Site icon

BÜTÜN DÜNYAYA HAYKIRIYORUZ! “RUHBAN OKULU” AÇILAMAZ!

Spread the love

BÜTÜN DÜNYAYA HAYKIRIYORUZ! “RUHBAN OKULU” AÇILAMAZ!

Değerli Türk Ulusu,

Bugün, büyük bir gururla Lozan Barış Antlaşması’nın 103. yılını kutluyor ve ulusal egemenliğimize sahip çıkmak için yeniden dünyaya haykırıyoruz.

Lozan Barış Antlaşması’nın, Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyaya varlığını kabul ettirişi olduğunu biliyor; bu antlaşmayı Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu olarak görmeyenlerin bizleri nasıl bir hezimete sürüklediklerinin bilincinde olarak bugün burada bulunuyoruz.

Uzun yıllardır, siyasi emellerle Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını tehdit eden ekümeniklik iddialarının son perdesi olan Ruhban Okulu’nun açılışını protesto ederek Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerini korumaya and içmiş yetkililerini görevlerini hatırlatmak istiyoruz!

Türkiye Cumhuriyeti bir bütündür; parçalanamaz!

Ekümeniklik iddialarını bir dinî kisveye ve sözde inanç hürriyetine gizleyerek Türk ulusuna pazarlamaya çalışanlar tehlikeli bir siyasi oyun ile vatanımızın bütünlüğüne kast etmektedirler.

Türk ulusuna bu okulun dinî bir mesele olmadığını; siyasi emeller güden bir hıyanet yuvasının uluslar arası arenaya açılacağı bir oyun kapısı olduğunu yeniden hatırlatmak istiyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet üniversitelerinde ruhban yetiştirmek istemeyen Fener Rum Kilisesi neden yıllardır Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği desteğiyle ruhban okulunu açmak için ısrar etmektedir?

Türkiye Cumhuriyeti’nin vermek istediği yasal imkânları elinin tersiyle iten Fener Rum Kilisesi, 1821 Mora Katliamı’ndan beri özlemini duyduğu megali idea için nafile hayaller kurmaya devam etmektedir. Yasadışı bir biçimde, 1949 yılında Lozan Barış Antlaşması’nı delerek, ABD Başkanı Truman’ın özel uçağıyla Türkiye’ye gönderdiği kara papaz Athenagoras’tan beri hükümetlerimiz, ne yazık ki, Batı’nın isteklerini yerine getirmiştir. Buna rağmen günümüzün kara papazı Bartholomeos Türkiye Cumhuriyeti’ni her seferinde ABD ve AB yetkililerine şikayet ederek “zulüm gördüklerini” söylemektedir!

Bugün, burada, bir hukuk mücadelesi vermekteyiz!

Bugün, burada, Lozan Barış Antlaşması’nı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasasını, Yargıtay Kararlarını, Türk Hariciyesinin onurunu, İç İşlerimizin işleyişini, millî eğitimimizi, tam bağımsızlığımızı ve ulusal egemenliğimizi korumak için buradayız!

Bugün, burada, Kıbrıs’ta Türk askerine utanmadan “işgalci” diyenlerle kol kola giren, Fener Rum Kilisesi’nin kara papazlarına ne Türkiye Cumhuriyeti’ni ne de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden tek karış toprak vermeyeceğimizi haykırmak için buradayız!

Bugün, burada, “Birinci vazifen; Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir!” diyen Atatürk’ümüzün emriyle, “Korkma!” diye başlayan İstiklal Marşımızın verdiği cesaretle bulunuyoruz!

Dahilî ve haricî tüm bedhahlar bilsin ki Türkiye Cumhuriyeti ve onun kurucu değerleri sahipsiz değildir!

Türkiye Cumhuriyeti ve Türk ulusu, etnik bölücülere ve siyasal dincilere boyun eğmeyecektir!

Ne bölücü terör örgütleri ne de siyasal dinciliğin aparatı olan tarikatlar, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini değiştiremeyeceklerdir!

Üniter ve lâik yapımız ilelebet muhafaza edilecektir!

Yüce Türk Ulusu!

Atalarımızdan devraldığımız bu mücadelede umutsuzluğa kapılmak, yılmak ya da pes etmek yok!

İlk vazifemiz de son vazifemiz de Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak; nesillerimize gururla aktaracağımız bir mücadele devretmektir!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetiminde bulunan ve bulunmak için talip olan; Cumhuriyeti ve Anayasayı savunmak için and içen sayın yetkililer!

Bu topraklar, binlerce yıllık Türk beşiğidir.

Atalarımız, nice mücadeleler ve fedakarlıklarla bu vatanı bizlere emanet etmiştir. Bu emanete ihanet edilmesine asla müsaade edilemez.

Görevimiz: Bu emaneti Türk uygarlığına yaraşır; tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak sonsuza dek savunmaktır.

Ne mutlu Türk’üm diyene!

25.07.2026

Selçuk ERENEROL

Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü

Exit mobile version