Site icon

DÜŞÜNCEYİ ÖLDÜREN MANTIK, TOPLUMU ÇÜRÜTÜR!

Spread the love

DÜŞÜNCEYİ ÖLDÜREN MANTIK, TOPLUMU ÇÜRÜTÜR!

Siyasilerin, medya allamelerinin, sözde kanaat önderlerinin, dolayısıyla onlardan etkilenen sıradan vatandaşın birinci önceliği; doğruyu araştırmak, gerçeğe ulaşmak değil. Herkes; ön kabullerinin, bağlı olduğu topluluğun ve  değerlerin yüceliğini  kanıtlama çabasında. Haklılık, haksızlık hiç önemli değil. Bu uğurda akla aykırılıktan, mantıksızlıktan, yalandan, iftiradan, sahteliği gün gibi ortada belgeler kullanmaktan hiç çekinilmiyor. Daha garibi böyle çarpık akıl yürütenler, zırvalarına kendileri de inanıyor.

Siyasette, ekonomide, dış politikada binlerce örneği her an gözümüzün önünde. Meselâ, az maaş zammını savunan siyasetçi, “Çok verirsek çok harcarlar, enflasyona yol açılır. Az vererek iyilik yaptık.” diyebiliyor(!) Emeklilerin bir türlü ölmediğinden yakınan var (!) Öteki biri, eskiden okullarda cadılar bayramı kutlandığını iddia ediyor (!) Bir konuda bahane bulmakta zorlanan,  “Dış güçler” deyip işin içinden sıyrılıyor (!) Pazarda mikrofon tutulan kadın, pahalılığı muhalefetin yaptığını söylüyor. Din adamlarının bir kısmı pek âlem. Kur’an, sayısız ayetinde aklı, düşünmeyi öne çıkarırken akıl dışı hurafelere sarılanlar var. Sayelerinde İslamiyet, akıl ve mantık dışı bir garip dine dönüştü. Din çevreleri, insanların dinden soğuduğundan yakınıyor.

Aynı kafa, sporda… Bu hafta iki büyük takımın yabancılarla maçı vardı. Televizyonlarda, sosyal medyada iki gündür bir alay yorumcunun ve onlardan geri kalmayan taraftarın saçmalamalarına rastlıyorum. İki maçın da millî maç gibi görülmesi gerekirken pek çok gönlün İtalyan ve İngiliz takımlarından yana olduğunu görmek çok üzücü. Dahası konuşanların büyük çoğunluğu zaferi küçümseme ya da abartmada, yenilgiye bahane üretmede akılları zorluyorlar. Eski defterler karıştırılıyor; yalan yanlış örneklerle iddialar kanıtlanmaya çabalanıyor. Genel olarak düşünce silsilesi çok bozuk.

Birine sevinip diğerine üzülerek dersler çıkarmak, gerçekçi önlemler ortaya koymak gerekmez mi? Herkes türlü çeşidine tanık olduğu için iki örnek vermekle yetinecek, daha fazlasıyla sözü uzatmayacağım: İddialı taraftar, “Bu mutlu yenilgi bu sezon şampiyon olacağımızın ilanıdır.” diyor. Öteki biri, “Yenilen İtalyan takımı tarihinin en kötü, yenen İngiliz takımı tarihinin en iyi dönemindeydi.” diyebiliyor. Spora bulaşan düşmanlık akılları baştan almış.

Komisyon, (Uzun ve gerçeklerle uyuşmayan adı yerine, kısaca Komisyon diyorum.) altı aydan fazla çalıştı. Raporlarını verdiler; ama hepsi ilerde başımıza iş açılır korkusunda görünüyor. Komisyondaki çalışmaları için yasal güvence istiyorlar. Çelişki değil mi? Bu işin öncüsü partinin temsilcisi, raporu eleştirenlere kızıyor. “İdealist insanların çizgileri sabittir. Kişi ya da gruplara yaranmak için çizgisinden sapmazlar. Yalaka, yapmacık, esnek ve gevşek olmazlar. Diliyle içi bir, dürüst, karakteri sabit olup karşısındakine göre değişiklik göstermezler.” diyor. Çok değil, birkaç yıl önceki tavırları, sözleri ile bugünkülerin taban tabana zıt olduğunu unutmuş.  

Beni asıl düşündüren ve üzen şey; toplumda düşünce, akıl yürütme, araştırarak gerçeği bulma konularında  görülen çürümedir. Bilimsel düşüncenin gelişebilmesi için kişinin önce mantıklı düşünmeyi becerebilmesi gerekir.

Mantıklı düşüncenin dört temel niteliği vardır: Özdeşlik ilkesi, çelişmezlik ilkesi, üçüncü halin imkansızlığı ilkesi, yeterli neden ilkesi. Yazının üst bölümlerinde sözü edilen düşünceler, bunların en az birine aykırıdır. Düşünce düzeyi bu olan insanlar, yaratıcı düşünce üretemez, o toplum bilim toplumu olamaz. Yazık, çok üzücü…

21.02.2026

Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ

E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

Exit mobile version