Site icon

NELER OLUYOR?

Spread the love

NELER OLUYOR?

Urfa’da okula yapılan saldırı, Maraş’ta okulda dokuz insanımızın öldürülmesi; zulüm sahiplerine ve seyircilere acaba vicdanen bir rahatsızlık verdi mi? Gerçekten ülkede o kadar çok hukuksuzluk, keyfilik, düşmanlık ve nefret üretildi ki; bu planı siyasetin “rejim korkakları”, sanki yeni fark etmiş gibi davranıyor.

Oysa bu acıların sebepleri bilindiği hâlde ses çıkarılmadı; algılarla oluşturulan kirli bilgilere, mecburiyetten de olsa destek verildi. İfade vermek için gidilen mahkeme koridorları bile planlı şekilde doldurulmuş; hain söylemlerle toplum baskı altına alınmış, yargı bağımlı hâle getirilmiştir.

Elbette bu yaşananlar basit olaylar değildir. Rejim değişikliği, liyakatli insanların tasfiye edilmesi, askerî okulların ve bazı hastanelerin kapatılması, suçsuz insanların ve öğrencilerin darbecilikle suçlanarak hapislerde çürütülmesi tesadüf değildir. Hiçbir şey kendiliğinden olmaz; her şeyin bir arka plânı vardır. Sırlar, ilk etapta ortaya çıkmasa da zamanla gerçekler açığa çıkar. Arşiv unutmaz.

Devlet imkânlarını tuzak aracı olarak kullanan bir siyasetin sınırları ortadan kalktığında, her türlü kötülük sıradanlaşır.

İşin ilginç yanı, Maraş’ta öldürülen yavrumuzun cenazesinde yapılan ayrımcılık, herhâlde uyuyanları uyandırdı. KHK ile haksız ve hukuksuz şekilde mağdur edilenler yeni fark edilmeye başlandı. “Ağaç kabuğu yesinler.” denilerek, mezar yeri bile çok görülen insanların uğradığı haksızlıklar ortaya çıktıkça; birileri tedirgin olurken, toplumun büyük bir kısmı gerçekleri görmeye başladı.

***

Özellikle Tunceli Valisi ile ilgili yargıçlarca dile getirilen iddiaların açıklığa kavuşturulması yönündeki talepler artmaktadır. Hukuken “terörist” sayılan bir ismi koruyanların, buna karşılık kendi insanlarının öldürülmesine sessiz kalanların varlığı; toplumda “Kim masum, kim suçlu?” sorusunu daha yüksek sesle sordurmaktadır.

Bu durum siyasete de yansımaktadır. Muhalefetin KHK ile ihraç edilenleri savunması ve hayatını kaybeden yavrumuz Tarık Gül’ün cenazesinde yapılan ayrımcılığın sorgulanması, önemli bir kırılmadır. Diyarbakır’da PKK’ya karşı mücadele etmiş bir babanın, hendek olayları hatırlatılarak “terörist” ilan edilmesi ve yetmezmiş gibi çocuğuna yapılan ayrımcılık; adalet, vicdan ve merhamet kavramlarını yeniden tartışmaya açmaktadır.

15 Temmuz’a dair karanlık noktaların aydınlatılması talebi de giderek artmaktadır. Mehmet Dişli’nin Hulusi Akar’la ilgili beyanları, “Silahları MİT’ten aldık” diyenlerin ifadeleri gibi pek çok konu, zaman geçse de mutlaka açıklığa kavuşturulmalıdır.

Şair Can Yücel’in dediği gibi: “Kimisi acı çeker, kimisi filmini çeker, kimisi de seyreder.” Bu söz, toplumdaki farklı tavırları özetlerken; vicdan sahibi siyasetçileri de harekete geçmeye zorlamaktadır. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Bülent Kaya; CHP’den Ali Öztunç; DEVA’dan Sadullah Ergün; Yeniden Refah’tan Suat Kılıç; İYİ Parti’den Turan Çömez ve Selçuk Özdağ ile Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi isimlerin bu ayrımcılığa karşı tepkileri, geç de olsa önemli bir duyarlılık oluşturmuştur.

Bu duyarlılığın, kirli sırların aydınlatılmasına vesile olması gerekir. Tüm faili meçhuller ortaya çıkarılmalı; 15 Temmuz’da hayatını kaybeden 251 insanımızın failleri bulunmalıdır. Ülke kaynaklarını sömürenler de adalet önüne çıkarılmalıdır. Aksi hâlde yeni suçların önü açılır.

Kirli rejimlerin oyunlarına karşı en güçlü tedbir; bağımsız yargı, meşru seçimler, hukuk ve adaletin işletilmesidir.

Görünen o ki, mevcut iktidarın gidişatına dair işaretler belirginleşmektedir. Ülkede kurumlar işlevini yitirmiş, her alanda sorunlar derinleşmiştir. Egemenliğimiz, meşruiyet sağlayanların gölgesinde korunamaz. Bizim mirasımız, Cumhuriyet ve demokratik hukuk devletidir.

Bu değerlere sahip çıkarak; akıl, bilim, hukuk, ahlâk ve demokrasiyi esas alan yeni bir siyasal anlayışa hazırlanmak gerekir. Ülkesini ve milletini seven herkesin sorumluluğu budur.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

23.04.2026

Kemal ALBAYRAK

20. ve 21. Dönem Milletvekili

Exit mobile version