VEFATININ 3. YIL DÖNÜMÜNDE GANİRE PAŞAYEVA
Ganire Paşayeva, Türk dünyasının sönmeyen yıldızı, Kafkasların cesur sesi, Turan ülküsünün yürekli neferi…
24 Mart 1975’te Azerbaycan’ın Tovuz rayonuna bağlı Düz Kırıklı köyünde doğan bu yiğit kadın, 28 Eylül 2023’te Bakü’de, henüz 48 yaşındayken ebediyete uğurlandı. Ama bıraktığı iz, bir ömre sığmayacak kadar derin, bir millete yetecek kadar geniştir.
O, yalnızca bir milletvekili, hekim, hukukçu, gazeteci ve şair değildi. O, “Demir Hanım” , “Türk dünyasının Asena’sı”, “Turan illerinin Tomris’i”, “Alfa kurdu”, “Türk milletinin sönmeyen avazı” olarak anılan bir efsaneydi. Kalbi Azerbaycan sevdasıyla atan, ömrünü Türk birliği, kardeşliği ve çağdaşlığı uğruna adayan bir gönül eridir.
Tıp ve hukukun kesiştiği noktada yetişti. Azerbaycan Tıp Üniversitesi Pediatri Bölümü’nden mezun oldu; ardından Bakü Devlet Üniversitesi Uluslararası Hukuk Bölümü’nü bitirdi. Siyaset bilimi alanında doktora yaparak doçent unvanı aldı. İngilizce ve Rusça bilirdi. 1998’de ANS televizyonunda muhabir olarak başladığı medya yolculuğunda muhabirlikten baş editör yardımcılığına kadar yükseldi. 2005’te Haydar Aliyev Vakfı Halkla İlişkiler Departmanı Başkanı oldu. Aynı yıl bağımsız aday olarak Tovuz’dan Azerbaycan Milli Meclisi’ne girdi ve 3., 4., 5. ve 6. dönemlerde aralıksız milletvekilliği yaptı.
Mecliste Uluslararası ve Parlamentolar Arası İlişkiler Komisyonu üyesi, Azerbaycan-Gürcistan Parlamentolar Arası Çalışma Grubu Başkanı, Azerbaycan-Türkiye, Azerbaycan-Hindistan ve Azerbaycan-Japonya dostluk grupları üyesiydi. Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’nde Azerbaycan’ı temsil etti. Son dönemde Millî Meclis Kültür Komisyonu Başkanlığı yürüttü. 2012’de Somali’de iki hafta pediatrist olarak gönüllü çalıştı; insanlığa hizmeti siyasetin ötesine taşıdı.
***
Türk Dünyasının yürekli sesi..
Paşayeva’nın adı, Karabağ davasıyla, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğiyle ve Türk dünyasının birliğiyle özdeşleşti. Avrupa kürsülerinde, kitap fuarlarında, konferanslarda her fırsatta aynı ateşle konuştu:
“Türkiye güçlü olursa Türk dünyası daha da güçlenir. Türkiye zayıf olursa Türk dünyası daha da zayıflar. Türkiye söz konusu olunca hepimiz ‘Biz Türkiye’nin yanındayız’ diye 300 milyon tek söz olursak, Türkiye’nin üzerine gelemezler.”
Başka bir konuşmasında şöyle haykırdı:
“Türk ve Müslüman dünyasının en güçlü kalesi Türkiye’dir. Bu çökerse ya da zayıflarsa Türk dünyası zayıflar, Müslüman dünyası hepten gider… Türkiye’nin ayağına atılan taş bizim başımıza değer.”
Ve o unutulmaz söz:
“Türkiye’yi zayıflatmak isteyenlere buradan ‘Türkiye yalnız değil, Türkiye’yi zayıflatmaya sizin gücünüz yetmez çünkü Türkiye için canını verecek, canını vermeye hazır olan ben de dahil on milyonlarca Türk milletinin evladı var’ mesajını vermeye geldik.”
Karabağ için “Karabağ bizim Çanakkale’mizdir, Türk dünyasının yeni Çanakkale’sidir.” demişti. Ermeni işgaline karşı uluslararası platformlarda cesurca karşı durmuş, Avrupa’da Azerbaycan’ın ve Türkmenlerin sesi olmuştu. Kerkük Türkmenleri onu “manevi kız” olarak bağrına bastı; Ahıska’dan Altaylara, Balkanlardan Sibirya’ya kadar her Türk toprağında onun izi vardı.
Şiirleri de aynı ateşle yandı. “Aşk Başka” adlı kitabının yanı sıra Vatan Korkusu, Turan Yolcusu, Türk Ruhunun Söz Bayrağı Ahmed Cavad gibi eserler bıraktı. “Türkiye’m!” şiirinde ruhunu yüzyıllar öncesine bağladı; Malazgirt’ten Ertuğrul Gâzi’ye, Karamanoğlu’ndan Gökalp’e kadar Türklüğü bir nefeste kucakladı.
Vefatından sonra Türk dünyası onu efsaneleştirdi:
“Türk dünyasının Alfa kurdu Asenası… Kafkasların güçlü sesi.”
“Bu yüzyılın Tomris Hatun’u… Tek başına bir ordu… Ermenilerin korkulu rüyası.”
“Ganire hanım sadece bir Azerbaycan vatandaşı değil, Türk devletlerinin sesiydi.” (Azerbaycan Milli Meclis Başkan Vekili Adil Aliyev)
“Kalbi Azerbaycan sevdasıyla atan, ömrünü Türk dünyasının birliği yolunda olağanüstü bir özveriyle çalışan… Sönmeyen yıldız.”
“Nene Hatun, Raziye Begüm, Tomris Hatun canlanır gözlerde… Türk kadınının efsaneleşebildiğinin kanıtı.”
Bekâr yaşadı; Firuze adında mânevî bir kızı vardı. Cenazesi Bakü’de 2. Fahri Hıyaban’da devlet töreniyle toprağa verildi. Türkiye’den bakanlar, milletvekilleri, sivil toplum kuruluşları ve halk yüreğini yaktı. Her yıl dönümünde Iğdır’dan Ankara’ya, Bakü’den Kerkük’e anılıyor.
***
Ganire Paşayeva, 48 yıllık ömrüne bir davayı sığdırdı. O, sadece yaşadı değil; yaşattı. Türk dünyasının ortak hafızasında “birlik olmazsa güç olmaz” diyen, Türkiye’yi “ana kale” bilen, Karabağ’ı vicdan meselesi yapan o yürekli avaz hâlâ çınlıyor.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Türk milletinin başı sağ olsun… O, unutulmayacak; çünkü bazı insanlar bir ömür yaşar, bazıları ise bir ömrün içine bir davanın ebedî hatırasını sığdırır.
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
28 Eylül 2026
M. Hüseyin OĞUZ

