Site icon

KÖTÜ SİYASETÇİ, İYİ SİYASETÇİYİ KOVAR.

Spread the love

KÖTÜ SİYASETÇİ, İYİ SİYASETÇİYİ KOVAR.

Siyaset, sadece ülke yönetiminde söz sahibi olmak için yapılmaz. Ülke yönetiminde söz sahibi olmak için önce mensubu olduğu siyasi parti içinde söz sahibi olmak gerekir. Mücadele çok erken yaşlarda, gençlik kollarında başlar. Bu, aynı amaçtaki kişilerle yarış demektir. Dolayısıyla siyaset, sadece idealler uğruna yapılmaz; kendi ikbali için de yapılır. İdeale, davaya hizmet edebilmek için belli bir noktaya yükselmeye çabalamak meşrudur. İyi siyasetçiler bu konuda meşru yollara başvururlar. Onlar etik değerleri korumaya çalışırken kötü siyasetçiler Machiavelli’nin “Amaca ulaşmak için her yol mübahtır. (uygundur).” sözünü benimserler. Dolayısıyla yapmayacakları şey yoktur.

Ülkelerin kazanılan bir savaş sonrasında kurulduğu ilk yıllarda siyaset; kurtarıcıların, gerçek vatanseverlerin, ülkü sahibi, dürüst, liyakatli, özverili kişilerin elindedir. Savaşı onlar vermiş, ülkeyi onlar kurtarmıştır. Ancak, ortalık durulduktan bir süre sonra, o seçkin niteliklere sahip olmayan pusudaki birileri siyaset sahnesinde görülmeye başlanır. Hep bir kenarda durmuş, ortaya çıkmak için elverişli ortam beklemişlerdir. Kısa sürede yükselirler. 

İyi siyasetçi, halk dalkavukluğu yapmayı bilmediği gibi, tepedekilere dalkavukluk etmeyi de onuruna yediremez; doğrucudur, çıkar peşinde değildir; Ali’ni külahını Veli’ye Veli’ninkini Ali’ye giydirmeyi beceremez. Kötü siyasetçi, eninde sonunda yerine göz diktiği iyi siyasetçinin ayağını kaydırır. Ekonomideki “Kötü para iyi parayı kovar.” tespiti, siyaset alanında da ortaya çıkar. 

İyi yalan söyleyen, söyleyemeyenin; utanması olmayan, yüzü kızarabilenin; Allah’tan korkmayan, korkanın; ahde vefası olmayan, olanın önüne geçer. Kanserli hücre gibi yayılırlar. İyiler, ilkelerindeki basit farklılıklar yüzünden birlik oluşturamazken; kötüler, kötülükte kolayca birbirine kenetlenirler.

İhanetler, partisini ve davasını satmalar sıklaşır. Birtakım çıkarlar karşılığında o partiden bu partiye kırk parti gezen, bu yüzden “fırıldak” lakabı takılan kişiler çıkar. Çok inanılan, yıllarca ardından gidilen kişi bir bakılır karşı tarafın kucağında. Kime güvenileceği, hangi siyasetçinin çıkar peşinde koştuğu, ne zaman davasına ihanet edeceği bilinemez. En beğenilen siyasetçi için bile “Acaba bu da mı?” endişesi, burgu gibi beyinleri oyar. “Ülkeme bir de böyle hizmet edeyim.” diyerek davet üzerine siyasete girmiş emekli yüksek bürokratlar, seçkin nitelikli kişiler, pişman olarak siyasetten elini ayağını çeker. Bütün ülkelerde böyledir. Sadece halkın eğitim düzeyinin çok yüksek olduğu ülkelerde iyi siyasetçilerin çoğunluğu oluşturduğu, kötü siyasetçilerin kısa zamanda foyalarının ortaya çıktığı görülür. 

Ne yazık ki, bu kötülükten kaçmak pek mümkün değildir. TEK ÇARE, halkın eğitim düzeyinin yükselmesi; iyiyi, kötüyü ayırt edebilmesidir. Kötü siyasetçinin en büyük desteği cahil halk kitleleridir. “İnsanoğlu nisyan (unutma) ile maluldür (hasta).” denmiş. Siyasetçinin, her yalanını hiç sorgulamadan yutacak; bütün başarısızlıklarını ve yanlışlarını birkaç gün içinde unutacak, basit çıkarlar peşinde koşacak cahil seçmenlere ihtiyacı vardır. O yüzden bunlar, daima eğitim öğretimi baltalamaya çalışırlar. (09.08.2024)

Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ

E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

Exit mobile version