Site icon

TÜRK SİYASETİNDE ÇIKARCILIK, KAYIRMACILIK VE PARTİCİLİK

Spread the love

TÜRK SİYASETİNDE ÇIKARCILIK, KAYIRMACILIK VE PARTİCİLİK

Türkiye’nin siyasi tarihi, Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar çeşitli ideolojik çatışmalar, ekonomik dönüşümler ve toplumsal değişimlerle şekillenmiştir. Bu süreçte, çıkarcılık (opportunism), kayırmacılık (nepotism/favoritism) ve particilik (partisanship) gibi olgular, siyasi sistemin işleyişini derinden etkilemiştir.

Çıkarcılık, bireylerin kişisel çıkarlarını ön plâna alarak siyasi pozisyonlarını değiştirmesi veya kararlarını şekillendirmesi olarak tanımlanabilir. Kayırmacılık, akraba, arkadaş veya yandaşlara haksız avantajlar sağlanması anlamına gelirken, particilik ise aşırı parti bağlılığının toplumda kutuplaşma yaratmasıdır. Bu kavramlar, Türkiye’de sadece iktidar partileriyle sınırlı kalmamış, muhalefet partileri ve kamu kurumlarında da yaygınlaşmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kalan bazı geleneksel ilişki ağları, modern dönemde siyasi yozlaşmanın temelini oluşturmuştur.

***

Çıkarcılık: Kişisel Çıkar Odaklı Siyasi Davranışlar

Çıkarcılık, siyasi aktörlerin ideolojik tutarlılığı göz ardı ederek, güç, mevki veya ekonomik kazanç için pozisyon değiştirmesini ifade eder. Türkiye’de bu olgu, özellikle çok partili döneme geçişle (1946 sonrası) belirginleşmiştir. Örneğin, 1980’ler ve 1990’larda koalisyon hükümetleri döneminde, milletvekillerinin parti değiştirmesi sıkça görülen bir uygulamaydı. Bu, “siyasi transferler” olarak adlandırılır ve genellikle bakanlık veya komisyon başkanlığı gibi pozisyonlar karşılığında gerçekleşirdi.

Günümüzde çıkarcılık, yerel yönetimlerden ulusal siyasete kadar uzanır. AKP iktidarı döneminde, bazı muhalif isimlerin iktidara yakınlaşması veya eski bürokratların özel sektöre geçişi, bu olgunun örnekleri olarak gösterilir. Benzer şekilde, muhalefet partilerinde de belediye başkan adaylıkları sırasında yaşanan iç çekişmeler, kişisel kariyer hesaplarının ideolojiyi gölgede bıraktığını ortaya koyar. Akademik bir çalışmada, Türkiye’deki siyasi çıkarcılığın, ekonomik istikrarsızlığın ve patronaj ilişkilerinin bir sonucu olduğu belirtilmektedir.

Vatandaşlar bu davranışları “fırsatçılık” olarak nitelendirerek, siyasetin güvenilirliğini zedelediğini ifade eder. Örneğin, son yerel seçimlerde bazı adayların parti değiştirmesi, seçmen nezdinde şüphe uyandırmıştır.

Bu olgu, sadece bireysel düzeyde kalmamakta; partilerin politikalarını da etkilemektedir. Ekonomik kriz dönemlerinde, hükümetlerin kısa vadeli popülist kararlar alması (örneğin, seçim öncesi maaş zamları), uzun vadeli reformları engellemekte ve çıkarcı bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Tarafsız bir gözle bakıldığında, çıkarcılık tüm siyasi yelpazede görülse de, uzun süreli iktidar dönemlerinde daha belirgin hale gelme eğilimi gösterir.

***

KAYIRMACILIK: Nepotizm ve Favoritizm’in Yaygınlaşması

Kayırmacılık, Türkiye’de en çok tartışılan siyasi sorunlardan biridir ve nepotizm (akraba kayırmacılığı), cronyism (arkadaş kayırmacılığı) ile patronage (yandaş kayırmacılığı) biçimlerinde kendini gösterir. Osmanlı’dan kalma “favoritizm” geleneği, cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Eğitim, polis teşkilatı ve kamu bankaları gibi sektörlerde yapılan araştırmalar, kayırmacılığın yaygın olduğunu ortaya koymaktadır. Örneğin, polis örgütünde yapılan bir çalışmada, terfilerde nepotizmin rolü vurgulanıp, bu durumun kurumsal verimliliği düşürdüğü belirtilmiştir.

AKP döneminde, bakanlıklara ve belediyelere yapılan atamalarda akraba ilişkilerinin sıkça gündeme gelmesi, eleştirilere yol açmıştır. Örneğin, bazı milletvekillerinin aile üyelerinin kamu kurumlarında üst düzey pozisyonlara getirilmesi, “akraba saltanatı” olarak adlandırılır. Ancak bu sorun, muhalefet partilerinde de mevcuttur; CHP’li belediyelerde yeğen veya akraba atamaları, benzer tartışmalara neden olmuştur.

Bir başka örnek, eğitim sisteminde görülen favoritizm: Öğretmen atamalarında parti bağlantılarının etkili olması, liyakati ikinci plâna atar.

Kayırmacılığın ekonomik boyutu da önemlidir. Kamu ihalelerinin yandaş şirketlere verilmesi, Corruption Perception Index‘te Türkiye’nin düşük sıralarda yer almasına katkıda bulunur.  Toplum içerisinde vatandaşlar bu uygulamaları “torpil” olarak nitelendirerek, gençlerin iş bulma umutlarını kırdığını belirtmektedir. Tarafsız bir analizde, kayırmacılığın tüm partilerde görüldüğü, ancak iktidar gücünün bu olguyu amplifiye ettiği söylenebilir. Bu, meritokrasiyi (liyakat) zayıflatarak, toplumda adaletsizlik algısını artırır.

***

PARTİCİLİK: Kutuplaşma ve Siyasi Fanatizm

Particilik, Türkiye’de siyasi kutuplaşmanın en belirgin yüzüdür. Bu olgu, bireylerin parti bağlılığını ulusal çıkarların önüne koyması olarak tanımlanır. 2000’lerden itibaren, AKP’nin yükselişiyle birlikte toplumda “biz ve onlar” ayrımı derinleşmiştir. Medya ve sosyal medya, bu kutuplaşmayı besler; farklı görüşler “hainlik” veya “düşmanlık” olarak etiketlenir.

Örneğin, seçim dönemlerinde görülen şiddet olayları veya sosyal medya linçleri, particiliğin toplumsal etkisini gösterir. Muhalefet partilerinde de benzer eğilimler vardır; örneğin, ittifak içindeki çekişmeler, parti fanatizmini öne çıkarır. Akademik bir çalışmada, Türkiye’deki particiliğin, etnik ve dini kimliklerle iç içe geçtiği ve demokrasiyi zayıflattığı belirtilir.

Bu olgu, özellikle spor ve sendika gibi alanlara da sıçramıştır; futbol yönetiminde görülen siyasi müdahaleler, particiliğin bir uzantısıdır. Tarafsız bir bakışla, particilik tüm siyasi aktörler tarafından beslenir ve medya yanlılığının etkisiyle büyür. Bu, diyalog eksikliğine yol açarak, reformları engeller.

Bu üç olgu, birbirini besleyerek Türkiye’de demokrasiyi, ekonomiyi ve toplumu olumsuz etkiler. Çıkarcılık ve kayırmacılık, liyakati erozyona uğratır; bu da kamu hizmetlerinin kalitesini düşürür. Örneğin, eğitim ve sağlık sektörlerindeki atamalar, verimsizliğe neden olur. Particilik ise kutuplaşmayı artırır, sosyal uyumu bozar ve yabancı yatırımcıları uzaklaştırır.

Ekonomik olarak, kayırmacılık kaynak israfına yol açar; kamu bankalarındaki nepotizm, mâlî kayıplara neden olur. Toplumsal düzeyde, gençlerin siyasete olan güveni azalır; göç eğilimleri artar. Bir tartışmada, yurtdışındaki Türklerin başarılarının, Türkiye’deki kayırmacılığın aksine liyakate dayandığı belirtilir.

Türkiye’de çıkarcılık, kayırmacılık ve particilik, tarihsel kökleri olan ancak modern dönemde derinleşen sorunlardır. Bu olgular, tüm partiler tarafından sergilenmekte olup, sistemik bir reform gerektirir.

Çözüm için:

Karakteri menfaatlerine göre şekillenen zavallı insanlardan Tanrı, Türk milletini uzak tutsun…

01 Şubat 2026

M. Hüseyin OĞUZ

Exit mobile version