GÖÇ ETTİRME (TEHCİR)
Ermeni isyanları, ihanetler, yaptıkları katliamlar ve bunlar yüzünden alınan önlemler sonucunda yaşanan göç ettirme (tehcir) konusunda Rusya dahil, bütün Batı ve Hristiyan dünyası, hatta müttefikimiz Almanya olayların Ermenilerden yana tarafı, kışkırtıcısı, sonrasında destekçisi konumundadır. Bu yüzden olayların tarihi yönünü, soykırım yalanlarını, gerçekleri bizden çok daha iyi bilmektedirler. Dolayısıyla dünyaya tarihi gerçekleri kanıtlama çabaları bilimsel alanla sınırlıdır. Ne kadar çabalanırsa çabalansın bilim ahlâkı ve onuru yüksek bazı akademik çevreler dışında sonuçsuz kalmaktadır. Çünkü konu, tümüyle siyasi istismar aracı olmuştur, Türkiye ile sorunu, beklentileri olan ya da olmayan bütün ülkeler tarafından ısrarla kullanılmaktadır.
Wilson Plânı‘nı ortaya koyan ABD ile Sevr’i uygulatamayan, Lozan’da boyun eğmek zorunda kalanların hüsranının yansımasıdır görünenler. Osmanlı sınırları içinde, bugün Türkiye sınırları dışında kalan yerlere göç ettirilen Ermeni sayısı Osmanlı kayıtlarına göre 925.000 kişi kadardır. Farklı kaynaklarda 1.500.000’e kadar çıkarılmaktadır. Wilson’un Ermenistan’a vermeyi plânladığı topraklarda bu göç ettirilenler olmadan nasıl devlet olunacaktır. Göç ettirme, emperyalizmin plânlarına öyle büyük bir darbe vurmuştur ki, acısı hâlâ capcanlı yaşanmaktadır. O günlerin intikamı hırsıyla kin kusmaya devam etmektedirler.
Göç ettirmeyle bugünün Türkiye’sinde yaşanabilecek iç karışıklıkların da peşinen bertaraf edildiği, millet birliği konusunda çok önemli bir adım olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bugün Türkiye’de beş – altı milyon (belki daha fazla) Ermeni olduğunu şöyle bir hayal edin(!) Göç ettirme, bugünkü millî varlığımız için en doğru kararlardan biri olmuştur. O kararı alanlara minnet borçluyuz. Milletimiz bu gerçeği iyi bilmeli, doğru anlamalı ve konuya sahip çıkmalıdır.
Yeri gelmişken Millî Mücadele’den sonra 1923’te mübadele yoluyla yaklaşık 1.200.000 Rum’un Yunanistan’a gönderilmesi ve yaklaşık 500.000 Türk’ün yurda getirilmesi konusu da aynı çerçevede değerlendirilmelidir. Sosyolojik olarak imparatorluk tebaası kozmopolit halktan millet olmaya dönüşümün önemli evreleri.
Tarih araştırmaları, tarihî gerçeklerin ortaya konması bakımından her türlü gayretin sürdürülmesi, kendi halkımızın aydınlatılması önemlidir. Ancak devletler ve hükümetler düzeyinde gerçeklerin hiçbir öneminin olmadığı, siyasi alana taşınan konularla mücadelenin sadece siyasetle olabileceği hiç unutulmamalıdır. Millî güç unsurlarıyla, jeostratejik konumuyla öne çıkan bir Türkiye, doğru dış politikalar ürettiği sürece hiçbir ülke, Ermeni ütopyası ve yalanları yanında yer almaz, alamaz. Gerekli olan, dostluğuna özenilen, düşmanlığından çekinilen güçlü Türkiye’yi yaratmak ve doğru dış politikadır.
26.04.2026
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Eebiyatçı / Stratejist

