İLBER ORTAYLI’NIN ANISINA
13 Mart 2026 hepimizin yüreğini sızlatan bir gün. İlber Ortaylı hocamız aramızdan ayrıldı.
O, bir tarihçi olmanın ötesinde, bir medeniyet anlatıcısıydı. Savaş sonrası bir göçmen kampında doğmuş, valizinde birkaç kitapla Anadolu’ya gelmiş, sonra o kitapları milyonların kalbine yerleştirmiş bir adamdı. Bilgiyi elitlerin tekelinden alıp sokaklara, kahvehanelere, televizyon ekranlarına taşıdı. En karmaşık konuyu bile sanki çay bahçesinde sohbet eder gibi anlatırdı; ne kibir, ne yapmacıklık… Sadece merak ve saygı.
Türkçeyi öyle bir severdi ki, kelimelerin hakkını teslim etmek onun için bir borç gibiydi. “Tarih hafızadır.” derdi ya, işte o hafızayı canlı tutmak için ömrünü verdi. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Avrupa’dan Asya’ya; her köşeyi, her travmayı, her zaferi dürüstçe anlattı. Bazen azarladı, bazen güldürdü, ama hep düşündürdü.
Şimdi o derin, hafif boğuk sesi eksik kalacak salonlarda.
O keskin bakışıyla “Ya hu, bu nasıl bir cehalet!” dediği anlar eksik kalacak. Ama bıraktığı yüzlerce saatlik konuşma, onlarca kitap, binlerce öğrencinin zihninde hâlâ capcanlı.
İlber Hocam!
sizden öğrendiğimiz en kıymetli şey belki de şuydu:
Tarih, sadece geçmiş değil; aynı zamanda vicdandır, aynadır ve en önemlisi cesarettir.
Işıklar içinde uyuyun Hocam!
Bizi uyandırmaya devam edin… Her okuduğumuz satırda, her sorduğumuz soruda…
Rahmetle, minnetle, biraz da buruk bir gülümsemeyle anıyoruz sizi.
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
13 Mart 2026
M. Hüseyin OĞUZ

