Terör yine canımızı yaktı. Lanetlemek gerek; ama yetmiyor. Kaynağı kurutulmadıkça arada bir canımızı yakmayı sürdürecek. Milletimize baş sağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Yaşamını yitirenlerin mekanı cennet olsun. Olayın faillerini kısa zamanda ortaya çıkarıp yakalayan kahraman emniyet güçlerimizi şükranla kutluyorum.
DİNSİZİN HAKKINDAN İMANSIZ GELİR
Bir kötüyle ancak ondan daha kötü olan başa çıkabilir anlamında güzel bir söz başlıktaki. Bu sözü fazla sert bulanlar için aynı anlamda daha yumuşak bir ifade olan İsmet Paşa’nın sözü de kullanılabilir: “Bir ülkede namuslu insanlar, en az namussuzlar kadar cesur olmazsa, o ülke mutlaka batar.” Biz de “Teröriste dostluk mağdurlarına düşmanlıktır.” “Teröristin islahı mümkün değil, itlafı gerekir.” gibi sözler söylersek henüz çok taze olan öfkemize bağlayın.
Eski zamanlardan bir kıssa aklıma geldi:
Vaktiyle bir emirlik bölgesinde sık sık kervanlar soyulmakta, yolcular öldürülmektedir. Emir ölür, yeni emir pek haşindir. Bir kervan soyuldu mu hemen o bölgedeki aşiretlerin ileri gelenlerinden beşer kişi getirtir, günlerce falakaya yatırtır. “Söyleyin, ya sizin ya komşunuzun kabilesinden birileri yaptı.” der, söyletmedikçe dayağa son vermez. Suçluların hemen kafaları kesilirmiş. Üç beş derken soygunların arkası kesilir olmuş.
Bir gün bir Bedevi kırda bir kervandan düşmüş bir çuval görmüş. Bakmış içinde kahve var. Namuslu adam diye bana ödül verirler düşüncesiyle hemen koşup haber vermiş. Emir kahve olduğunu nasıl anladığını sormuş. “Ayağımla yoklayıp anladım.” cevabını alınca “Niye yokluyorsun, altın olsa alacaktın, kahve olunca bıraktın demek.” deyip “Kesin bunun ayağını.” emrini vermiş.
Öyle olmuş ki insanlar yolda yolakta düşürülmüş şeylere bile ilişemez olmuşlar. Soygun falan zaten kalmamış. Yirmi birinci yüzyılda çok abartılı görünüyor. Yine de kötüyle mücadelede yumuşaklığın, acımanın yeri olmadığını pek güzel gösteriyor.
Pişman etmek yetmez. Dahası yapılmalıdır.
