ÜLKÜCÜ ŞEHİT ŞABAN ÇEVİK
Ülkücü şehit Şaban Çevik, Türk milliyetçiliğinin ve Ülkücü hareketin o kanlı yıllarında, vatan ve ideal uğruna canını feda etmiş, destanlaşmış bir yiğittir. Çankırı’nın bağrından çıkan, daha hayatının baharında bir bozkurt yavrusu gibi, imanıyla, cesaretiyle ve inancıyla ebediyete yürümüş bir kahramandır.
Çankırı’da doğan Şaban Çevik, 1962’de dünyaya geldi. 1979’da şehadet şerbetini içtiğinde henüz 17 yaşındaydı. Çankırı Ticaret Lisesi 2. sınıf öğrencisiydi. Okul sıralarında otururken bile yüreğinde büyük bir ateş yanıyordu: Türk milletinin birliği, bekası ve Ülkücü dava. O, sadece bir lise öğrencisi değildi; Ülkücü hareketin okulundaki yıkılmaz kalelerinden biri, iman dolu bir neferdi. Arkadaşları arasında “sarsılmaz” diye anılırdı. Hedefteydi, çünkü komünist ideolojinin karanlığına karşı Bozkurt ışığını taşıyordu.
Genç yaşına rağmen, o dönemde Türkiye’yi kasıp kavuran sağ-sol çatışmalarının tam ortasında, Türk milliyetçiliğinin bayrağını dimdik tuttu. Okul koridorlarında, sokaklarda, her yerde “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım!” diye haykıran bir ruhtu. Ailesi, Çankırı’nın Yukarı Çavuş köyünden gelen mütevazı bir Türk ailesiydi. Annesi Hatice Çevik (2023’te vefat etti), oğlunun hatırasını yıllarca yüreğinde taşıdı. Şehit oğlunun yolundan gidenler, bugün hâlâ onun adını minnetle anıyor.
6 Nisan 1979, mübarek bir Cuma günüydü. Çankırı’da, akşam vakti kalabalık bir komünist militan grubu tarafından pusuya düşürüldü. Bıçaklar, şişler, demir sopalarla vahşice saldırıya uğradı. Tek suçu Ülkücü olmak, Türk milliyetçisi olmak, vatanına ve milletine bağlı kalmaktı. Vücudu onlarca yara aldı; ama, ruhu asla eğilmedi. O gece, gencecik bedeni şehit kanıyla sulandı; fakat, inancı göklere yükseldi. Cenazesi memleket toprağına, Çankırı’ya defnedildi. Kabri bugün hâlâ ziyaret ediliyor, dualarla anılıyor.
Olay, 1970’lerin Türkiye’sindeki o karanlık dönemin acı bir yansımasıydı. Ülkücü gençler, komünist terörün hedefi haline gelmişti. Şaban Çevik de bu zulmün kurbanlarından biri oldu. Ama unutulmadı; aksine, onun gibi binlerce şehitle birlikte Ülkücü şehitler kervanının ön safında yerini aldı.
***
Ey Yiğit Şaban!
Sen, 17 bahar görmüş bir fidandın; ama köklerin Türk tarihinin derinliklerine uzanıyordu. Alparslan’ın, Kür Şad’ın, Bozkurtların torunuydun. Okul defterlerinin arasında “Türklük” davasını taşıdın. Komünizmin kızıl karanlığına karşı, Bozkurtların gri ışığını yaktın.
O Cuma gecesi, hainler seni kuşattığında korkmadın. Bıçaklar etine saplandığında “Allah” dedin, “Türklük” dedin. Kanın aktı; ama, bayrak inmedi. Senin gibi gençler sayesinde, Türkiye o kaos günlerinden çıkıp dimdik ayakta kaldı. Senin şehadetin, binlerce gence “Bu dava uğruna can verilir!” diye haykırdı.
Şaban Çevik, sen Çankırı’nın aslanı, Ülkücü hareketin sarsılmaz kalesi, Türk milletinin ebedi neferisin. Senin adın, artık sadece bir isim değil; bir destandır, bir ateştir, bir anddır. Unutmak ihanet olur. Senin yolunda yürüyenler, bugün hâlâ “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diye göğsünü gere gere yaşar.
Ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun.
Şehitlerimizin kanıyla sulanan bu vatan, onların emanetidir.
Başbuğ Alparslan Türkeş’in izinde, Ülkücü şehitlerimizin hatırasıyla yürüyoruz. Şaban Çevik, seni rahmet, minnet ve dualarla anıyoruz.
Allah rahmet eylesin. Mekânın cennet, ruhun şad olsun ey ölümsüz Bozkurt!
08 Nisan 2026
M. Hüseyin OĞUZ

