Site icon

NİMET ANNE (Mersur Şiir)

Spread the love

NİMET ANNE

Dört Eylül 2012’de güzel bir sonbahar günü ziyaret etmiştim.

Çocuklar gibi sevindi…

Ondan ayrılmamı istemedi:

Kapı önünde uzun uzun konuşur ayrılmak istemezdi.

Gelişim sevinç…

Dönüşüm hüzün olurdu, ona.

O gün de öyle olmuştu.

Eski güzel günlerden konuşurduk…

Yine konuştuk.

Ani kararla “İster misin anam seni o güzel yerleri gezdirip getireyim?” Olur, dedi.

Hemen yola çıktık…

Önce Florya Atatürk ormanına gittik…

Ağaçlara sarılır dakikalarca ayrılmaz sessiz sohbetinde gözleri nemlenirdi.

“Sakın kimseye söyleme bu halleri…“ derdi.

Kalbini ağaca değecek şekilde yasla ve dinle derdi.

Sıkıca sarılır ağacın nefesini hisseder.

Hasret kalmış canına sarılır gibi sarılırdı.

Derdini içini dökerdi…

Ormanda gördüğümüz kaplumbağa ile uzun uzun söyleşti hal dili ile.

Görevlilerin de sevgisini kazanmış hiç ayrılmak istemiyor.

Ama, gidecek çok yerimiz var…

O gün onun için gelmiştim.

Onun doğduğu yerler Çemberlitaş dede efendi sokak

Karababa sokak ve doğduğu ev

Karababa tekkesine çok yakın…

Ve ilk beslendiği yerler, Sultanahmet o zamanlar…

Kurtuluş Savaşı’nda yetim kalan şehit çocuklarına barınma ve beslenme yeri yetimler yurdu olarak kullanılan…

Şimdiki Türk Edebiyat Vakfı’na gittik ziyarete,

O zor yılları göz yaşları içinde anlatırdı.

Çok beslediler süt ekmek aç kalmadık derdi…

Türk Edebiyat Vakfı’nda bizi gören eski dostlar sevgiyle karşıladılar

Eski günleri yad ederek…

Rahmetli Ahmet Kabaklı hocamızın zamanında her çarşamba sohbetlerine büyük bir ilgi ile katılır, Nimet anne getirdiği şekerleri tüm misafirlere ikram eder… adı şeker anne olarak anılırdı.

Sohbet biter kimse yerinden kıpırdamazdı o kadar içten ve güzeldi…

Gönül sohbetleri gönül okulu

Oldu, uzun yıllar…

O binada bir gizemli hal vardı beni çeken…

Bir gün Kabaklı hocamıza sordum :

“Bu bina asırlar boyu irfan yuvası olarak hizmet vermiş …

Cevri kalfaya ödül olarak sıbyan mektebi yapılmış …

2. Mahmut, henüz 10 yaşında…

Saray’da ayaklanma çıkar babasını öldürürler!

Dadısı 2. Mahmud’u çamaşır odasında üç yıl saklar…

Ortalık durulur, tahta çıkar.

Dadısına “Dile  benden ne dilersen… hayatımı kurtardın…” der. Dadısı Cevri kalfa Subyan mektebi isterim demiş.

Ömür boyu çocukları eğitir…

Aynı bina savaş yıllarında yetimhane olarak kullanılır.

Barış yıllarında atıl durumdayken 1980’de,

Türk Edebiyat Vakfı olarak hizmete devam eder…

 Vakıftan ayrıldık doğduğu evin sokağına kadar gittik o arada.

Emin Sinan Efendi türbesinde Fatiha okurken bu mübarek beni çok doyurdu… dedi

Nasıl dedim.

Çok küçüğüm açım eriyen mumları alıp çiğnerdim saatlerce tadı lezzeti çok güzeldi …

Türbenin kapısında türbedar olan kardeşimiz “Şeker anne” diye eline sarıldı.

Öpmek istedi.

Mevlevî öpüşüyle eller öpüldü.

Misafir kaldık kısa süre…

Dinlenip yola çıktık…

Dönüş yolu sahilden Yeşilyurt…

Yol boyu çok neşeli Sevinçli çocuklar gibi şendik o gün,

Çok dua etti …

Aradan aylar yıllar geçti o günü hiç unutamadık,

Bir daha hiç gidemedik.

O güne has masalsı bir yolculuktu…

Ruhun şad olsun nimet annem..

Selâm ve rahmetle…

20.04.2026 (20.04.2021)

Nihayet AĞÇAY

Exit mobile version