HÜKÜMETE VE MİLLETE SESLENİŞ!
Aşağıdaki konuşmam, 20 Ekim 2026 / Salı günü, saat 13.30’da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı makamında, Ankara Meclisi Anadolu Birliği Yüksek İstişare toplantısı amaçlı ve içerikli konuşmam. Bilginize sunarım.
***
Bu toplantıya vesile olan başta sayın Mehmet Akyol’a ve Mansur Başkan‘a teşekkür ediyorum.
Ana öğüdümdür, insan hayatında beşerî ilişkilerde yanlışlıklar olabilir, ancak hak konusunda, devlet malını kendi çıkarında kullananlar af edilmez. Tanrı’nın af edeceği konularda bilerek veya bilmeyerek yanlış yapılır belki ama hak yeme, kamu malını yeme ahlaksızlıktır, affı olmaz.
Her insanın sorumluluğu ve taşıyacağı yük vardır. Bu sorumluluk kötülere karşı isyan ahlâkıdır. İnsan kötülükler karşısında sessiz kalırsa o da bu suçlara ortak olur. Rahmetli Nurettin Topçu, “Eğer kötülükle mücadele etmez isen, iyiliği savunmaz isen inandığın Tanrı’ya varamazsın.” der. İnançla uyumlu olmaktır ahlâk.
Ahlâk, hayatın insana verdiği olgular karşısındaki davranışıdır, bu da ahlâklı ve dürüst olmaktan geçer.
Bu tür toplantılar önemlidir; çünkü müzakereyi yok edenlere karşı, müzakere ile ülke yararına çözüm yolları bulunur ve aranır.
Allah; insana aklı, toplumların ve insanların sorunlarına çözüm bulunması için vermiştir.
Ülkede her kötülük sıradanlaştı keyfi idarenin hali. Bütün kurumlar hatta din bile kamulaştırıldı, siyasi idarenin yanlışlarını örtü haline getirildi. Basın yok edildi. Oysa basın toplumun vicdanı ve savcısıdır. Toplumu uyarır. Saraya yağcılık ve yancılık yapmaz. Hür basın, yönetimin denetçisidir. Bilgi kaynağıdır. Her alanda kurumların, idarenin işlevini sorgular. Basın; hür olmayan ortamlarda toplumsal algılarla, yanlış bilgilerle yanlışlara destek olur.
Devlet az yönetir, çok denetler. Saydamlık tüm kurumlarda, idarenin işlevlerinde olmalıdır. Önemli konulardan biri de adalettir. Adaletin olmadığı yerlerde devletin hükmü olmaz. Çeteler hakim olur. Devlet imkânları tuzak aracı olur. Bugünün sıkıntısı budur. Adalet mahallecilikle düzenlenmez. Devletin sopası da, merhameti de adalete uyar. Adalet olmadan huzur, güven olmaz. Toplumlar, güçlülerin kölesi olur.
Adalette mahallecilik de olmaz. Benim hırsızım korunmaz. Suç siyasete göre belirlenmez. Esas olan bağımsız yargıdır. Bugün Kafka’nın Dava romanında geçen suçlu siyaseten belli ama suçlu suçunun ne olduğunu bilmiyor. Böyle adalet olur mu? Özellikle muhalefet, siyaset topyekün meşru isyan ahlâkı ile fon vb. yolsuzlukları yapan kim olursa, hangi parti olursa olsun meşru olarak isyan ahlâkı ile suç örgütleri veya siyaseten görevli sorunlu sorumlulara karşı meşru eylemlerini mahallesiz yapmalıdır.
Hepimiz sorumluyuz. Firavuna karşı gelmek önemli; ancak Musa’nın da yanında olmak gerekir, derdi rahmetli Erol Güngör.
Her arkadaşın siyasetle, özellikle ahlâklı ve namuslu insanların ilgilenmesi gerekir. Siyaseti bugün çöplüğe, lağıma çevirenler, namuslu insanların siyasete girmemesinden dolayıdır. Siyaseti kirleten siyasetçilerdir.
Hepimizin görevi namuslularla, namussuzların mücadelesinde, namusluların yanında yer almaktır. Ülke bu kadar soyuluyorken ses çıkarılmıyorsa hepimiz mesulüz. Eğer bir ülkede fakirlik artmışsa, emeklisi, masumu, gençliği, kadınları, her sınıf yoksulsa bilki onların haklarını yiyen hırsızlar vardır.
Diriliş lazım, Cumhuriyetin mirasını korumamız sorumluluğumuzdur. Bakınız, bu miras bizleri bir yerlere getirdi. Buna sahip çıkmalıyız.
Fon soygununu yapan siyasetin önüne hak arayış ve mağdurların hesabını sormak için gerekirse topyekün bir milyon insanın meşru olarak idarede bulunan siyasi partiye hesap sorabilmeli. Meşru olarak kavgasız hak arayabilmelidir.
Ahlâk pazarlık beklemez, alkış da beklemez. İyi davranış hepimizin görevidir. Uyumak yerine diriliş önemlidir.
Bu işin kurtuluşu, siyasetten geçer. Ahlâklı bir siyasette değişim şarttır. Herkese teşekkür.
25.10.2026
Kemal ALBAYRAK
20. ve 21. Dönem Milletvekili

