş’ın bağrında, Halil ile Hürü Ana’nın (Huri) oğlu olarak dünyaya geldi. Annesi gibi pehlivan yapılı, eli demir gibi kuvvetli, yüreği ise iman dolu bir yiğitti; köstek çivisini tek vuruşta tahtaya mıhlayacak kadar güçlüydü ve yiğitliğiyle daha çocukken nam salmıştı.
“Yaşım Küçük, İmanım Büyüktür Anne!”
Fransız işgalciler Maraş’ı karanlık pençelerine aldığında, Ökkeş, henüz 15-17 yaşlarındaydı. Şekerci dükkanında tatlılar yoğururken, vatanın acısı yüreğini dağladı. Annesi Hürü Ana, gözleri yaşla dolu, “Henüz küçüksün oğlum, seni hemen vururlar!” diye yalvardığında, genç Ökkeş’in cevabı tarihe kazınan bir destan oldu:
“Yaşım küçük ama imanım büyüktür anne! Şehit olacaksam vatan ve millet uğrunda şehit olayım. Ben ölmeliyim ki düşman sizlere ilişmesin!”
Bu sözlerle cepheye koştu. Ulu Cami’de ay-yıldızlı bayrağın kaleye çekildiği o kutlu günde, hükümet konağına kadar kalabalığa öncülük ederek haykırdı: “Fransızları istemiyoruz, memleketimizden çıkıp gitsinler!” O günden itibaren Maraş savunmasının en ön safında, gözünü kırpmadan çarpıştı. Fransızların korkulu rüyası haline geldi; mermiler yağarken bile geri adım atmayan, cesaretiyle arkadaşlarına umut saçan bir çocuk kahramandı.
Maraş’ın kurtuluşu için verilen amansız mücadelede en ön saflarda yer aldı. Şehrin düşmandan arındırılmasının ardından ise durmadı; gönüllü Akıncı Müfrezelerine katıldı. Antep’in savunmasında, Şam cephelerinde ve diğer birçok muharebede vatan için kan döktü. Yıllarca cepheden cepheye koştu, düşmana göz açtırmadı. Maraş’ta gâzi unvanıyla anıldı; yaralarıyla, madalyalarıyla ve efsanevî hikâyesiyle döndü memleketine.
Savaş bittikten sonra Fatma Hanım’la evlendi. Bir süre Osmaniye’de şekercilik yaparak tatlılar üretti, sonra Maraş Belediye Çarşısı’nda mesleğini sürdürdü. Tatlı dükkanı, onun yiğitliğinin yanı sıra hünerli ellerinin de simgesiydi. 17 Aralık 1980’de ebediyete intikal etti; ancak, bıraktığı miras nesiller boyu yaşadı. Maraş’ın ve Türkiye’nin kurtuluş destanlarında adı altın harflerle yazıldı.
Şekerci Ökkeş, sadece bir şekerci değil; vatan sevgisinin, imanın ve cesaretin yaşayan abidesiydi. Küçük yaşta büyük işler başaran, annesinin gözyaşlarına rağmen “Ben gidiyorum, ölürsem şehit düşerim, gazi olurum.” diye cepheye koşan o yiğit, Türk milletinin “ya istiklal ya ölüm” şiarının en saf örneklerinden biridir.
Ey Kahraman Ökkeş! Senin gibi yiğitler sayesinde Maraş kurtuldu, Antep direndi, Türkiye doğdu. Adın, Maraş’ın dağlarında, ovalarında ve her Türk evladının yüreğinde yankılanmaya devam ediyor.
Ruhun şâd olsun, mekânın cennet olsun!
Şekerci Ökkeş’i anmak, vatan borcumuzdur.
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
11 Nisan 2026
M. Hüseyin OĞUZ


