CİZRELİ EBUL İZ
Ben Cizreli Ebul İz
Dedem babam mühendis
Mardin Cizre’de doğdum
Bilime bıraktım iz…
Karanlıkları boğdum,
İlimde güneş oldum
Dedem babam mühendis
Ben ilimden habersiz
Oynarken sessiz sessiz
Oyuncaklar içinde
Birçok bilgiyle doldum…
Bir ufacık çocuktum
Artuklu sarayında
Gel sen de beni anla…
Hem okudum hem yazdım
Zekâ rafına dizdim
Unutulmayan izdim…
Kendi kendime sordum
Eskiye kafa yordum
Ezeldeki bilgiler
Konuştu birer birer
Eksiklerini buldum
Buldukça mucit oldum…
Dedem babam sarayda
İlim güneşi ayda…
Benimki sudan fayda…
Suyun gücü basınçla…
Su da robotlar dizdim…
Doğuştan istidatlı
Çocuk yaşta mühendis…
Oyuncaklarım robot
Oyuncaklarım icat
Küçük yaşımda mucit…
Okudum yazdım yaptım
Filli saatler, benim
Hizmetçi robot benim
Hep düşündüm, düşündüm
Yazdım çizdim düşündüm
Sonunda karar verdim
Yazdıklarımı bir bir
Harekete geçirdim…
Sudaki esrarlı güç
Develerdeki hörgüç
Fillerin karnı havuz
Düşünceler hep yavuz…
Her yeni düşüncenin
Tılsımlı ışığı var
Biraz sonra robotlar
Oynayacak aşikâr…
Artık her bir oyunum
İlim ışığı olmuş
Tarihin sayfasında
Gerçek yerini almış…
Artuklu sultanının
Sarayında işim çok
Her gelen misafirde
Bana karşı merak çok…
Ben oyunda oyuncak
Gelenler eğlenecek
Hiçbir kaygı olmadan
Her gören şaşıracak…
Hayretle baka kalır
Sultan hemen uyanır;
“yaptığın eserleri
Hepsi şaheserlerin…
Yazılması gerekir…”
“Sultanım iyi fikir…”
Diye yazdım onlarca
El yazmalı eserler…
Renkli kalem kullandım
Hepsinde birer birer…
En ince ayrıntılar
Asırlar sonra bile
İlim güneşi olmuş
Gerçek nasiplisine…
Kaç asır sonra bilmem
Leonardo da vinci
Okumuş eserimi,
Esin kaynağı olmuş
O da bilgiyle dolmuş…
Su ile olan her şey
Bana da ilham olmuş
Yıl 1206
Krank mili icat ettim,
İki silindirli su pompası…
Sistemde dönen bir çark
Bir mil ile bir krank…
Bağlı olan çubuklar…
Dairesel hareketler…
Bu sistem günümüzde
Buhar makinesinde
İçten yanmalı motor
Mekanik otomatik…
Kontrol ünitesi…
Temelini belirler…
Ve daha neler neler
Dişliler ve hidrolik….
Mekanizmalar kurdum,
İlk su dağıtım sistemi
İle Şam, camilere
Ve Hastanelere su…
Verilmesi sağlandı…
Yaptığım eserlerden
En ilginci suda oynar
Tavus kuşu, otomatik
Kapılar, hidrolik güç…
Ey beni okuyan şanslı çocuk;
Sen hangisini seçersen seç
İster oyna ister dalga geç
Sonunda sen de ben gibi
Görürsün mucitliği…
Bak Leonardo davinci de
Benden etkilenmiş… hey
Sen de gel katıl bize
Lüzum yok fazla söze…
Oyunla başlar hayat
Sonra deme ki heyhat!..
Vakit nakittir derler
Kıssaları dizerler…
Her kıssadan bir hisse
İsteyene verirler..
Hayat bir garip oyun
Oyun içinde oyun…
Kader amele göre
Amel niyete göre
Değişir diye duydum
Ben de bu niyet ile
Birçok icatlar buldum
Böylece mucit oldum…
Haydi, gelin sizler de
Bu hayat oyununda
Hep verelim el ele
Işıklı fikirlerle
İcatlarda buluşup
Birer mucit olalım
Nihayet ölmez eser
Geleceğe sunalım…
(02.02.2018)
09.07.2025
Nihayet AĞÇAY
***
Artuklu sultanının baş mühendisi
Artuklu devletinde fiilen 25 yılını ilim icat mucitlik içinde dolu dolu yaşamış, yaşarken insanlığa ölmez eserler bırakmış mucit, yüzlerce icadı olan bir bilge…
Ender bulunan buluşların sahibi
Atadan dededen mühendis ruhuna sahip. sekiz asır önce yaşamış gerçek bir dahi….
on ikinci Asrın ilim Güneşi
orta çağ Avrupa’sının karanlık zamanlarında Türk islam ışığını gün yüzüne çıkaran bilim insanı
Cizreli Ebul İz;
onun hayatını okudukça ışıklı fikirler dolaşır zihninde insanın…
Bu güzel bilgileri torunlarımla paylaşmak istedim
İlk olarak yanımda Nil vardı ona okudum
Dinledi dinledikçe sorular sormaya başladı
Niçin nasıl gibi onlarca soru cevaplarını bekliyordu
Sadece ana başlıkları anlatmıştım yaptığı robotların sahibi Türk dehasını…
Bu gün herşey elektrik elektronik…
Olmadığı anda hayat duruyor
Oysa o çağlarda suyun gücü ile yapılan buluşlar günümüz de bile hayret uyandırıyor
Bir çok parçadan oluşan çeşitli oyuncak figürleri ile komplike grupların çalıştığı sıra ile gösteriler yaptığı saatleri anlatınca biz büyükler bile hayretler içinde düşünüyoruz
Sekizyüz yıl önceki el yazması kitaptan resimleri gösterdim hepsi hala çok canlı sarı yeşil kırmızı mavi gibi renklerin ayrıştırdığı şekiller… insanı zaman tünelinden Çağlar öncesine ışınlar mı
Beni ışınladı …
Artuklu sarayındayım
Cizreli ebul iz’ i izliyorum
Yaptığı her işi bulduğu her icadı önce yazıya döküyor
Sonra kağıttan maketini yapıyor iyice düşünüp sonunda işe başlıyor
Başarılar bir bir ortaya çıktıkça sarayda herkes hayran kalıyor
Bir gün sultanın değerli misafirleri gelir
Yemek ikram abdest..:
Bu işler için yapılmış robotlar iş başında
Görenler hayretle izler
Bir hizmetçi görünümündeki robot sağ eliyle su döker sol elinde bir havlu uzatıp hizmet eder
Bir başka robot şerbetçi yine insan görünümlü şerbet ikram eder
Yine şaşkınlık ve hayranlık içinde olan misafirler dinlenme salonuna geçirilir
Karşılarında yine çok karmaşık bir o kadar da güzelliklerle düşler alemindeki hayal bahçesine götüren filli saat…
Anlatmaya sözlerin yetersiz kaldığı bir manzara
Altta bir fil, karnında su deposu çarklarla çalışan tahta çömçeler kepçeler
Erkek görünümlü bir robot en üstte bir kuş ağzında bir yılan vakti gelince yılan yere düşer çarklar döner tekrar yukarı çıkar böylesi harika bir eser ve sahibi
Cizreli Ebul İz…
Artuklu sultanının baş mühendisi
Artuklu devletinde fiilen 25 yılını ilim icat mucitlik içinde dolu dolu yaşamış, yaşarken insanlığa ölmez eserler bırakmış
Mucit, yüzlerce icadı olan bir bilge
Ender bulunan buluşların sahibi
Atadan dededen mühendis ruhuna sahip. sekiz asır önce yaşamış gerçek bir dahi….
onikinci Asrın ilim Güneşi
orta çağ Avrupa’sının karanlık zamanlarında Türk islam ışığını gün yüzüne çıkaran bilim insanı
Cizreli Ebul İz;
onun hayatını okudukça ışıklı fikirler dolaşır zihninde insanın…
Bu güzel bilgileri torunlarımla paylaşmak istedim
İlk olarak yanımda Nil vardı ona okudum
Dinledi dinledikçe sorular sormaya başladı
Niçin nasıl gibi onlarca soru cevaplarını bekliyordu
Sadece ana başlıkları anlatmıştım yaptığı robotların sahibi Türk dehasını…
Bu gün herşey elektrik elektronik…
Olmadığı anda hayat duruyor
Oysa o çağlarda suyun gücü ile yapılan buluşlar günümüz de bile hayret uyandırıyor
Bir çok parçadan oluşan çeşitli oyuncak figürleri ile komplike grupların çalıştığı sıra ile gösteriler yaptığı saatleri anlatınca biz büyükler bile hayretler içinde düşünüyoruz
Sekizyüz yıl önceki el yazması kitaptan resimleri gösterdim hepsi hala çok canlı sarı yeşil kırmızı mavi gibi renklerin ayrıştırdığı şekiller… insanı zaman tünelinden Çağlar öncesine ışınlar mı
Beni ışınladı …
Artuklu sarayındayım
Cizreli ebul iz’ i izliyorum
Yaptığı her işi bulduğu her icadı önce yazıya döküyor
Sonra kağıttan maketini yapıyor iyice düşünüp sonunda işe başlıyor
Başarılar bir bir ortaya çıktıkça sarayda herkes hayran kalıyor
Bir gün sultanın değerli misafirleri gelir
Yemek ikram abdest..:
Bu işler için yapılmış robotlar iş başında
Görenler hayretle izler
Bir hizmetçi görünümündeki robot sağ eliyle su döker sol elinde bir havlu uzatıp hizmet eder
Bir başka robot şerbetçi yine insan görünümlü şerbet ikram eder
Yine şaşkınlık ve hayranlık içinde olan misafirler dinlenme salonuna geçirilir
Karşılarında yine çok karmaşık bir o kadar da güzelliklerle düşler alemindeki hayal bahçesine götüren filli saat…
Anlatmaya sözlerin yetersiz kaldığı bir manzara
Altta bir fil, karnında su deposu çarklarla çalışan tahta çömçeler kaşık görünümlü çalgıcılar yan yana dizilmiş hepsi hareketli müzikli ayrı ayrı musikiler…
ve horozlar hareketli kuşlar en üstte tavuskuşu …
Bu güzel robotların hepsinin görevleri ayrı
Dakikaları saatleri gösteren güzellikleri eşsiz eğlence içinde izledim mum ışığında ve su basıncı ile yaşanan o çağlara hayran kaldım
Artuklu sultanı her göreni hayran ve hayretler içinde bırakan bu eşsiz eserleri kitap haline getirmesini ister
Ebul İz severek kabul eder
el yazması eserleri insanlığa ışık tutar
Asırlar sonra Avrupa onun eserlerinden faydalı işler yapar mesela üç asır sonra
Leonardo da vinci hayretle eserlerini inceler kendine esin kaynağı olur
Yaptığı işler robotlarla sınırlın değil elbet
İki sistemli su pompaları günümüzde bile kullanılmaktadır
Ebul İz deyince Türkün dehası demek gelir aklıma
Bilimin öncülerinden
yüzlerce icadı olan mucit
Her alanda olduğu gibi ne hikmetse bizler büyüklerimizin değerini yeterince görmemiz mümkün olmamış!
Hep yabancılar almış bize satmışlar !…
Bizi bize yabancı kılmışlar
Torunumun “Artuklular neredeyse orda yaşamak isterdim”
Sözleri üzerine
Şimdiki Malatya Tunceli Diyarbakır Urfa Gaziantep bölgelerinin bir kısmını içine alan bir devlet olarak sekiz yüz yıl önce yaşamışlar
Şimdi o yerlerde yapılan kalıcı eserlerin bir kısmı ayakta örnek verecek olursak Diyarbakır’da kent kapısındaki eseri yaşıyor hala…
Eskiden her şehrin her kentin hatta her devletin giriş kapısı olurmuş ve o kapılar süslü güçlü güzel görünümlü görenleri hayran bırakırmış…
Bir an çocukluğumdaki oyunlara gittim
“Aç kapıyı bezirgan başı” bu oyunda kapı hakkı istenirdi
Arkamdaki yadigar olsun diye eller havada kapı şeklinde eğlenceli güzel oyunlar…
Günümüze döndüğümüzde ülke girişlerinde pasaport var vize var
Her oyun bir gerçeğin masalsı dokusunda gizlenir sırlanır
Bir gün İrana yolculuk sırasında karşımda Bezirgan” kent kapısı, hemen çocukluktaki oynadığımız oyunları çağrıştırdı… yabancılar pasaport gösterdi hepimiz geçmiştik
Her masal yaşanmış gerçek olayların oyunlaştırılmış halidir
Cizreli Ebul İz 70 yıllık ömründe yüzlerce ölmez eserlerle sayısız ilham kaynağı bırakmış gelecek mucitlere
Elimizde çok az eseri olmasına rağmen
Kayseri Erciyes üniversitesinde kendi adına bir laboratuvar olması çok sevindirici
Bence tüm lise ve yüksek okullarda ders kitabı olarak uygulamalı laboratuvar atölye ortamında okutulmalı gençlerimizin ufkuna ışıklı fikirler dolmalı
Kısaca onun için robotların ve mekaniğin babası demek çok yerinde olur
Cizreli Ebul İz El Cezeri, Türkün mucit atası
Tüm torunlarımızı topladım…
Alpler Alper’ler Alperen’ler Kürşatlar kaanlar mertler yiğitler maviler rüzgarlar zeynepler hepsi birden bir anda ışınlandılar
çalışma atölyesine Ebul İz’in
Çalışmalarını Pür dikkat izliyoruz
Önce uzun uzun düşündü, gözleri kapalı
Kalem kağıt çizimler yazılar anlatılar derken kağıt maketler başarı tamamlandı
Şimdi sırada tahta oymacılığı kesme biçme ölçme… derken birer birer robotik teknoloji ağır ağır ortaya çıkıyor…
Tüm parçalar tamamlanınca ekleme işleri
Suyun hareketi ve basıncı derken defalarca deneme yanılma ile başarılı sonuç ortada…
Gelenler nefesini tutmuş öylece bakıyordu
Hangi robota başlasa yine aynı yöntemi uyguluyordu
Zamansız ve mekansız yerde olduğumuzdan kaç gün veya kaç hafta kaldık bilinmez
Bilinen o ki mucit atamız
Gençleri çok sevdi gönüllü öğretmen oldu
İsteyen gence öğretme sözü verdi
Haydi kolay gelsin gençler
Torunlarım kendilerini iyice kaptırmış
Zaman tünelinden ayrılmak istemiyorlar
Bize düşen iz sürmek, ebul izin izinde
Ölmez eserlerin peşinde ilerlemek…
Daha anlatmadığımız onlarca hüneri mahareti var
Astronomi alanında çalışmaları uzun yılların emeğinde gizemini korur
Zaten yaptığı icatların tamamını “maharetli kitaplarında …” toplamıştır.
çalgıcılar yan yana dizilmiş hepsi hareketli müzikli en üstte kuş
Bu güzel robotların hepsinin görevleri ayrı
Dakikaları saatleri gösteren güzellikleri eşsiz eğlence içinde izledim mum ışığında ve su basıncı ile yaşanan o çağlara hayran kaldım
Artuklu sultanı her göreni hayran ve hayretler içinde bırakan bu eşsiz eserleri kitap haline getirmesini ister
Ebul İz severek kabul eder
el yazması eserleri insanlığa ışık tutar
Asırlar sonra Avrupa onun eserlerinden faydalı işler yapar mesela üç asır sonra
Leonardo da vinci hayretle eserlerini inceler kendine esin kaynağı olur
Yaptığı işler robotlarla sınırlın değil elbet
İki sistemli su pompaları günümüzde bile kullanılmaktadır
Ebul İz deyince Türkün dehası demek gelir aklıma
Bilimin öncülerinden
yüzlerce icadı olan mucit
Her alanda olduğu gibi ne hikmetse bizler büyüklerimizin değerini yeterince görmemiz mümkün olmamış!
Hep yabancılar almış bize satmışlar !…
Bizi bize yabancı kılmışlar
Torunumun “Artuklular neredeyse orda yaşamak isterdim”
Sözleri üzerine
Şimdiki Malatya Tunceli Diyarbakır Urfa Gaziantep bölgelerinin bir kısmını içine alan bir devlet olarak sekiz yüz yıl önce yaşamışlar
Şimdi o yerlerde yapılan kalıcı eserlerin bir kısmı ayakta örnek verecek olursak Diyarbakır’da kent kapısındaki eseri yaşıyor hala…
Eskiden her şehrin her kentin hatta her devletin giriş kapısı olurmuş ve o kapılar süslü güçlü güzel görünümlü görenleri hayran bırakırmış…
Bir an çocukluğumdaki oyunlara gittim
“Aç kapıyı bezirgan başı” bu oyunda kapı hakkı istenirdi
Arkamdaki yadigar olsun diye eller havada kapı şeklinde eğlenceli güzel oyunlar…
Günümüze döndüğümüzde ülke girişlerinde pasaport var vize var
Her oyun bir gerçeğin masalsı dokusunda gizlenir sırlanır
Bir gün İrana yolculuk sırasında karşımda Bezirgan” kent kapısı, hemen çocukluktaki oynadığımız oyunları çağrıştırdı… yabancılar pasaport gösterdi hepimiz geçmiştik
Her masal yaşanmış gerçek olayların oyunlaştırılmış halidir
Cizreli Ebul İz 70 yıllık ömründe yüzlerce ölmez eserlerle sayısız ilham kaynağı bırakmış gelecek mucitlere
Elimizde çok az eseri olmasına rağmen
Kayseri Erciyes üniversitesinde kendi adına bir laboratuvar olması çok sevindirici
Bence tüm lise ve yüksek okullarda ders kitabı olarak uygulamalı laboratuvar atölye ortamında okutulmalı gençlerimizin ufkuna ışıklı fikirler dolmalı
Kısaca onun için robotların ve mekaniğin babası demek çok yerinde olur
Cizreli Ebul İz El Cezeri, Türkün mucit atası
Tüm torunlarımızı topladım…
Alpler Alper’ler Alperen’ler Kürşatlar kaanlar mertler yiğitler maviler rüzgarlar zeynepler hepsi birden bir anda ışınlandılar
çalışma atölyesine Ebul İz’in
Çalışmalarını Pür dikkat izliyoruz
Önce uzun uzun düşündü, gözleri kapalı
Kalem kağıt çizimler yazılar anlatılar derken kağıt maketler başarı tamamlandı
Şimdi sırada tahta oymacılığı kesme biçme ölçme… derken birer birer robotik teknoloji ağır ağır ortaya çıkıyor…
Tüm parçalar tamamlanınca ekleme işleri
Suyun hareketi ve basıncı derken defalarca deneme yanılma ile başarılı sonuç ortada…
Gelen misafirler nefesini tutmuş öylece bakıyordu
Salonda bulunan büyük havuzda yüzen kayıklar içindeki oyuncak çalgıcı hareket eden robotlar görenleri hayretler içinde hayran bırakıyor…
Yüzlerce icat mizah yoluyla insanları hem eğlendiriyor hem de düşündürüyordu
Onun güzel bir sözü var “ uygulanmayan teori doğru ile yanlış arasında bir yerdedir” bu ilke ile hayal ettiği her şeyi uygulamış denemelerle başarıya ulaşmıştır
Ebul iz El cezeri icatlarını yaşam kılavuzu yapmış çağının ilim Güneşi olmuş bir mucit
Hangi robota başlasa yine aynı yöntemi uyguluyordu
Zamansız ve mekansız yerde olduğumuzdan kaç gün veya kaç hafta yahut kaç yıl kaldık bilinmez…
Bilinen o ki mucit atamız
Gençleri çok sevdi gönüllü öğretmen oldu
İsteyen gence öğretme sözü verdi
Haydi kolay gelsin gençler
Kaan ve Mert havuzdaki kendi kendine yüzen eğlenceli vapuru yapmaya karar verdi önce kapıda çizimleri yaptı hesaplamalar düşünmeler derken tardıma mucit aramız geldi el verdi tıkandığı noktaları izah etti ve sonunda maketler hareket etti
Yaşasın başardık defi kendi kendine
Diğer torunlarım işin güzel olduğu kadar çok zor olduğunu fark edince grup çalışmasına başladılar Alper, Alp, Alperen birlikte karar verdiler diğerlerinde de aynı fikir oluştu…
Kızlar ve erkekler büyük bir çember oluşturdular
Fikirleri lazım olan kağıt kalem çizimler derken yine tek kandıkları anda mucit atalarını göz Kaş işaretiyle yardıma çağırdılar
Aslında mucit ata onları uzaktan izliyor yardım anını bekliyordu
Yaptığı her icadı tüm katılan çocuklara uygulamalı olarak hem anlattı hem öğretti…
Çocukların zihninde kalan bu güzel anlar onlara edin ilham mucit olma aşkını aşılamış bambaşka bir hal ile yerlerinde duramıyorlardı
Yıldızlarla Olan bağlarını yıldızlara göre gemilerin yolunun rotası nasıl hesaplanır
Masal dinler gibi şaşkınlıkla dinledikleri…
Torunlarım kendilerini iyice kaptırmış
Zaman tünelinden ayrılmak istemiyorlar
Bize düşen iz sürmek, Cizreli ebul iz’in izinde
Ölmez eserlerin peşinde ilerlemek…
Daha anlatmadığımız onlarca hüneri mahareti var
Astronomi alanında çalışmaları uzun yılların emeğinde gizemini korur
Zaten yaptığı icatların tamamını “maharetli kitaplarında …” toplamıştır.
Yaptığı Eseler’den onun kitaplarındaki tarihlerden 1136-1206 yılları arasında en verimli yıllarının geçtiğini anlıyoruz
Kedin olarak doğum ve ölüm tarihleri belli olmasana onun 12.yüz yılda yaşamış Türk ün dehası robot tekniğinin babası diyebiliriz
Su dağıtım sistemleri o kadar faydalı ki zamanın mucidi Artuklu devletinin tüm çevresine Suriye hastane ve camilerine su taşıma sistemleri hizmete girmekle o çağlarda mucitlerin Güneşi olmuş insanlık tarihine aktın imzalar atmış
Su gücü ile çalışan bir çok kaldırma makineleri
Yine su gücü ile hareket eden tavuskuşu
Aynı şekilde su gücü ile çalışan ilk otomatik kapılar da onun ederidir
Buluşlarından bazıları robotlar su saatleri su makineleri şifreli kilitler kasalar termoslar otomatik çocuk oyuncakları
Otomatik yüzen kayıklar
Su tulumbaları
Kısaca yaptığı her icadı suyun gücü ile yapmıştır
O asırlarda saat kavramı en uzun güne göre 14,5 saat olarak hesaplanmış
29 top, her yatım saatte yukarıdan aşağıya suyun gücü ile düşer
gün sonunda 29 top aşağıdaki hazineye iner yeni günde tekrar toplar yukarı yerleştirilerek potansiyel enerji kinetik enerjiye dönüşür suyun gücü aynı anda birçok robotik hareket ile insanı şaşkınlık içinde bırakan su saati mühendislik harikası olarak zaman tünelinden sakız asır öncesinden yüzümüze Güler gülümseyerek gençleri çağırıp gönüllü öğretmenlik yapmak isteyen mucit atamızı Türk’ün dehası olarak gönülden selamladım
Her güzel olanı seven çok olur
İsmail ebul iz elcezeri
Cizreli ebul iz el cezeri çeşitli isimlerle anılan cezeri her tanıyanın hayranlığını kazandığından ona çık sahip çıkanlar olmuş
Araplar İranlılar Kürtler oysa gerçek şu ki
Oğuz beylerinden Artuklu Sultanı sarayında dede baba oğul mühendis ailenin baş mühendisi olarak 25 yıl çeyrek asır mesleğinde ilerler …
Sultanı eğlendirme mizahı olarak robotik çalışmaları onu gelecek kuşaklara bilim Güneşi yapacaktı…

