Site icon

ÇANAKKALE SAVAŞI’NDA KOMUTAN “ALMAN” OLURSA!

Spread the love

ÇANAKKALE SAVAŞI’NDA KOMUTAN “ALMAN” OLURSA!

Bugüne kadar pek değinilmeyen bir konuyu açmak istiyorum.

Çanakkale Boğazı’nı denizden geçemeyen düşman, bu sefer karadan çok rahat bir şekilde geçeceğini düşünmüş ve çıkarma hazırlıklarına başlamıştır. Osmanlı da buna tedbir olarak 5. Ordu’yu teşkilatlandırmış ve başına Alman general (Daha sonra mareşal yapılır.) Liman Fon Sanders‘i tayin etmiştir. İşte ne olduysa ondan sonra olmuştur.

Sizce Alman biri Türk Ordusu’na komuta ederse, Türk için mi çalışır, yoksa Alman menfaatini mi düşünür?. Nitekim, Liman Paşa, göreve gelinceye kadar olan sürede Türk komutanlar, emrindeki birlikleri düşmanın beklenen kıyı hattına yerleştirmişlerdir. Zira, kıyıya çıkacak birliğin en zayıf anı çıkarma anıdır.

Şu andaki bu konudaki talimnamelerde bunu yazarlar. Ancak Liman Paşa, göreve gelince bu tertiplenmeyi iptal eder ve kıyıları boş bırakarak geride tertip alır. Türk komutanlar, başta Mustafa Kemal olmak üzere buna şiddetle karşı çıkarlar. Mustafa Kemal, konuyu Enver Paşa’ya rapor eder. Ancak, Enver Paşa da Liman Paşa’dan yana tavır alır. Bu durumda çıkarma kıyıları boş bırakılmış ve düşmanın karaya asker çıkarması kolaylaştırılmıştır.

Bu farklı bakış açısı, niye ortaya çıkmıştır? Şu sebeple ki, Türk tarafı vatanını savunmak ana düşüncesindedir. Oysa Alman komutana göre, durum şöyledir :

Avrupada Almanlar İngiliz ve Fransızlarla savaşmaktadır. Şimdi de aynı düşmanla burada Türk topraklarında savaşacaktır. Alman, ister ki, Avrupa’daki kendileri ile savaşan İngiliz ve Fransız kuvvetlerini buraya çekebilirse Avrupa’da kendi karşısındaki İngiliz ve Fransız gücü zayıflıyacaktır. Bunun için Çanakkale’de düşman kıyıdan kolayca karaya ayak basarsa, düşmanı geri atmak zor olacağından burada yeni bir cephe açılmış olacaktır.

Gelibolu yarımadasının savunması ona bir menfaat sağlamayacaktır. Bir Alman’ın Alman menfaati için çalışmasından doğal ne olabilir? Dökülen kanlar da zaten Türk kanı olacaktır. Bu arada düşman da bu konuda kendisinden farklı düşünmemektedir. Onlar da sömürgelerinden getirdikleri (Anzaklar gibi) sömürge askerlerinin kanını kendi menfaatleri için dökeceklerdir. Emperyalizm, işte böyle bir şeydir.

Neticede 8.5 ay süren muharebelerde verdiğimiz insan kaybımız, 4 yıl süren Kurtuluş Savaşı’nda verdiğimiz insan kayıplarımızın 7 kat fazla olmuştur. 250 bin insan kaybı verilmiştir. (Kayıplar, yaralanlar, sakat kalanlar ve sonradan vefat edenlerle birlikte… Tam sayı kesin olarak söylenemez, tartışmalı bir rakamdır. )

Liman Paşa, çıkarmanın başladığı 25 Nisan 1915 günü de top seslerinin geldiği sabahleyin kimseye bilgi vermeden Bolayır’a gider. Yani, ortadan kaybolur. Maksat kıyıya çıkanlara emir veren olmadığından kimse kendiliğinden müdahale etmesin. Başlangıçta Mustafa Kemal, cephe tertiplenmesinde görevliyken sonradan onu Ordu İhtiyatı olarak geri bölgeye çekilir. Ancak M.Kemal, sıradan bir komutan değildir. Emir verilmemesine rağmen, kendi insiyatifiyle takviyeli 57’nci Alay ile çıkan düşmanı kıyıya kadar sürmüştür. Eğer Liman Paşa emir vermiş olsaydı, bütün tümeni ile bu taarruzu yapacak ve Arıburnu çıkarması son bulacaktı.

Sonuçta 8.5 ay süren Çanakkale Savaşı, bir günde bitecekti. Bu sayede de Suriye-Filistin ile Irak cephesinden kuvvet çekmeye, Kafkas Cephesi’nin zararına düzenlemeler almaya gerek kalmayacak ve bu cephelerdeki kuvvetler zayıflamamış olacaktı.

Türk milletinin bağrından çıkan Türk ordusu, gerekirse yeni Çanakkale kahramanları çıkarmaya ve yeni kahramanlıklar yaşatmaya hazırdır. Türk’ü ve Türkiye’yi sevmeyen, her fırsatta düşmanılklarını gösterenler; Türk milletinin genetiğindeki yüksek meziyetleri bilmelidir. Aksi takdirde, hep yenilen taraf olacaklarını bir kere daha göreceklerdir.

NE MUTLU, TÜRK’ÜM DİYENE!

19 Mart 2026

Cavit KASADAR

E. Alb. / Stratejist

Exit mobile version