Sosyal Hayat ve Bilgi Birikimi
Sadık SOFTA
Çankırı’da sosyal hayat çok sakindir. Bu sakin ortamın oluşmasının başında şüphesiz sosyal davranışlar gelmektedir. Türk kültür unsurlarının temel taşlarını oluşturan gelenek ve anane sosyal davranışlara yer verir ve göreneklerin uygulanması ile de bir takım sosyal davranışlar silsilesinin sürdürülmesine imkân ve altyapı oluşturarak devamlılığı sağlar. Bunun yanında günlük hayatın sıkıcı aşırılıklarını da bertaraf eden bu durum, aslında diğer yönden de bilgelerin yaşadığı, faziletli insanların söz sahibi olduğu bir toplumsal yapının oluşmuşluğu ile izah edilebilinir.
Sosyal hayatta düzenin sağlanmasında sosyal ilişkilerin, keyfi hareketlerin geleneksel ve ananevî de olsa bilginin veya bilgiye dayalı davranışların öne çıkması ile toplumsal davranışlar silsilesi öne ve açığa çıkarak devam eder. Bu bir bütün olarak sosyal hayatın gerekliliği özünü oluşturur. Burada önem arzeden durum keyfi hareketlerin faalleştiği durumlarda bireysellikten çok toplumsal yapıya uygunluğu ile önem arzettiği bilinen bir durumdur. Toplum içinde bireylerin faaliyetleri ne olursa olsun, ölçüsü ve davranış alanı belirlenmiş, bu konuda birey belli bir bilgi ve dolayısı ile uygulama fikri ve ölçüsüne kavuşmuştur. Bu aynı zamanda bireyler üzerinde yön göstericilik vasfına sahiptir.
Toplum içinde geliştirilen sosyal davranışlar görenek, gelenek ve ananevî bir sıra takip edilerek çoğu zaman zorunlu davranışlara yön verme, bunun için seçim yapma, bunu da en önemli isabetli bir seçim yaparak da en önemli isabetli bir seçim yaparak gerçekleştirmek gerekmektedir.
Bilginin harekete yani davranışa dönüşmesi ve uygulanmasındaki isabet oranı olgunluğa da işaret etmektedir. Toplumun genel kanaati, bireylerin genç yaştan itibaren bu mihver içerisinde hareketin sağlanması yönündedir. Bu ulusal kimliğe uygun, sosyal çerçeve takdir gören, üzerinde tartışma gerektirmeyecek olan hedef noktasıdır. Bireyler dikkatini bu noktaya dikkatlerini odaklamak ve davranışlarını bu yönde geliştirmek zorundadırlar. Toplumsal faydayı, davranış tutarlılıklarını ve toplumsal kimliği yakından ilgilendiren bir metot ve uygulamadır. Birey bu metot ve uygulamayı yakalamak ve gerçekleştirmek zorundadır.
Bilginin, sosyal hayatta bireyin davranışlarında büyük bir önemi vardır. Bireyin birebir davranışlarında olsun, ya da geniş bir tabanı kapsayacak olan toplum içinde olsun, sorumluluk yükleyecek olan davranışlarında isabetli seçim yapması bekleneceğinden dolayı büyük önem taşır. Bu bireyin durum, statü ve yaşı ile ilgili olarak belli bir orantıyı da gerekli kılar. Bunu gençlik, Orta yaş ve daha ileri yaş /yaşlılık dönemi olarak sınıflandırmak da mümkündür.
1- Gençlik / Delikanlılık Dönemi
Genellikle daha bir hoşgörü ile karşılanması, bunun bilgi noksanlığından kaynaklanan ya da gençliğin/delikanlılığın verdiği ani ve fevri hareketten kaynaklandığı fikri ile değerlendirildiği olur. Bu yaşta istenmedik davranışların olduğu kadar gencin/delikanlının sosyal hayatta pasif kalabildiği durumlar içinde geçerliliği düşünülür. Dolayısı ile bu dönemde hoşgörü biraz daha öne çıkar. Ama bu aile bireyleri yani ebeveynleri daha bir dikkate zorlayan bir hal alır. Aslında zaten bu dönemde genç /delikanlı hem aile bireylerinin, hem akraba ve komşularında yakından gözetimi altındadır. Gerçi zamanımızda bireysellik daha bir öne çıkmış, o eski komşuluk ve akrabalık ilişkilerinde gençlere, hatta çocuklara yönelik davranışlar bile değişmiştir. Ama gencin sosyal çevredeki davranışları ile ilgili eleştirel yaklaşım sürdürülmektedir.
Sosyal davranışlarda; menfaat gülmeyen, topluma uygunluk gözetilmektedir. Gençliğin verdiği arzu ve heveslerin karşısında onlara kılavuz olan görenek, gelenek ve ananevi davranışların uygulanışından kazandıkları bilgi birikimidir. Fayda gözetmeyen, ama sosyal hayatın akışına da zarar verecek davranışlardan sakınmayı, hatta uzak durmayı yeğlemek başlıca düşüncelerini oluştururlar. Bu düşünce sistemini aile ortamından, akraba ilişkilerinden ve komşulukla ilgili uygulamalardan bire bir bakarak-görerek ve yaparak-yaşayarak öğrenir, kendisine yeterli boyutta bilgi birikimini kazanarak düşüncelerinde ve aktif hareketlilik hallerinde bu birikimden faydalanarak kendilerine yön verirler. Zaten toplumun sosyal yapılanmasının da bunun altyapısı vardır ve her genç / delikanlı bunu hazır bulur. Kendisinin bu yolda bir düşünme zahmetine gerek kalmadan, toplumun oluşturduğu sosyal metot, onun genç / delikanlı da olsa hayata ve sosyal çevreye uyum gösterebileceği ait bilgiye önünde hazır olarak ulaşmaktadır. Bunun sosyal hayatta ve ulusal bazda iyiliği, güzelliği ve tutarlılığı, milli kimlik ve kişiliği tanıyıp benimsemesi için yeni baştan, kendinin yaparak-yaşayarak bir yöntem bulma telaşına girmesine gerk kalmadan toplumdaki yapılanmadan yararlanarak gerekli donanıma ve bilgiye erişir. Yani sosyal hayatta yeni bir davranış şekli, bunun için gerekli içgüdüyü harekete geçirmesine ve el yordamı ile hayatın üstüne yürümesine lüzum kalmaz. Doğrudan doğruya kendisini sevk ve idare edebilme yetisine ulaşır.
2- Orta Yaşlılık Dönemi
Orta yaşta asıl davranış bütünlüğüne, sosyal çevrede tutarlı davranışlar sergilediğine, çevreye ve topluma uyum gösteren bir birey, tutumlu bir insan olarak görülür. Sosyal hayatta çoğu insanın gelenek tabanlı edindiği bilgi birikiminde etkisiyle çoğunlukla düşünmeyi sevmediği bir yapıya şahit oluyoruz. Bunun altında yatan da yine gençlerde olduğu gibi sosyal ortamda, sosyal davranışlarda aileden itibaren geliştirdiği davranış ve alışkanlıklarından kaynaklanan bir durumdur. Bu durum aile ortamından çevreye taşan ve ömrünün bütün süregelen safhalarında kazandıklarından itibaren olan davranışları ile ilgilidir.
Bu yaştaki Çankırı insanı, davranışlarında duruşu olan, şuurlu ve bilgili, sosyal hayatta hatırlı, gönüllüdür. Toplum tarafından da bu yönde kabul görülmüştür. Yaygın olarak söylenen “her evden mutlaka yâren yemiş birisi mutlaka vardır” sözü eksik bile kalır. Her evden gençler birkaç tane de varsa, ailenin ekonomik durumu yeterli olduğu müddetçe bütün kardeşler de yâren yeme, ocak yakma imkânı vardır. Dolayısı ile daha genç yaşta yâren ağa olması ile sosyal hayatta tanınan ve hatırlı bir kişiliğe kavuşmuştur. Öyle olmasa bile Çankırı insanı; bu ortamda, bu ruh ve davranışla kendisini yetiştirmiştir. Çünkü, Çankırı’da sosyal hayatın özünü yârenlik ve yârenlikle oluşturulan, tarihi kültür yapılı milli değerlerin özünü teşkil eden ahlâk, askerî bir ruh ve davranış, gelenek ve ananelere uygun bir kişilik ve sosyal yön ve davranış benimsemiş ve bu değerleri kapsayan anlayış içinde kişi, topluluk ve toplum yapısı sürdürülmektedir. Bu toplumsal yapıyı oluşturduğu gibi, sosyal yapıyı da seviyeli kılmaktadır.
3- İleri Yaş / Yaşlılık Dönemi
İleri yaş safhasında, orta yaş olgunluğunun da üzerinde, en az yâren ağalar, hatta başağalar kadar saygınlığı olan ve sosyal hayatta da çok büyük saygınlığı kabul edilmiş olan eşrafı da bunlar oluşturulur. Hele belli bir yaşa gelmiş, eşraf olarak öne çıkmış isimlere, bütün halkın olduğu gibi başta yâren ağalar olmak üzere başağalar tarafından da sevgi ve saygı görürler.
Sosyal Hayat, Bilgi ve Birikim
Aslında orta yaş ve üzeri olan kuşaklar; yâren ocağında prensip edilen ve birebir yaşananlarla, asker ocağında yaşadıkları ile rahatça bağdaştırılır. Bilhassa sosyal hayatlarında ahlâk, gelenek ve ananeye olan bağlılıklarını sosyal hayatta kesin bir kararlılıkla yürütürler. Bu anlayıştan; doğruluk, dürüstlük ve ahlâktan kesinlikle taviz vermeden hayatlarını sürdürürler. Bu yapı sosyal hayatın birey olarak kendilerine yükledikleri sorumluluktan ve bunu bilgili, bilinçli, olarak ısrarla yürütmekten kaynaklanan bir kişilik duruşudur. Böyle bir duruşu zaten toplumda sorgulamadan benimser. Bu insanların büyük bir hayat tecrübeleri vardır. Bu tecrübelerin imkânları ölçüsünde kişisel ağırlıklarını hissettirirler.

