SERBEST ŞİİR
SEBERST ŞİİR; bilindiği gibi ölçünün olmadığı, dize sonlarında uyak kullanılmasının şart olmadığı, dize sayısı ve kıta biçimlerinin serbest olduğu, konuyla ilgili hiçbir sınırlama bulunmayan şiirdir. Daha önceleri aruz ve hece ölçüleri kullanılırken önemli olan bu biçim kuralları bir yana bırakılmıştır. Uyak şartı da kalkınca, bu durumun şiir üretmeyi çok kolaylaştırdığını sananlar çok aldanırlar.
***
Serbest şiirde başarı, ölçülü ve uyaklı şiirden çok daha zordur. “Benzetmede hata olmaz.” denmiş. Kötü terzi, size kötü giysi dikebilir, ama kötü de olsa ortada bir giysi vardır. “Bana dikişi, cebi, yakası, kol ağızları olmayan, bilinen biçimlere uymayan bir giysi dik.” derseniz kötü terzi giyilebilecek bir şey çıkaramaz ortaya. İyi terzi, elindeki kumaşı vitrindeki mankenin vücuduna şöyle bir dolayıverir. Ortaya muhteşem bir elbise görüntüsü çıkar.
Serbest şiirden önce, ortada şiir sayılabilecek bir şey olmasa bile en azından ölçülü ve uyaklı dizelerden oluşan biçimiyle şiire benzer bir şeyler görülürdü. Serbest şiirde ise gerçek anlamda şiir yakalanamamışsa şiire hiç benzerliği olmayan bir ürün çıkar. Düz yazılı bir parça, her satırı farklı uzunlukta birer dize biçiminde orası burası kırpılıp yeniden yazılınca şiir olmuyor.
“Elinde meşe sopası / Ardında eşek sıpası / Yakıyor odun sobası / Halamın yeni kocası” biçim olarak şiire benzese de şiir değildir.
Ama, “Gidiyor / Umutlarımın sarhoş yalnızlığında kızgın / Kış güneşinde / Kılımsı bıyıklarında yorgun derinlikler/ Yakamozlarda yıkanırken kimsesizliğin.” sözlerinde de şiir yok.
Okul yıllarında şiir yazmayan yoktur. Günümüzde şiir yazmaya hevesli gençler, başlangıçta ölçülü ve uyaklı şiir denemeleri yapmalı; bunların terbiyesinden geçtikten sonra serbest şiire yönelmelidirler.
***
Hevesli pek çok genç şiirlerini bana getirmiş ve eleştirmemi istemişlerdir. Dizelerini sorgulamakla başlarım işe. Örnek olarak ilk dizede beş, ikincide bir, üçüncüde üç… sözcük var. Bu üç dize birlikte bir cümle oluşturuyor. Şunları sorarım: “Bu cümleyi niçin bölerek üç dize oluşturdun? Şu sondaki sözcük, alttaki dizeye kaysaydı ya da alttakinin ilk sözcüğü yukarıya kaysaydı olmaz mıydı? Böyle olması niçin gerekti?” Sorularıma bilinçli ve anlamlı bir yanıt verilemiyorsa orada şiir yoktur, kırpılmış ve karışık dizilmiş düz yazı vardır. Serbest şiire heveslenenler, kendilerine benzer sorular sormalıdır.
Müzik eşliğinde seslendirilmiş şiirlerle karşılaşıyorum. Çok güzelleri yanında, şiirle ilgisi olmayanlar daha fazla. Güzel sesli bir insanın konuşması bile kulaklarda müzik âleti etkisi bırakır. Fondaki hoşa giden melodiler eşliğinde güzel bir ses ve üslupla mahkeme ilâmı okunsa kulağa yine şiirmiş gibi gelir. Gerçek şiirle uydurmayı ayırt etmek çok da zor değil.
GERÇEK ŞİİR, KALICIDIR. Modası geçmez, hatta demlendikçe güzelleşir. Tekrar tekrar okumaktan bıkılmaz. Her okunuşunda farklı duygular canlandırır. Üzerinde düşünüldükçe, yeni yeni yorumlara ulaşılır, “İlk kez fark ediyorum, şair burada şunu anlatmış.” denir. Şairin hiç aklına gelmeyen yeni anlamlar bulunur.
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

