DEYİMLERİMİZ
Bütün dillerde deyimler vardır. Türkçe, deyimler açısından çok zengin bir dildir.
Deyimler, genel olarak mecaz anlamdadırlar, “Göz atmak, kulak vermek” gibi. Hem gerçek hem mecaz anlamda olanları da vardır, “ter dökmek, adım atmak” gibi. Az da olsa sadece gerçek anlamda olan deyimler de vardır, “iyi gün dostu, yükte hafif parada ağır” gibi. Karşılaşılan bir durumu, olayı uzun uzun anlatmak yerine birkaç kelimeyle renkli bir biçimde ifade ederler. Meselâ uyumsuz, birbirine yakışmamış kıyafetler giymiş birinin görünümünü ifade etmek için “altı kaval, üstü şişhane” deyimini kullanmak yeterlidir.
Deyimlerin büyük bölümü iki kelimeden oluşur ve mastar biçiminde eylem olarak kullanılırlar. “Abayı yakmak, kulak tutmak, göz gezdirmek, içi yanmak, kafası atmak…” gibi. Bazı deyimlerimiz uzun cümle biçimindedir. “Deveye boynun neden eğri demişler, nerem doğru ki demiş. Büyüttük besledik danayı, tanımaz oldu anayı. Yalandan kim ölmüş? İti an, çomağı hazırla. İyi insan lafının üzerine gelir. Besle kargayı, oysun gözünü. Eceli gelen köpek cami duvarına işer. En akıllıları deli Bekir, o da ahırda köstekli yatır.” gibi.
Cümle biçiminde olan deyimler, atasözlerine benzedikleri için öyleymiş sanılabilmektedir. Bir kötülüğü, onaylanmayan bir durumu anlatmak için kullanılan bir deyimi, atasözü sanarak kötüye yönlendiren atasözlerimiz olduğu sonucuna varanlar büyük yanılgı içindedirler.
Deyimler, atasözleri gibi bir ders ve öğüt vermezler, atasözleri gibi her zaman ve her ortamda geçerli genel bir kural belirtmezler. Deyim mi atasözü mü olduğu konusunda tereddüde düşülen bir sözde dikkat edilecek şey, bu iki özeliktir. Bu iki özellik birlikte bulunmuyorsa o söz atasözü değil, deyimdir. “Damlaya damlaya göl olur.” sözü her zaman ve her yer için geçerli midir? Evet. Bir öğüt veriyor mu? Evet, biriktirmek sabır gerektirir, aynı zamanda önemsiz gördüğünüz küçük şeyler zamanla birikerek başınıza dert açar, öğüdünü veriyor. Öyleyse bu bir atasözüdür.
”Akıllı düşünene kadar deli dereyi geçer.” sözü, “Tehlikeli olabilecek durumlarda hiç düşünmeden tehlikeye atılmak gerekir.” gibi bir öğüt veriyor mu? Hayır, sadece düşünülmesi, ihtiyatlı olunması gereken bir durumda bunlara uymayarak anlık bir başarı kazanan birinin durumunu anlatıyor. Her zaman böyle mi olur? Hayır, düşünmeden tehlikeye atılanlar çoğu zaman zararlı çıkar. Öyleyse bu söz atasözü değil, deyimdir. Yukarıda örnek verilen cümle biçimindeki deyimler de aynı incelemeden geçirilirse aynı sonuç elde edilir. Hiçbiri öğüt vermez ve her zaman her ortamda görülen durumları yansıtmaz.
Bir de hem deyim hem atasözü olarak kullanılan sözlerimiz vardır. Bunlar atasözü olarak kullanıldıklarında her zaman her ortamda geçerli genel öğüt ve ders verirler. Deyim olarak kullanıldıklarında bir yerde ortaya çıkan anlık bir durumu yansıtırlar.
Örnek olarak “Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.” ve “Az tamah çok ziyan getirir.” sözlerini ele alalım: Atasözü olarak değmeyecek küçük çıkarlar için büyük kayıpları göze almamayı, bundan büyük zarar görülebileceğini öğütlerler. Deyim olduklarında küçük çıkarlar uğruna büyük zararlara uğramış kişinin durumunu ifade ederler.
Onaylanmayan bir kötülüğü ifade etmede kullanılan bir deyim, atasözü olarak kullanıldığında tam tersini öğütleyecek anlamdadır. Buna çok dikkat etmek ve doğru yorumlamak gerekir. Mesela ”Öfke baldan tatlıdır.” sözü deyim olduğunda öfkeye kapılan birinin aslında yapmayacağı işler yapmasındaki anlık durumu örneklendirir. Atasözü olduğunda ise öfkelenmeyi öğütlemez. “Öfke çok iyidir, baldan tatlıdır, öfkelenin.” demez. Tam tersine “Aman dikkat edin öfke, o an baldan tatlı gelir; kendinize hakim olun.” öğüdünü verir.
”Gemisini yürüten kaptan. Her koyun kendi bacağından asılır. Kızını dövmeyen dizini döver. Üzümünü ye, bağını sorma. Devletin malı deniz, yemeyen domuz. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.” vb sözler deyim olduklarında onaylanmayan bir durumu ifade ederler. Bu sözler atasözü olarak o durumun onaylanmadığını ifade edecek biçimde kullanılırlar. O sözleri kötülüğü onaylanarak öğütlendiği biçiminde yorumlamak çok yanlıştır.
”Söz gümüşse sükut altındır.” sözü, “İnsanları susturmak için söylenmiştir.” denebilir mi? Konuşulacak ve susulacak yeri iyi bilmek gerekir. Söylenecek doğru, güzel, gerekli bir söz yoksa boş boş konuşmanın gereksizliğini ifade eden bir atasözüdür.
”Kızını dövmeyen dizini döver.“ atasözü, hiçbir biçimde kızlarınızı dövün öğüdü vermez. Burada ayrıca bir deyim olan “diz dövmek” sözüyle kafiye oluşturma amacı da güdülmüş ve “dövmek” sözü “iyi eğitmek, yetiştirmek” anlamında kullanılmıştır. Çocuklarımızı iyi eğitmezsek sonunda çok üzülürüz. Bu söz, deyim olarak kullanıldığında kız erkek fark etmez, çocuğunu iyi yetiştirmeyen birinin düştüğü durumu anlatır.
02.08.2026
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist


