SULTAN ABDÜLHAMİD II
KARMAŞIK MİRAS VE TOPRAK KAYBININ TARİHSEL YANSIMALARI
Aşağıdaki yazımı, değerli dostum Prof. Dr. Ahmet Kıymaz’ın Akademi watsap grubumuzda sorduğu klasikleşmiş, “Sultan Abdülhamid II, Osmanlı İmparatorluğu’nda kaybedilen topraklar ve dönemin zorlukları göz önüne alındığında, nasıl bir liderlik sergilemiştir? Tarihsel değerlendirmelere göre, bu dönemi ‘Ulu Hakan’ olarak mı, ‘Kızıl Sultan’ olarak mı, yoksa ‘Türk düşmanı’ ve ‘Batı işbirlikçisi’ olarak mı değerlendirmek daha doğrudur?” şeklinde sorduğu soruya cevap yazmak için yaptığım, okumalarımdan derlediğim notlardan yola çıkarak oluşturdum. Keyifli okumalar!
***
Bu sorulan soru kümesi, kronolojik olarak en çok sorulan ve en çetrefilli sorulardan biri olagelmiştir. Ancak, okuduğum hiçbir kaynakta tam ve destekli bilimsel nitelikli bir yanıt veya izahat bulamamışımdır. Bunun en belirgin nedenlerinden biri, kanımca, hiç kimsenin Abdülhamid’in aklına ve zihnine girecek denli tüm ayrıntılara vakıf olamamış olmasıdır. Dolayısıyla, her anlatıcı, aktarıcı veya savunucu, kendi bakış açılarına göre elde ettikleri veri, bilgi ve değerlendirmelerle haklı, doğrucu ve gerçekçi sayılabilir.
Meseleye, ben de elbette ki kendi açımdan, noktamdan, düzeyimden ve zamanımdan baktığımda, Sultan Abdülhamid’in dönemini, herkes gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun en zorlu süreçlerinden biri olarak ele alıyorum.
Bu dönemde kaybedilen topraklar ve yaşanan gelişmeler, farklı yorumlara neden olmuştur. Bunlardan birkaçını ifade etmek gerekirse:
a. Toprak Kaybı ve Siyaset: Abdülhamid’in saltanatı boyunca kaybedilen topraklar, dönemin uluslararası ilişkileri ve iç sorunlarıyla bağlantılıdır. Özellikle Balkanlar’da yaşanan milliyetçilik hareketleri ve büyük güçlerin müdahalesi, toprak kayıplarını hızlandırmıştır (Aksan, 2007).
b. Savaşlar ve Anlaşmalar: 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası imzalanan Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları, pek çok toprak kaybına yol açmıştır. Bu antlaşmalar, büyük güçlerin Osmanlı üzerindeki etkisini artırmış ve bölgedeki dengeyi değiştirmiştir (Yılmaz, 2012).
c. İç Politikalar: Abdülhamid’in merkeziyetçi politikaları ve Panislamizm anlayışı, devletin bütünlüğünü korumak adına uyguladığı stratejilerdir. Ancak, bu politikalar bazen iç muhalefeti artırmış ve istikrarsızlığa neden olmuştur (Güneş, 2015).
d. Değerlendirme: Abdülhamid, bazıları tarafından “Ulu Hakan” olarak anılırken, diğerleri tarafından eleştirilmiştir. Kimi tarihçiler, devletin dağılma sürecine karşı mücadele ettiğini savunurken, kimileri ise etkili bir yönetim sergileyemediğini belirtmektedir. Böylesine uzun süren bir hükümdarlık sürecinde ortaya çıkan değer yargılarının farklı olması kaçınılmazdır. Bu nedenle, her görüş, iddia ve sav sahibinin haklı olma durumu mevcuttur; kısaca, Nasrettin Hoca’nın dediği gibi, “sen de haklısın, o da haklı.”
Sonuç olarak, Abdülhamid’in mirası karmaşıktır ve farklı bakış açılarıyla değerlendirilmesi zorunlu ve kaçınılmazdır. Osmanlı tarihindeki rolü, hem övgü hem de eleştirilerle doludur. Her yönüyle, tarihimizin en güzide yerlerinden birinde sonsuza kadar anılacaktır.”
Saygılarımla…
21.09.2024
Av. Fahrettin ÖNDER
KAYNAKÇA:
Aksan, Virginia H. Osmanlı İmparatorluğu: 1700-1922. Doğu Batı Yayınları, 2007.
Yılmaz, Ali. Osmanlı İmparatorluğu’nda İhtilal ve İstiklal: Abdülhamid II Dönemi. Alfa Yayınları, 2012.
Güneş, Engin. “Sultan Abdülhamid’in Siyasetleri ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Dağılması.” Türk Dünyası Araştırmaları, Cilt 75, Sayı 2, 2015.
Sultan Abdülhamid, tek karış toprak kaybetmedi, 1.592.806 km² toprak kaybetti.
➡️Kıbrıs İngiltere’ye verildi. (1878)
➡️Batum, Ardahan, Kars, Oltu, Kağızman Rusya’ya verildi. (1878)
➡️Kotur kazası ve civarı İran’a verildi.(1878)
➡️Bulgaristan’a özerlik verildi.
➡️Romanya kaybedildi.(1878)
➡️Sırbistan kaybedildi.(1878)
➡️Karadağ kaybedildi.(1878)
➡️Bosna Hersek Avusturya’ya verildi.(1878)
➡️Teselya Yunanistan’a verildi.(1878)
➡️Fransa Tunus’u ele geçirdi. (1881)
➡️ İngiltere Mısır’ı ele geçirdi. (1882)
➡️ İtalya Habeş’i geçirdi. (1884)
➡️ Bulgaristan Doğu Rumeli’yi ele geçirdi. (1885)
➡️ Girit’e özerklik verildi. (1898)
➡️ Kuveyt’e özerklik verildi. (1899)

