Site icon

MATEMATİK DİLİ GÜZEL TÜRKÇEMİZ (2)

Spread the love

MATEMATİK DİLİ GÜZEL TÜRKÇEMİZ (2)

Önceki yazımda Türkçenin yabancı dil bilginlerince de övgüyle söz edilen güzelliklerine yer vermiş, sınırsız sayıda sözcük üretme olanağı sunduğunu belirtmiştim. Bu nedenle, dilimize yeni yeni yabancı sözcükler sokmaya gerek olmadığını, Türkçenin bunlara karşılık üretebilecek yeterlilikte büyük bir dil olduğunu yazmıştım.

Dünyada başka dillerden etkilenmemiş, sözcük almamış, yüzde yüz arı hiçbir dil yoktur. Hele çağımızda ülkeler ve diller arasında iletişim ve etkileşimin ne kadar arttığı düşünülürse bu çok olağandır. Meselâ, İngilizcedeki sözcüklerin yaklaşık % 75’i yabancı kökenlidir. Dilin ses yapısına uygun, yabancılığı sezilmeyen bazı yabancı sözcükler dile güzellik de katabilir. Ancak başka dillerden sözcük alımında ölçü kaçırılmamalıdır. 

Benzetmek uygunsa çorbayı tatlandırmak için tuz, biber, baharat serpmek, limon sıkmak gibi olmalıdır yabancı sözcük alımında ölçü. Çorbaya bir şeyler serpmede aşırı giderseniz içilmez olur. “Osmanlıca” denen “Osmanlı Dönemi Türkçesi”, daha doğrusu o dönemin aydınlarca kullanılan yazı dili, Arapça, Farsça sözcüklerle Türkçeyi boğmuştur. Bazen koca bir paragrafta sonundaki “-dır” ekinden başka Türkçe sözcük bulunmadığı görülür. Şiir dili de öyledir. 

XVI. YY. Divan şiirinin zirvesi Bâkî’nin “terkib-i bent” biçiminde Kanûnî Mersiyesi‘nin birinci beytindeki Türkçe sözcükler yalnız “Ey ve ta” ünlemleridir: “Ey pây-bend-i dâm-geh-i kayd-ı nâm u neng / Tâ key hevâ-yı meşgale-i dehr-i bî-direng.” XVII. YY. Divan şairi Nâbî’den daha anlaşılır bir beyt: “Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz / Biz neşâtın da gamın da rûzigârın görmüşüz.” Yalnızca yinelenen “hem, da” bağlaçları, “biz” adılı ve “görmüşüz” redifi Türkçedir. Baki’nin beytinden farkı, halk dilinde de kullanılan “bahar, gam, rüzgar” sözcüklerinin kullanılmasıdır. Günümüzde aynı tehlike Batı dilleri eliyle kapımızı çalıyor. Eğer önlem alınmazsa bu kez İngilizce boğacak Türkçeyi.

Başka dillerden Dil Bilgisi (Gramer) kuralı alınması dilin yapısını bozarak ağır yıkıma yol açar. Bu yüzden yabancı dillerden sözcük alınsa bile asla Dil Bilgisi kuralları alınmamalıdır. Osmanlı döneminde ad ve sıfat tamlamaları kurulurken Arapça ve Farsça tamlama kuralları kullanılmıştır. Türkçe ad tamlaması “yetimler evi” yerine Arapça kurala göre Arapça iki sözcükle tamlama kurularak “dâr’ül-eytâm”, Türkçe sıfat tamlaması “kâmil (olgun) insan” yerine Farsça kurala göre tamlama kurularak “insan-ı kâmil” denmiştir. Hatta öyle ileri gidilmiştir ki, Arapça “resm” ve Türkçe “geçit” sözcükleri Farsça tamlama kuralına göre “resm-i geçit” biçimine getirilerek iki sözcüklük bir öbekte üç dilin çorbası oluşturulmuştur.

Türkçede adları çoğul yapmanın tek ve kesin kuralı, ses uyumuna göre “-lar/-ler” ekini getirmektir. Arapçada değişik kalıplar kullanılarak pek çok çoğul yapma kuralı vardır. “Türk” sözcüğü “Türkler” biçiminde çoğul yapılmamış, Arapçaya da aykırı biçimde, sözcük sanki Arapçaymış gibi “ef’âl” kalıbında “Etrâk” sözcüğü türetilmiştir. Bir Arap’a “etrâk” sözcüğünü sorsanız bilmez.

Benzer tehlike, Batı dillerinden kural alınması biçiminde bugün de karşımızda. Türkçe “Turgay’ın Aşevi” denmesi gerekirken “Restoran Turgay” “Cafe Bosphorus” “Kebap 49” vb. yazılış ve söyleyişler yaygınlaşıyor. Siz hiç Türkçe Dil Bilgisi kurallarına uygun, Türkçe berber tabelası gördünüz mü? En hallicesi “Barber Shop”, biraz ötesi “Haircut Expert”. Türkçe tabela asmak sanki çok ayıp. Tabela kirliliği küçük Anadolu kasabalarına bile yayıldı. Bir de “Derwish Döner / Pasha Cafe / Efendy /  Simitchi” yazınca sınır atladığını, daha çok müşteri çekeceğini sananlar var.

Türkçenin matematik kesinlikte kurallı ve mantıklı yapısı, öğrenilmesini çok kolaylaştırır. Ünlü uyumları sözcüklere gelecek yapım ve çekim eklerini belirler. Kalın ünlü ile biten sözcüklere kalın ünlülü, ince ünlü ile biten sözcüklere ince ünlülü ekler getirilir. Eklerin köklere kattıkları anlam ve görev bellidir. Kök sözcüğün anlamını bilen, türeyen sözcüğün anlamını da bilir. Tek başına cümle oluşturan “Tat-sız-laş-mış-lar-dı.” “Yüz-süz-leş-miş-ler-di.” sözcüklerinin anlamını bilmek için “tat ve yüz” köklerinin anlamını bilmek yeter. 

Örnek olarak, Türkçe bütün ad türü sözcüklere “-lı/-li/-lu/-lü” eki getirerek olumlu, “-sız/-siz/-suz/-süz” eki getirerek olumsuz sıfat türetebilirsiniz. “Tat-lı, tat-sız, yağ-lı, yağ-sız, çocuk-lu, çocuk-suz vb.” bu yapıyı öğrenen bir yabancı bir anda yüzlerce yeni sözcük öğrenmiş olur. “Su ve toz” sözcük köklerini biliyorsa ilk kez duyacağı “sulu, susuz, tozlu, tozsuz vb.” sözcüklerin anlamını bilir.

Türkçede sözcük öbekleri, birleşik sözcükler kurarak da yeni sözcükler oluşturulabilir. Bu da oldukça geniş olanaklar sunar bize. “Ört-ü” sözcüğü, bir şeyin üstüne serilip onu koruyan, görülmesini engelleyen, süsleyen şeylerin genel adıdır ve “ört-mek” eyleminden türetilmiştir. Hangi eşya için kullanırsanız onunla birleşik ad yaparak yeni sözcük oluşturabilirsiniz. “Başörtüsü, sehpa örtüsü, araba örtüsü, masa örtüsü…” Bugün olmayan, yeni icat edilen bir eşya ortaya çıktığında onun üstüne örttüğünüze de “… örtüsü” diyebilirsiniz.

Ateşkes, dedikodu, gecekondu, açıkgöz, aşçıbaşı, başsavcı, pisboğaz, köpek balığı, ateş böceği, Samanyolu, aslanağzı, devetabanı, sütkardeş…” örneklerinde olduğu gibi binlerce birleşik ad ya da “ateş etmek, hasta olmak, namaz kılmak, oyun yapmak, affeylemek, gelebilmek, koşuvermek, bakakalmak, düşeyazmak” örneklerinde olduğu gibi binlerce birleşik eylem oluşturabilirsiniz.

Yabancı sözcüklere Türkçe karşılıklar üretmemiz gerektiği bilinci, herkesin benimseyeceği, karşı çıkmayacağı bir ülkü. Bu konuda birinci sırada kimlere nasıl görevler düşmektedir? Bu sorunun yanıtını bir sonraki yazımızda aramaya çalışacağız. Sağlıcakla kalınız.

25.05.2026

Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ

E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

Exit mobile version