MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN FENERBAHÇE’Yİ ZİYARETİ ÜZERİNE…
3 Mayıs 1918: Tarihin akışını değiştiren bir kahramanın, geleceğin mihrabına dokunduğu gündü.
O yıl, Birinci Dünya Savaşı cehennem gibi sürüyordu. Çanakkale’de düşman donanmasını denize gömen, Anafartalar’ın aslanı Mustafa Kemal Paşa, Yıldırım Orduları Grubu Komutanı sıfatıyla Filistin Cephesi’ne giderken İstanbul’a kısa bir soluk almak için uğramıştı. Başkentte savaşın gölgesi her yerdeydi; üniformalar sokakları dolduruyor, hava tedirgin bir bekleyişle ağırlaşmıştı. Lakin o bahar günü, Kadıköy’ün yeşil yamaçlarında, Kuşdili Çayırı’nın yanı başında bambaşka bir ruh esiyordu.
Güneş, İstanbul semalarında parlak bir zafer gibi doğmuştu. Moda’dan Kuşdili’ne uzanan yolda iki yiğit yürüyordu. Biri, mavi gözleri ufukları delen, sarı saçları rüzgârla dalgalanan Mirliva Mustafa Kemal Paşa; diğeri ise yakın dostu, Fenerbahçe Kulübü’nün önde gelen isimlerinden Mehmet Sabri Bey (Toprak). Paşa, kulübün her tarafta takdir toplayan çalışmalarını duymuş, bu vatan evlatlarının azmini bizzat görüp tebrik etmeyi kendine vazife edinmişti. O gün, o vazife müyesser olacaktı.
Fenerbahçe’nin Kuşdili Lokali’nde bir heyecan dalgası esti. Haber önceden ulaşmıştı: Anafartalar Kahramanı geliyor! Genç sporcular, idman erleri, kulüp azaları hazır bekliyordu. Paşa adımını attığında, tarih bir kez daha nefesini tuttu. Önce yorgunluk kahvesi ikram edildi; ardından Dr. Hamit Hüsnü Bey ve Elkatipzade Mustafa Bey’le birlikte lokal gezildi, kupalar, zafer hatıraları bir bir gösterildi. Genç bir Fenerbahçeli, Münir Nurettin Selçuk (dönemin 18 yaşındaki forveti), o anı ömrü boyunca unutmayacaktı. Yıllar sonra Atatürk’e “Paşam, sizi kulübümüzde görmüştük” dediğinde, büyük önderin gülümseyerek “Aferin, beni hatırladın.” demesi, o bağın ne kadar derin olduğunu gösteriyordu.
Ve o efsanevi an geldi. Elkatipzade Mustafa Bey, hatıra defterini Paşa’nın huzuruna uzattı. Mustafa Kemal, kalemini kaptı ve destan gibi satırları yazdı:
“Fenerbahçe Kulübü’nün her tarafta mazhar-ı takdir olmuş bulunan âsâr-ı mesaisini işitmiş, bu kulübü ziyaret ve erbâb-ı himmetini tebrik etmeyi kendime vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatımı buraya kayd ile mübahiyim.
Ordu Kumandanı
Mustafa Kemal
3.5.1334”
Bu sözler, sadece bir tebrik değildi; işgalin eşiğinde, karanlığın kol gezdiği günlerde Türk gençliğinin sporla, azimle, birlikle yoğrulduğuna dair bir fenerdi. Fenerbahçe’nin o günlerdeki millî mücadelesi, sadece sahada değil, kayıkhanesinde cephane taşıyan tekneleriyle, gizli direnişlerle de yazılmaktaydı. Paşa, bunu seziyordu; o satırlarla hem bugünü hem de yarını selamlıyordu.
Ziyaret saatlerce sürdü. Gün batarken Paşa, Fenerbahçe’nin beyaz yarış teknesine (fıta) bindi. Kurbağalıdere’den ayrılırken son sözleri yankılandı: “Fenerbahçe’ye ebedî muvaffakiyetler dilerim!” (Bazı rivayetlerde bu bir “dilek” değil, bir “emir” gibiydi; çünkü o, geleceği gören bir komutandı.) Limonata içtiği, iki saat kadar kaldığı o lokal, o gün bir tapınak gibiydi.
Bu ziyaret, tesadüf değildi. Fenerbahçe’nin kuruluşu 1907 olsa da, resmi kutlamaları 3 Mayıs’a, Atatürk’ün bu dokunuşuna dayandırılır. O gün, sarı-lacivert renklere bir mânâ daha kazınmıştı: Vatan sevgisi, mücadele ruhu, ebedi zafer inancı. Paşa’nın ziyareti, kulübün işgal yıllarında İngiliz takımlarına kafa tutmasına, General Harrington Kupası’nı kazanmasına, yangın sonrası yeniden doğmasına ilham oldu. Atatürk, Fenerbahçe’ye maddî yardımda bulundu, büst dikilmesine izin verdi; Fenerbahçe de onun izinde yürüdü.
3 Mayıs 1918, sadece bir kulüp ziyareti değildi.
O, karanlık bir çağda yakılan bir meşaleydi.
O, Türk gençliğinin bedenini ve ruhunu çelikleştirecek bir spor hareketine verilen en büyük selamdı.
O, Mustafa Kemal’in “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır”. sözlerinin tohumlarının atıldığı günlerden biriydi.
Bugün, her 3 Mayıs’ta Fenerbahçeliler o satırları okurken, göğüsleri kabarıyor: “Ne mutlu Fenerbahçeliyiz ki, Atatürk bizi ziyaret etti; ne mutlu Türk’üz ki, Atatürk’ümüz var!”
Tarih tekerrür etmez; ama kahramanlar, bıraktıkları izlerle ebediyen yaşar. Mustafa Kemal Paşa’nın Fenerbahçe’ye uzattığı o el, hâlâ omuzlarımızda bir şanstır. Sarı-lacivert bayraklar o gün esen rüzgârda dalgalanmaya devam ediyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Fenerbahçe’yi ziyaretinin 108. yılı,
Fenerbahçe’nin kuruluşunun 119. yılı kutlu olsun.
Ne Mutlu ki, Türk’üz…
Ne Mutlu ki, Fenerbahçeliyiz…
3 Mayıs 2026
M. Hüseyin OĞUZ

