GELENEKSEL VATANDAŞ SİLKELEME
Ülkelerin gelişmelerinde yatırım ve bunun için gerekli öz finans kaynaklarının önemi büyüktür. Bu yüzden vatandaşların finansal dolaşıma katılan tasarruflarının artırılmasına çalışılır. Devlet, tasarrufu isteklendiren, ödüllendiren ve koruyan önlemler alır. Millî tasarruf kaynakları yatırımlar için yetersiz kalan ülkeler, bazen çok büyük maliyetlerle (normalin çok üstünde faiz, kapitülasyonlar vb.) dış kredi bulmak zorunda kalır. Hatta bazen Osmanlı’nın çöküş dönemindeki gibi yatırımdan öteye bütçe açıkları, maaş ödemeleri için bile bu yola başvurulur.
Uzun yıllar önlenemeyen yüksek enflasyon, başlı başına tasarrufu engelleyen büyük bir ekonomik beladır. Tasarruf ettiğinin birkaç ayda eridiğini görenler, ya ihtiyacı olmayan şeylere harcayarak cepte para bırakmaz ya ABD ekonomisine katkıda bulunarak dolar filan alır ya da altın alıp yastık altına atar.
Bütün bunlara rağmen tasarruf edebilenler; banka, banker, finans kuruluşu vb. Bir yerlerde tasarruflarını biraz olsun korumaya, nemalandırmaya çalışırlar. İşte Türk demokrasi dehası (!), ekonomi alanında bu noktada devreye girerek her on senede bir vatandaşı silkeleyerek bütün birikimlerini iç eder.
Devlet vatandaşını korumak zorundadır. Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK gibi kurumların görevi finans dünyasının kusursuz ve güvenli işlemesidir. Bu kurumlar vatandaşa güven vermelidir. Vatandaşın güveni bir kere sarsılınca uzun yıllar geri gelmemektedir. Soyguncular açısından da çok kötü , vatandaşın yeniden dolandırılabilir kıvama gelmesi hayli uzun sürmektedir (!) Borsada, bazı yatırım fonlarında görülen ve büyüme eğilimi gösteren bugünkü kriz bu konuda geçmişin tekrarlandığını gösteriyor.
Keşke onunla kalsa. Varsa güvenilir birkaç finans kuruluşu da tepetaklak olur. Ürkek para derhal finans dünyasından çekilir, bankalar bile zorlanmaya başlar. Üst düzey devlet adamlarının arada bir “Vatandaşın yastık altında atıl duran şu kadar kaynak var. Bunlar finans döngüsüne katılsa şöyle oluruz, böyle oluruz.” açıklamalarına kimse itibar etmez; tasarruf edilebilen üç kuruş varsa yastık altına kaçar.
Hatırlayın bankerler furyası, özel bankaların batması; YİMPAŞ, KOMBASSAN, İHLAS FİNANS vb. daha neler neler görmedik. Haaa, unutmadan arada bir de TOSUNCUK’un çiftliği vardı. Demek aradan epey zaman geçmiş, vatandaş biraz tasarruf eder olmuş, devletin kontrol ediciliğine güven artmış. Öyleyse tam zamanıdır vatandaş silkelemenin. Bu arada denetleyen, düzenleyen; vatandaşı koruyan, tasarrufu garantileyerek teşvik eden kurumlar ne mi yapmış? Ne yapacaklar, geçmişte olduğu gibi, her zaman ne yaptılarsa onu (!)
20.09.2026
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

