KIBRIS VE MEHMETÇİK
Kıbrıs Harekâtı öncesi, 1970-1972 yilları. O dönemde Kıbrıs’taki Türk Alayında görevlilerin yarısı değiştirme birliği gönderilerek değiştirilirdi. Terhis vakti gelen erat, görev süresi dolan subay, astsubaylar döner; yerlerini giden değiştirme birliğindekiler alırdı.
İstihkâm mal saymanıyım o dönemde. Her Kıbrıs değiştirme birliğiyle adaya gidiyor, Kıbrıs Türk Alayının ihtiyacı olan İstihkâm malzemesi ikmalini yapıyorum. Biz malzemeleri indirmeden önce, adaya inecek birlik iniyor, ülkemize dönecek diğer birlik törenle biniyor. Ancak her hareket, her jest büyük bir disiplin içinde, dosta düşmana mesaj veriliyor. İstiklal Marşı okunuyor. Magosa limanında bir bayram havası.
Erkin gemisinin üst güvertesinde küpeşteye yaslanmış izliyorum. Muhteşem bir görüntü. İskenderun’un sıcağında aylarca eğitim görmüş, yanmış, buğday benizli, sert bakışlı, boylu poslu, heybetli, dimdik Mehmetçikler göz dolduruyor. Görenlerde çelikten yapılmış, mermi işlemez gövdeler olduğu duygusunu uyandırıyor. Büyük bir disiplin, düzen, dostu güldürüyor; düşmana ürküntü veriyor. Tören biriminde bir ara ülkeye dönecekler arasındaki Alay komutanı şöförü Mehmetçiğin çakı gibi selam durup komutanının elini öperek vedalaşması, komutanının onun yanaklarını öpmesi, vefa, gözlerimi doldurdu. Her zaman, her yerde komutanla Mehmetçik arasında tanığı olduğum bu baba oğul ilişkisi beni duygulandırmıştır.
Her yerde Rum ve BM görevlileri var, her hareketi yakından izliyor; anlaşmalara aykırı kişi ve malzeme indirilmesini engellemek istiyorlar. Gemi merdiveni çıkışında bir BM Barış Gücü subayı ve bir Rum görevli durup inenleri gözlüyor, ellerindeki listelerle karşılaştırıyorlar. Her Mehmetçiğin yakasına iliştirilmiş iki el kadar bir kağıt bir tür pasaport görevi yapıyor. Gemide Mehmetçikler bir onursuzlukla karşılaşırlarsa, aranmaya teşebbüs edilirlerse kabul etmeyip gerekirse zora başvurma konusunda uyarılıyordu. “Gerekirse olay çıkarın. Gerisini biz çözümleriz.” deniyordu.
Malum, kötü niyetli, Rum yanlısı bazı BM görevlileri, böyle aşağılayıcı tavırlar sergilemek için fırsat kolluyordu. Onlar hiçbir zaman tarafsız olmamışlar; daima Rum’un, Sırp’ın, Hırvat’ın… yanında olmuşlardır. Bosna’da Hollandalı BM görevlilerinin soykırıma açıkça fırsat, hatta destek vermeleri gibi. 11 Temmuz 1995 tarihinde Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kasabasında, Sırp güçleri tarafından Hollanda askerlerinden oluşan BM Barış Gücü’nün korumasında olan sekiz binden fazla Müslüman erkek ve çocuk acımasızca katledilmişti
Mehmetçikler lumbar ağzına (gemi merdiveninden önceki son çıkış bölümü) gelince dönüyor, geminin sancağını selamlıyor, sert adımlarla koşarak merdiveni inip alanda alanda yerini alıyor. Bir Mehmetçik merdivenin sonuna geldiğinde yakasındaki kâğıt, rüzgardan döndü. BM Barış Gücü subayı belki de refleks olarak düzeltip görmek için elini uzattı. Mehmetçik, kendisini aramak istiyor sanarak Yaradan’a sığınıp adamın suratına yumruğu geçirdi. Adam kalıp gibi sırt üstü düşüp kendinden geçti. Ortalık karıştı, ambulans geldi, iniş bir süre durduruldu. Kısa bir müzakerenin ardından inişe devam edildi. Nakavt olanın yerini bir başka subay aldı. Ama artık hem o, hem Rum görevli merdivenden beş metre ötede duruyorlardı. Göğsüm iftiharla kabardı. Bizim Mehmetçik bambaşkadır.
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

