ANADİLDE EĞİTİM
Ülkeyi bölmek, cumhuriyeti yıkmak isteyenlerin ve onlara yenik düşenlerin en masummuş gibi görünen talepleri “Kürtçe eğitim öğretim.” Dolayısıyla sonrasında bu, eğitim öğretimle sınırlı kalmayacak; bürokraside ve kamu alanlarında çift dillilik ortaya çıkacaktır. Zaten talepler de bu yöndedir; daha bu gelişmeler olmadan pek çok yerde resmî kurumlarda, belediyelerde Kürtçe, Arapça tabelalar vs. görülüyor. Doğrudan “Kürtçe” denmeyip, “anadilde eğitim öğretim” denmesi konuyu daha kabul edilebilir, daha sevimli kılmak içindir.
“Türk, Kürt, Arap” birliğinden söz edildiğine; kalıcı oldukları bizzat yetkililerce belirtilen Suriyeli sığınmacıların da zamanla anadilde eğitim öğretim talepleri olacağına göre, bu istekler karşılanırsa iki değil, en az üç resmî dilli bir ülke görünüyor ufukta. Diğer etnisiteler, nüfus yoğunluklarına göre şimdilik görmezden gelinebilir.
Yerel ve özel televizyon, radyo yayınları belki bölgelerindeki nüfus yoğunluğuna göre çeşitlenir. Ama devlet radyo ve televizyonları aynı yayınını üç farklı dilde yapmak zorunda. Herhalde üç ayrı TRT1, TRT2…, üç ayrı Ankara, İstanbul… radyosu olur. Daha pek çok şey var, mesela aynı metinleri üç farklı dilde yayımlayan üç Resmî Gazete gerekir. “Çok karmaşık ve zor görünüyor.” diyorsanız, “Hiç uğraşmayıp üçe bölüverelim gitsin(!)” demiyorsanız çare aramalısınız.
Bu arada merak ediyorum, İsveç’te, Almanya’da, Fransa’da ve diğer Avrupa ülkelerinde yerleşmiş, vatandaşlık almış Kürtlerin de oralarda anadilde eğitim talebi var mı? Hiç şüphe yok ki anadilde eğitim konusu Kürt çocukları için büyük bir tuzak. Öncelikle bunu dillendirenlerin çocukları nerelerde okuyor bir bakmak gerek. Bir videoda canı yanmış bir Kürt anası, “Başlarım senin… davana, senin karın hangi plajda, oğlun hangi okulda?” diye feryat ediyordu.
Eğitimin önemini kavrayan her türlü etnisiteden veliler, çocuklarını daha iyi olduğuna inanılan okula kaydettirmek, hatta onunla da yetinmeyip o okulun en iyi öğretmeninin sınıfına sokmak için kırk takla atıyor. Türkçe eğitim bir yana herkes çocuğunu İngilizce eğitim veren, sınavla öğrenci alan gözde okullara yerleştirmek için kurslara, özel eğitimlere servet harcıyor.
Aklı başında hangi Kürt, çocuğunu Kürtçe eğitim yapan okula verir? Böyle bir tuzağa düşülürse yine olan ne yazık ki yoksullara, marabalara olacaktır. Mecliste nutuk atanların çocukları asla oralarda görülmeyecektir.
Tutun ki bu yanlışa düşüldü, fen liselerinin, Anadolu liselerinin, ODTÜ’nün, İTÜ’nün, İÜ’nün… ve diğer köklü üniversitelerimizin düzeyinde Kürtçe eğitim yapacak kurumlar ne kadar zamanda oluşturulur ve ne zaman o olgunluğa erişir? O eğitim öğretimi Kürtçe verecek kariyer düzeyinde kaç öğretim üyesi var? Kürtçe, eğitim öğretim dili olarak hangi düzeydedir, ne kadar yeterlidir? Lisans üstü eğitim, kariyer hangi dilde olacaktır? Sakın İngilizce olmasın! Bütün bu gelişmeler sağlanana kadar – o da gerçekten sağlanabilirse – arada yıllar yılı harcanacak Kürt gençleri ne olacak? Haydi eğitim aşamasını tamamladık, sonrasında nerede çalışacak bu yavrular?
“Şey, anadilde eğitim öğretim sadece ilk öğretimde olsun.” diyen yok da öyle dendiğini varsayalım. O, iyice saçma olmaz mı? O çocuklar eğitim öğretimin sonraki aşamalarına 1-0 yenik başlar, uyum sağlayamazlar.
Bu vatanda huzur içinde yaşamak, yükselmek, refaha erişmek, çocuklarımızın geleceğinden emin olmak istiyorsak bunun bölünerek, farklılaşarak değil; birleşerek, bütünleşerek olabileceğini kavramamız gerekiyor. Bir an için İsveç’te, Hollanda’da … yaşadığınızı varsayın ve gelin Kürt çocuklarının, gençlerinin geleceğiyle oynamayın; kıymayın yavrularımıza.
22.08.2026
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

