Bizim binanın altında rağbet gören bir kuaför salonu var. Patronu 40 metre kadar ilerde köşeyi dönünce ikinci binada oturuyor. Evlerinin tam karşısında Konya’da uzak semtlerde oturanların çocuklarını kaydettirebilmek için her yola başvurdukları, çok iyi olarak ün yapmış … ilköğretim okulu var.
Bizim kuaförün kızı okula başlamış, geçen gün sohbet ederken konu açıldı, kızını hayli uzakta, herhangi bir özelliğiyle öne çıkmamış bir okula kaydettirmiş. Servisle gidip geliyormuş. Çok şaşırdım, niçin evinin karşısındaki ünlü okulu istemediğini sordum. Okulda sığınmacı yoğunluğu olduğunu söyledi.
Okul giriş çıkış saatlerinde sığınmacı olduğu belli birçok annenin çocuklarını okula götürüp getirdiğini görüyordum; ama kuaför arkadaşımı etkileyecek yoğunlukta olduğunun farkında değildim. Geçen gün okulun yanından geçerek bir yere gidiyordum. Dinlenme arasıydı, bahçede çocuklar bağırışarak koşuşturup duruyordu. Dikkat ettim bağırışların pek çoğunda aynlar, gaynlar, halar, hılar çatlatılıyor; Osmanlı dönemi Türkçesinden âşinâ olduğum sözcükler havalarda uçuşuyordu.
Bizim apartmanda, yanımızdaki binalarda, karşıdaki bloklarda, yan taraftaki askeri lojmanlarda henüz sığınmacılar yok; ama yakın çevreye epey yerleşmişler anlaşılan. Kendi kendime “ ‘ENSARIZ, tek milletiz!’ diyen, sıkıntısını önemsemeyecek.” dedim.
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb.

