YUNAN SAVAŞ PLÂNI
Medyada Yunan savaş plânından söz ediliyor, ortada bir savaş havası estiriliyor. Savaşlar eskisi gibi değil, yalnız cephede yaşanmıyor; kentlerde hastahaneler, okullar bile bombalanıyor; sivil ölümleri askerden fazla. Bu yüzden savaş çıkmasını asla istemem; ama insanın “Keşke, Yunanistan eski hatasına bir kez daha düşse.” diyesi geliyor. Keşke öyle olsa da adalar, Ege denizi ve Mavi Vatan konularında hiçbir sorunumuz kalmasa.
FETÖ, TSK’nin genetiğiyle filan çok oynadı; ama benim emekli olduğum 1997’deki haliyle bildiğim TSK, Yunanistan’ı sakız gibi çiğner. 1922’de donanmamız yoktu. Henüz İtilaf devletleriyle işimiz bitmemişti. Şartlar uygun değildi. Dolayısıyla adalara el atamamıştık. Ben Batı Trakya’yı, Selanik’i filan da isterim. Korkmasınlar, onların 1821’de Mora’da yaptıklarını yapmayız.
Yunanistan, ana karasına çok uzak pek çok adasıyla stratejik açıdan büyük zafiyet içindedir. Yunanistan, ülke savunmasını aynı anda yüzlerce noktada yapmak zorundadır ve bu fiziken mümkün değildir. Hangi adanın ya da adaların hedef alınacağı bilinmeden hepsini birden savunmak, ayrıca kara sınırını da savunmak zorunda olmak çok büyük güç gerektirir. Türkiye-Yunanistan arasındaki topyekün güç kıyaslaması, gerçeği apaçık ortaya koyuyor.
Rusya-Ukrayna savaşı örneği uzayan bir savaşta yüzlerce uzak adanın lojistiğini sağlamak Yunanistan’ın imkânları dışındadır. Bu durumda gerginlikleri tırmandıran bir politika izleyen Yunanistan’ın bir Türk taarruzunu beklemesi ve ona karşı savunma önlemleri alması stratejik çılgınlık olur. Türkiye ile barış içinde, iyi komşuluk ilişkileri geliştirerek yaşamak, birlikte gelişme fırsatlarını değerlendirmek gibi akıl yolunu benimsemiyorsa Yunanistan’ın yapacakları şunlar olabilir:
- Her zaman olduğu gibi Batı’nın desteğini sağlamak, ittifaklar kurmak.
- Bu arada gerginliği kontrollü tutmak, blöflerle zemin kazanmak.
- Türkiye’nin zayıf anlarını kollamak. Türkiye başka bir cephede meşgulken sırtından vurma imkanlarını aramak.
- Uluslararası her ortamda ve her konuda Türkiye aleyhine faaliyetler yapmak.
- Çok uygun koşullar oluştuğunda baskın tarzında bir saldırıyla vur kaç yapmak.
- Türkiye’nin karşılık vermesini ise uluslararası müdahalelerle engellemek.
Basına yansıyan Yunan savaş plânı da bu yönde. Aklın yolu bir. Yunanistan, Türkiye ile savaşacaksa ilk saldıran olmak zorundadır. Gerginlikleri aşırı tırmandırıp savaşı kaçınılmaz hale getirdikten sonra savunmada kalıp Türk taarruzunu beklemek intihar olur. Baskın tarzında ilk saldıran olup zarar verdikten sonra hemen ağabeylerinin kucağına sığınmak ve onlar sayesinde Türkiye’nin karşılığından korunmak pek akıllıcaymış gibi görünebilir. Nasıl olsa BM, AB, ABD hemen ateşkes sağlar, Yunanistan elde ettiğiyle kalır(!)
Ancak, kazın ayağı hiç de öyle değil. Günümüzün teknolojileri büyük çaplı stratejik baskınları imkânsız hale getiriyor. Türkiye’nin eli kolu bağlı, plânsız, hazırlıksız, edilgen olacağı varsayımına dayanarak maceraya atılmanın sonuçları çok acı olur. Öyle Fransa’ya, AB’ye filan güvenmenin sonucu, 1920’lerde İngiltere’ye, İtilaf devletlerine güvenmek gibi olur. “El atına binen çabuk iner. Elden gelen öğün olmaz, olsa da vaktinde gelmez.” gibi ders verici pek çok söz var. Miçotakis ve çetesinin sonu, Küçük Asya felaketine sebep oldukları için vatana ihanetle suçlanıp idam edilen Başbakan Gunaris’e ve diğer beş suç ortağına benzer.
Yunan devlet adamları, iç politika gereği halkı Türklere karşı nefretle doldurmaktan vazgeçmedikçe, okul kitapları ve programları bile düşmanlık körükledikçe Yunanistan büyük risk altında yaşayacaktır. Bu ortam, her zaman macera arayan sorumsuzları öne çıkaracak ve mutlaka bir gün Yunanistan’ın başını belaya sokacaktır.
Türkiye Yunanistan’ın bu gerçeğini hep akılda tutmalı, dostluk ve barış arayışı içinde olmakla birlikte aşırı romantizme kapılmamalıdır. “Kırk yıllık Kânî, olur mu Yânî?” demiş atalarımız.
Son söz; keşke iki ülke arasında her alanda yakın iş birliği olabilse, kaynaklar kavgaya değil, gelişmeye ve refaha harcansa.
29.09.2026
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

