Site icon

TÜRK’ÜZ, TÜRKÇÜ’YÜZ!

Spread the love

TÜRK’ÜZ, TÜRKÇÜ’YÜZ!

Türk Ülküsü’nü kalplerine kazıyan Türk nesillerinin Kızıl Elma’ya, Isık Göl’e, Tanrı Dağı’na ümit odunun düştüğü gözlerle, daha da çoğalarak bakmasıyla göstermiştir ki, 3 Mayıs’ın yaralı vicdanı, ülkü alazında “bayram” olmayı hak edecek kadar yanmış, arınmıştır. Bu tarihin hatırlattığı sıkıntılar ise Nejdet Sançar’ın savunmasındaki son sözlerle milliyetçi diğerkâmlığın içinde eriyip gitmiştir: “Türk Irkı sağ olsun!”

Türkçülük düşüncesinin ilk somut siyasi çıkışı 3 Mayıs 1944 günü dür. Biliyoruz ki,Türkçülük şüphesiz bilinen siyasetin üstündedir ve hiçbir siyasi partinin tekelinde değildir, olmamalıdır. Türkçülüğün kendine özgü siyaseti de vardır. Türkçülüğün siyaseti, temelde milleti bay kılma yoludur ve asla reddedilemez. Asırlardır Türk milletinin öz benliğinde var olan temel düşünce unutulmamalı anlatılmalı ve fikriyattan fiiliyata geçirilmelidir.

3 Mayıs 1944 günü, Türkçülük düşüncesi, özel mekanlarda ve sohbetlerde konuşulan , dergilerde makale veya fıkra konusu olmanın ötesine geçmiştir.

Türk gençliği , haykırarak varlığının temeli Türkçülük düşüncesini bu tarihte dile getirmiştir.
Atsız‘ın ifadesiyle: “3 Mayıs Türkçülüğün tarihinde bir dönüm noktası oldu. O zamana kadar yalnız duygu ve düşünce olan, edebî ve ilmî sınırları pek aşmayan Türkçülük, 1944 yılının 3 Mayıs’ında birdenbire hareket oluverdi… Önümüzdeki yüzyılın tarafsız tarihçileri, 3 Mayıs’ın bir dönüm noktası olduğunu elbette teslim edeceklerdir.”

Yine Atsız‘a göre, bu “millî şuurun ayaklanmasıdır.”

1 Mart 1944 tarihli Orhun dergisinde Atsız tarafından kaleme alınan “Başvekil Saraçoğlu Şükrü’ye Açık Mektup” ile aynı derginin 1 Nisan 1944 tarihli 16. sayısında yayınlanan “Başvekil Saraçoğlu Şükrü’ye İkinci Açık Mektup”un ardından gelişen olaylar, Türk milliyetçilerinin sahip oldukları millet fikri sebebiyle çileli günlere ve tabutluk işkencelerine sürüklenmeleri yargılanmaları ve 03 Mart 1944 günü 2. Numaralı Örfî İdare Mahkemesi’nin, tarihe Türklük mücadelesinde bir şeref addedilecek kararı, 3 Mayıs Türkçülük hareketini gönüllerde bayraklaştırır.

Kararda özetle şöyle denmektedir:

” … Bu nümayiş, ( 03 Mayıs 1944 ) millî bir ülkünün, millî olmayan bir ülküye tepkisinden ibarettir…
… Her milletin içindeki azınlıklar o milletin hakim ırkının adını alır. Fakat, o millet içinde ayrı ırklardan bahsedilmeyeceği anlamına gelmez…

… Ayrıca, ırk bakımından kamu haklarının bir kısım vatandaşa tanınmaması keyfiyetinin anayasaya aykırı olabileceği fakat bu aykırılığın cezalandırılacağına dair Türk Ceza Kanununda hiçbir kayıt bulunmadığından sanıkların bu fiilden beraatlerine, uzun bir tahlilden sonra hükümet darbesi bulunmadığını söyledikleri ve reddettiklerini, mantıken de buna imkan olmadığı delilleriyle Vali Dr. Lütfi Kırdar dahil dinlenen pek çok şahitlerden ve mektuplardan anlaşılmış, aksine polise verilen tek bir ifadeden başka bir şey görülmemiş olup, bu suretle sabit olmayan, bilakis MİLLÎ BİR GAYE İÇİN ÇALIŞTIKLARI tebeyyün eden Zeki Velidi ve arkadaşlarının beraatine karar verilmiştir.”

O gün devletin başında Millî Şef sıfatı ile bulunan Cumhurbaşkanının hainlik, devlet düşmanlığı ile suçladığı vatanperver Türk Milliyetçileri, bağımsız yargıda aklanmışlardır. Amma ne yazık ki, Türk milliyetçileri o günlerden bu günlere sürekli dışlanmış, Türk Devleti, kurucu iradenin temel ülküleri doğrultusunda kararlar almakta zorlanır ve zaman zaman da alamaz hale getirilmiştir.

Batı taklitçisi olmayan, Türklük Bedenimiz, İslamiyet Ruhumuzdur diyen, Türk milletinden, İslam ümmetinden, Batı medeniyetinden üçlemesinin mânâsını kavramış Türk Milliyetçileri!

03 Mayıs Türkçüler Günü‘nüz kutlu olsun.

02.05.2026

M. Yavuz ELBİRLER

EGM E. İst. D. Bşk.

Exit mobile version