ADALETİNİZ ADALETSİZLİK Mİ? NEREYE KADAR SÜRECEK?
KHK ile ihraç edilenlere bakınca; adam öldürme, soygun, mafya, kamu kaynaklarını çalma, kirli ilişkiler ve tecavüz gibi suçların olup olmadığına bakıyorsunuz; ancak bu insanlarda herhangi bir suç unsuru ya da hukuksuzluk bulunamıyor. Yetkililer de bunu ifade etti: “Bunlar suçlu değil, ancak idari tasarruf uyguladık.” Yani bu insanlar, hukukta karşılığı olmayan suçların mağdurlarıdır.
Bu keyfilik, sömürüye karşı çıkanların ve liyakatli insanların tasfiye edilmesi plânı değil midir? Vatanına ve milletine düşman yetiştiren bir anlayışın taşeronlarının kin ve nefreti açıkça görülmüyor mu? Bugün ülkede kirli ilişkilerin sahiplerinin önemli makamlara getirildiğine bakın; tasfiye edilenlerin yerine gelenleri inceleyin.
Ülke rayından çıkarıldı. Hukuk, adalet, huzur ve güven var mı? Asıl bakılması gereken budur. Sömürü düzenine verilen tavizlerin arkasındaki gerçekleri bilen var mı? Siyaset, idare ve yönetim böyle mi olur? Alevî-Sünnî sağ-sol, Türk-Kürt, laik-anti laik ayrımları yapıldı; şimdi de FETÖ söylemi eklendi. Bu ayrımları üretenler asıl sorumlular değil midir?
Kutuplaşma kimlerin işine yarıyor, ortadadır. Etrafımızda savaşlar sürerken, bu anlayışla iç cephe nasıl güçlendirilecektir? Kendi evlatlarını yok edenler, kendileri iltisak ve irtibatın zirvesini yaşarken suçsuz sayılırken, masumlar mı suçlu ilan ediliyor? Hapishanelerde yok edilenler, toprağa verilenler, sürgün hayatı yaşayanlar neden görmezden geliniyor? Vicdan, merhamet ve inandığınız din bunu onaylıyor mu? Zulmü yapanlar, sizin din ve adalet anlayışınız bu mu? S
uçu olmayanların af talebi olmaz; onlar haklarını, yok edilen adaleti talep ediyor. Hukuksuz emirlerle yargı kararı verenlerden hesap soran bir mekanizma var mı? Akıbetinizin daha kötü olabileceğini hiç düşünmüyor musunuz? Sivil alanlar, basın ve kurumlar bağımlı hâle getirilmişken, kirli bir düzenden adil sonuçlar çıkabilir mi?
Sizin suçlu ilan ettikleriniz, neyle suçlandıklarını bile bilmiyor. Bu mu adaletiniz? Yazık ülkemize, milletimize, insanımıza… Vicdanınızı ve merhametinizi kaybettiniz. Siz kimsiniz? Bu kin ve nefret nereden geliyor? “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.” diyen kutsal kitaba inanmıyor musunuz? Makam hırsı, çıkarcılık ve kirli saltanat sizi yoldan mı çıkardı? Yoksa adaletsizlikleri meşrulaştırmak için kutsalları araç mı yaptınız? Susanlar da, zulmü görmezden gelenler de bu suça ortaktır.
Cumhuriyetin mirası kaldı mı? Sanatçıya, muhaliflere, basına ve düşünürlere yönelik düşmanlık neden? Yönetiminizde her türlü adaletsizlik var; fakat sorunlara çözüm yok. Bu da size yakışıyor. Görüntünüz başka, niyetiniz başka. Muhalefette başka, iktidarda başka oldunuz. Nazım Hikmet’in “Adaletin olmadığı bir ülkede, dinden ve ahlâktan bahseden herkes sahtekârdır.” sözü haksız mı?
Güç elinizden giderse, bugün yaşattığınız hukuksuzlukları siz yaşarsanız ne yapacaksınız? Cesareti ve hileyi kötülükte kullananlar, sonlarının ne olacağını düşünmez mi? Bunlara sessiz kalmak, suça ortak olmak değil midir? Gördüğü hâlde görmeyenler, bunları hiç mi düşünmez? Zindanlar ve akıl hastanelerinin koğuşları, bir gün size de açılmayacak mı sanıyorsunuz? Bu karmaşayı ve kaosu yaratanlardan, kamplaşmaları körükleyenlerden, kirli düzen kuranlardan devlet yönetimi olur mu? Bu keyfilik nereye kadar sürecek? İnsanlığı ve değerleri yok ettiniz. Tarihte benzerlerini yapanların sonlarından hiç mi ders almazsınız?
Topyekûn imha ile her şeyden mahrum bırakılan bu insanların yok edilmesi; insanlığa, ahlâka ve vicdana sığar mı?
Rasyonel düşünerek, toplumsal barış için aklı, bilimi, adaleti ve ahlâkı rehber edinerek; iktidarıyla, muhalefetiyle bu haksızlıkları düzeltin. 1 Nisan, toplumsal barışın başlangıcı olsun. Ölüm, herkesi mezarlıkta eşitler; bunu düşünmek yeter. Adaletsizlik kimseye fayda getirmez.
01.04.2026
Kemal ALBAYRAK
20. ve 21. Dönem Mlletvekili


