Bir Öğretmenler Günü’nü daha idrak etmekteyiz; lâyık- ı vechile olmasa bile…
Bugün ve birkaç gün yine öğretmenlik mesleğinin kutsallığından bahsedilecek. Her vilayetten birer öğretmen seçilecek. Öğretmenler gecesi tertip edilecek. Öğretmenliğin, toplum hayatındaki değerinden söz edilecek. Bir şekilde öğretmenlerin sırtı sıvazlanacak, onlara moral verilecek. Peki sonrası?
İlk, orta, lise ve üniversitelerde Öğretmen – Öğrenci – Veli ilişkilerindeki olumsuzluklar anlatılacak mı? Anlatılsa da, çözüm bulunacak mı?
Öğretmenlerin okul içindeki değersizliği, etkinsizliği, sorunları çözemeyişleri gündeme getirilecek mi? Getirilse de işlevsel sonuç alıcı, girişimler yapılacak mı?
Köy Enstitüleri ve Öğretmenler Okullarındaki gibi, öğretmen yetiştiren fakültelerin yeniden teşkilâtlanma gerekliliği idrak edilecek mi? İdrak edilse de, bu konuda somut adımlar atılıp, öğretmenlerin daha nitelikli yetiştirilmesi sağlanacak mı?
Bu ve benzeri soruların cevaplanması ve sorunların çözümü gerçek hayata yansımayacaksa, Öğretmenler Günü‘nü kutlamanın bir anlamı olur mu?
Yıllardır, her Öğretmenler Günü’nde Öğretmenler ve Öğretmenlik hakkında yazılar yazılır, nutuklar atılır. Peki, olumlu gelişmeler var mı? Var demeyi çok arzulardım. Ama, maalesef yok…
2018 24 Kasım’ında yazdığım düşünceler, 2022 24 Kasım’ında da geçerliliğini korumaktadır. Bize, düşen, bıkmadan, sabırla düşündürmek ve toplumu bilgilendirmek…
Bütün olumsuzluklara rağmen, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN!
***
24 Kasım 2018’da yazdığım yazı:
ÖĞRETMENLER GÜNÜ MÜNASABETİYLE…
“Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer bilgin olmaları lâzımdır. Bunu sağlayan okuldur. Ancak, bu şekilde her türlü teşebbüsün mantıklı sonuçlara ulaşması mümkün olur.” Kemal ATATÜRK (1923)
Aziz milletimiz, öğretmenliğe verdiği önemin bilincinde olarak, 24 Kasım 1928 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Atatürk’e Başöğretmenlik unvanını vermiştir. Atatürk de bu unvanı kabul ederek, öğretmelik mesleğinin itibarını “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” ifadesi ile veciz bir biçimde vurgulamıştır. “24 Kasım Öğretmenler Günü”, öğretmenlik mesleğinin saygınlığını vurgulama günüdür. Çünkü; öğretmen olmazsa, millet de olamaz.
Ebedî Başöğretmenimiz Büyük Atatürk’e, Millet Mektepleri Başöğretmenliği’nin verildiği gün olan 24 Kasım’larda, hepimiz mutluyuz ve gururluyuz. Ama, sadece o kadar… Türkiye Cumhuriyeti’nin yılmaz bekçileri ve güçlü emanetçileri gençlerimizi yetiştiren değerli öğretmenlerimiz için aslında bir gün yeterli midir? Her 24 Kasım’da, protokol toplantıları düzenleyip, “Biz öğretmenlerimizi seviyoruz; Onlara hep saygılıyız.” demek, öğretmenlerimize olan saygı ve sevginin ne derecede tezahürü olabilir?
***
EDEBÎ SAADETİN KAZANILMASINDA, SAMİMİYET VE GERÇEK AHDE VEFA ÇOK ÖNEMLİ…
Kanaatimce, öğretmenin, öğrencilerine gerçek anlamda öğretemediği tek şey vardır. Nedir, bilir misiniz?
“Ebedî saadetin kazanılmasında, samimiyetin ve gerçek ahde vefa derecesinin yüksekliği…”
Öğretmenlerimiz, eğer bu niteliği, geçmiş dönemlerde, öğrencilerine kazandırmış olsa idiler, Belediye Meclislerinde, Büyük Millet Meclisinde, üst düzey bürokratların arasında öğretmenlerin sayısı azımsanmayacak düzeyde olurdu. Ve oralarda bulunan öğretmenler, öğretmenlik mesleğinin gereğini yaparlar veya yaptırırlar; ÖĞRETMENLERİNİ, İKİNCİ BİR MESLEK SEÇİMİNE ZORLAMAMIŞ OLURLARDI. YANLIŞLIK; bu niteliği kazandıramayan öğretmenlerde mi; yoksa bu niteliği almakta zorlanan veya hayata uyarlayamayan geçmişin öğrencileri, bugünün siyasetçi, bürokrat ve aydınlarında mı? Bu konu; düşünülecek önemli bir sorun olarak algılandığı takdirde, müspet bir adım atılmış demektir.
***
Değerli öğretmenim,
Mesleğinin ne kadar yorucu, ne kadar şerefli ve ne kadar kutsal olduğunu biliyoruz. Sen, bir sanatçının ustalığı ile bizleri hayata, hayat içindeki kutsal görevlerimize hazırladın. Bunun karşılığında ise bizlerden para, pul, makam, mevki gibi beklentilerin hiç olmadı. Saf ve samimî duygularla zerk ettiğin bütün aşıların inşallah tutacaktır. Bizlere büyük bir önemle aşıladığın Atatürk ilke ve inkılâplarından güç alarak, gelecekte görevlerimizin icrasında, senden aldığımız feyzle önümüze çıkacak bütün engelleri, yıkacağımızdan emin ol.
Değerli öğretmenim, sen:
Karanlıkların sınırlarında cehalete karşı nöbet bekleyen;
Vatan için göz kırpmadan ölmeyi öğreten;
Kafasındaki en büyük bilgi hazinelerini bizlerle paylaşan;
Dünyanın bütün çiçeklerini sevgi ortamında yetiştiren insan mimarısın…
Öğretmenler; karanlıkları öldüren sönmeyen ışıklar; büyük ve güçlü Türkiye’nin seçkin mimarları; çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmamızı sağlayan bilgi kaynaklarıdır. Bu ışıklar, sonsuza dek gönlümüzde parlayacak ve görevlerimizin ifasında, bizlere her an rehber olacaktır.
Öğretmenlerimin Öğretmenler Günü’nü kutluyor ve millî ve manevî değerlerimiz doğrultusunda bizleri yetiştiren, bizlere insan olmanın şuuru içinde yaşama öğretisini benimseten ahirete intikal etmiş öğretmenlerimizi rahmet ve minnetle anıyor; emekli veya hâlen vazifesinin başında bulunan bütün öğretmenlerimize de en kalbî şükranlarımı ve saygılarımı arz ediyorum. (24 Kasım 2018)

