MİLLÎ MÜCADELE’NİN GİZLİ KAHRAMANLARINDAN: HORTUNALI HAMİT EFE
Hortunalı Hamit Efe (ya da Yazıbaşı’lı, Hortuna’lı Hamit Efe),
Ege’nin yiğit efelerinden, MilliîMücadele’nin gölgede kalmış fakat gönüllerde taht kurmuş destansı bir kahramanıdır. Torbalı’nın eski adıyla Hortuna (bugün Yazıbaşı) köyünden çıkan bu genç Yörük, vatan toprağının işgal altında inletildiği kara günlerde, dağların kartalı gibi kanat açmış, zulme karşı amansız bir fırtına olmuştur.
1893 civarında doğan Hamit Efe, tam bir Yörük evladıdır; dağların sert rüzgârında yoğrulmuş, at sırtında büyümüş, özgürlüğün ve onurun kanında aktığı bir yiğittir. İzmir’in 15 Mayıs 1919’da Yunan ordusu tarafından işgaliyle birlikte Torbalı ve çevresi karanlığa gömülür. Yunan askerleri karakollar kurar, halka zulmeder, köyleri inletir. İşte o anda, 26-27 yaşlarındaki bu genç köylü, silahını kuşanır ve dağa çıkar. Yanına aldığı yalnızca 15-20 civarı sadık arkadaşıyla, düzenli Yunan birliklerine karşı gerilla harbi başlatır.
Hamit Efe’nin destanı, azla yetinip çokla başa çıkmaktır. Karakuyu, Helvacı ve Dağkızılca’daki Yunan karakollarına yıldırım gibi iner, baskın üstüne baskın düzenler. Yakaladığı her işgalciyi ve vatan haini işbirlikçi Rumları, adaletin kılıcıyla cezalandırır. Bu amansız direniş, Torbalı halkının yüreğine umut olur. Köylü çocuklar onu uzaktan gördüklerinde sevinçle “Geldi mi?” diye bağırır; çünkü Hamit Efe, özgürlüğün sembolü, zulmün korkusudur. O, sadece silahıyla değil, cesareti ve adaletiyle de efsaneleşir. Kendi kurduğu “taş üstü” mahkemelerde hainleri yargıladığı, halk arasında dilden dile dolaşan rivayetler arasındadır.
Ege dağlarının zeybek havasında, Nif Dağı’nın eteklerinde, Kel Dağı ve İncirlik Dağı’nın kuytularında dolaşırken, o bir kurt gibi sessiz, bir şahin gibi hızlıdır. Yunan’ın korkusu, Hamit Efe’nin adı olur. Az adamıyla büyük işler başaran bu yiğit, Torbalı’nın ve İzmir’in kurtuluş yolunda önemli bir rol oynar. Atatürk’ün büyük vizyonuyla, Hasan Tahsin’in ilk kurşunuyla başlayan Millî Mücadele’nin yerel kahramanlarından biri olarak, işgali kabul etmeyenlerin sembolü haline gelir. Adı o kadar yücelir ki, yıllarca Torbalı’da yeni doğan çocuklara en çok verilen isimlerden biri Hamit olur.
Ne yazık ki, destanlar çoğu zaman ihanetle gölgelenir. Hamit Efe, kendi adamlarından Piç Ali’nin kalleşçe tuzağına düşer. Ödül için Yunan’a satan bu hain, yiğidi arkadan vurur. Böylece 1922’de, henüz 29 yaşlarındayken şehit düşer. Ama ölümüyle bitmez onun hikayesi; tam tersine, halkın belleğinde ölümsüzleşir. Mezarı Torbalı’da ziyaret edilir, Fatiha’lar okunur, parklara, sosyal tesislere, düğün salonlarına adı verilir. Torbalı Belediyesi, onun anısını yaşatmak için büyük çaba gösterir; hatta anıtı dikilmesi için talepler yükselir.
Necat Çetin gibi yerel tarihçilerin 9 yıl süren “iğneyle kuyu kazarcasına” araştırmaları sayesinde, Hamit Efe’nin hikayesi belgesellere, sempozyum bildirilerine ve kitaplara konu olur. Sözlü tarih anlatımlarında, kahvehane sohbetlerinde, nesilden nesile aktarılan efsanelerde yaşar. O, Çakırcalı Mehmet Efe’lerin, Yörük Ali’lerin, Demirci Mehmet Efe’lerin yanındaki efeler zincirinin parlak bir halkasıdır; ama belki de en mütevazısı ve en samimisi.
Hamit Efe’nin destanı, “azla yetinip vatan için dağlara çıkmak”tır. O, düzenli ordu olmadan, sadece imanı ve cesaretiyle işgalcilere kafa tutan Kuva-yı Milliye ruhunun ete kemiğe bürünmüş halidir. Zulme boyun eğmeyen, hainlere aman vermeyen, halkını koruyan bir efedir. Bugün Yazıbaşı’nın sokaklarında, Torbalı’nın kurtuluş kutlamalarında adı anıldığında, gözler dolar; çünkü o, unutulmayan bir semboldür.
Eğer torunları varsa (ki araştırmalarda doğrudan bir bilgi yok, ancak mirası yaşayanlar olarak Torbalı halkı kendini onun torunu sayar), onlar da bu yiğit dedelerinin kanını taşıyor demektir: Yörük duruşu, dağların özgürlüğü ve vatan sevgisiyle yoğrulmuş bir miras.
Hamit Efe, işte böylesine destansı bir figürdür: Dağların kartalı, halkın umudu, işgalin kabusu. Onun gibi kahramanlar sayesinde bu topraklar kurtuldu, bayrak indi indirilmedi. Ruhun şad olsun Hortunalı Hamit Efe; adın dağlarda, gönüllerde, tarihimizde ebediyen yaşasın!
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
Dipçe… Hamit Efe, kendi adamlarından biri olan Piç Ali tarafından kalleşçe öldürülmüştür. Piç Ali, Hamit Efe’nin başına Yunanlar tarafından konan ödül için bu ihaneti yapmıştır. Efe, kendi güvendiği adamı tarafından arkadan vurulmuş ve şehit edilmiştir. Piç Ali’nin ve bunun gibilerin torunlarının ihanetleri, her dönem olduğu gibi günümüzde de devam etmektedir.
02 Nisan 2026
M. Hüseyin OĞUZ

