VEFATININ 25.YIL DÖNÜMÜNDE CİNUÇEN TANRIKORUR
Cinuçen Tanrıkorur (20 Şubat 1938, İstanbul – 28 Haziran 2000, İstanbul), Türk mûsikîsinin önde gelen isimlerinden biri olup ud virtüözü, bestekâr, müzikolog, ses sanatçısı, mûsikî hocası ve yazardır. Türk klasik mûsikîsine yaptığı katkılar, özgün besteleri, kendine has ud icra tarzı ve entelektüel birikimiyle tanınır. Hayatı boyunca 505 eser bestelemiş, yeni makamlar geliştirmiş ve Türk mûsikîsinin hem teorik hem pratik alanlarında derin izler bırakmıştır.
Cinuçen Tanrıkorur, İstanbul’un Fatih-Mutaflar semtinde doğdu. Babası Zaferşan Tanrıkorur, oğluna Kazan Türkçesi’nde “galip, muzaffer” anlamına gelen “Cinuçen” ismini verdi. Annesi Kırım asıllı Adalet Hanım’dı. Çocukluğu, babasının farklı işlerde çalışması nedeniyle İstanbul’un çeşitli semtlerinde geçti. Müziğe olan ilgisi çok erken yaşlarda, 2,5-3 yaşlarında, amcası Mecdinevin Tanrıkorur’un etkisiyle başladı. Amcası, İstanbul Belediye Konservatuarı Türk Mûsikîsi Bölümü’nde Münir Nurettin Selçuk’un öğrencisiydi ve yeğenine erken yaşlarda meşk usulüyle müzik öğretti. Annesi Adalet Hanım da ud çalıyor ve Eyüp Mûsikî Cemiyeti’nin başkanı bestekâr Mustafa Sunar’ın öğrencisiydi; bu sayede Cinuçen, ud ile tanıştı.
Altı yaşında ikinci sınıftan başladığı ilkokulu 1948’de tamamladı ve aynı yıl İtalyan Lisesi’ne kaydoldu. Burada Türkçe ve edebiyatı Ali Nüzhet Göksel ile Halit Fahri Ozansoy’dan, Fransızca’yı Père Elie ve Père Gauthier’den, İtalyanca ve Latince’yi Giuseppe Garino’dan öğrenerek çok yönlü bir eğitim aldı. 1955’te, Aziz Nesin’in “Fil Hamdi” adlı hikâyesinin İtalyanca çevirisini yaparak İtalya’da düzenlenen Milletlerarası Altın Palmiye Karikatür ve Mizah Yarışması’nda birincilik kazanılmasına katkıda bulundu.
Babasının isteği üzerine müzik yerine mimarlık okumayı seçti ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde (Mimar Sinan Üniversitesi) Yüksek Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. Daha sonra İmar ve İskân Bakanlığı Marmara Bölge Planlama Dairesi’nde şehirci mimar olarak çalıştı ve Ankara’ya yerleşti. Ancak müzik tutkusundan vazgeçmedi.
Cinuçen Tanrıkorur, genç yaşta kanser ve irsî bir böbrek hastalığıyla mücadele etti. 1989’da tedavi için Kültür Bakanlığı tarafından ABD’ye gönderildi. Orada 117 eser besteledi, Maryland ve Princeton üniversitelerinde konferanslar verdi ve hat sanatı dersleri aldı. Toplam sekiz ameliyat geçirdi; üçü kanser kaynaklıydı. 28 Haziran 2000’de, Marmara Üniversitesi Hastanesi’nde hastalığının ilerlemesi sonucu 62 yaşında vefat etti. Vefatından kısa süre önce, hasta yatağında dua ederken, “Yâ Rabbi, bana sıhhat ver, şu sahipsiz memleketim için biraz daha çalışayım” dediği nakledilmiştir.
Cinuçen Tanrıkorur, Türk klasik mûsikîsinin hem icracı hem de bestekâr olarak en önemli temsilcilerinden biridir. Müziğe 2,5 yaşında amcasının meşkleriyle başladı ve 8 yaşında Sultan III. Selim’in “Sûzidilârâ” makamındaki yürük semâîsini usul vurarak okuyabilecek kadar yetkinleşti. 14 yaşında, henüz bir enstrüman çalmadığı halde, Ferahnak makamında bir saz semâîsi ve Fuzûlî’nin “Âşiyân-ı mürg-ı dil zülf-i perişânındadır” mısraıyla başlayan Şevkefzâ makamında bir şarkı besteledi. Bu, onun müzik dehasının erken yaşta ortaya çıktığını gösterir.
Cinuçen Tanrıkorur, udda kendine özgü bir tarz geliştirdi. Yorgo Bacanos, Ûdî Nevres ve Şerif Muhittin Targan’dan etkilenmiş, ancak klasik tambur tavrına yakın, net ve parlak mızrap vuruşlarıyla öne çıkan bir üslup oluşturmuştur. Kendi ifadesiyle, ud icrası “bir tür tambur, biraz gitar, belki bağlama esintileri taşıyan, halk mûsikisini de sevdiğini belli eden karışık bir üslûp”tur. Sol elin klavyede verdiği nüanslar, onun icrasında belirleyiciydi ve yüksek hız yerine melodik derinliğe odaklandı. Konserlerinde mikrofon kullanmaması, onun doğal akustiğe verdiği önemi gösterir.
Cinuçen Tanrıkorur’un bestecilik kariyeri, 1952’den 1999’a kadar uzanır ve toplam 505 eser bestelemiştir. Eserleri, klasik Türk mûsikîsi formlarının yanı sıra yeni makamlar ve formlarla da dikkat çeker. Kendi geliştirdiği Şedd-i Sabâ, Zâvil-Aşîran ve Gülbûse makamlarında klasik fasıllar bestelemiş; Bayatî-Araban, Evcâra, Zâvil-Aşîran ve Nişâburek makamlarında Mevlevî âyinleri, 63 makamlı Kâr-ı Nev’eda, Yahya Kemal’in uzun şiirlerinden besteler ve çocuk-gençlik eserleri gibi geniş bir yelpazede üretim yapmıştır. Güfte seçiminde titiz davranmış, Mevlânâ, Fuzûlî, Aziz Mahmud Hüdâyî, Şeyh Galib, Yahya Kemal ve Faruk Nafiz Çamlıbel gibi şairlerin aruzla yazılmış şiirlerini tercih etmiştir.
Önemli Eserleri:
Sözlü Eserler:
* “Günaydınım, Narçiçeğim”,
*“Turnalar”,
* “Yakut, mine, zümrüt bana birdir kayalarla” (Şükûfe Nihal),
*Yahya Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı”,
* “Itrî”,
* “Mehlika Sultan” ve *“Sonbahar” gibi uzun şiirlerden besteler.
Dinî Eserler:
* Bayatî-Araban Mevlevî Âyini, *Aziz Mahmud Hüdâyî’nin “Bağ-ı aşkın andelîbi Hazret-i Üftâde’dir” güfteli Bayatî Tevşih, *77 dini eser (4 Mevlevî âyini, na’t, durak, ilahi vb.).
Saz Eserleri: Ferahnak Saz Semâîsi, klasik fasıllar, peşrev ve saz semâîleri.
Film ve Çocuk Eserleri: “Kiralık Konak” film müziği”, “Tarla Dönüşü / Köyde Sabah”, İstiklal Marşı ve çocuk-gençlik için 63 eser.
Cinuçen Tanrıkorur, 1973-1982 yılları arasında TRT Ankara Radyosu Türk Sanat Müziği Şube Müdürlüğü’nde çeşitli görevler üstlendi ve müzik eserlerini inceleyen komisyonun başkanlığını yaptı. Konya Selçuk Üniversitesi’nde Müzik Eğitimi Bölümü’nü kurdu ve 1986-1989 yıllarında Türk mûsikîsi tarihi, nazariyatı ve ud dersleri verdi. 1993-1995’te Müjdat Gezen Sanat ve Kültür Vakfı’nda nota hattatlığı, Türk mûsikîsi edebiyatı ve usulleri gibi konularda dersler verdi. Öğrencileri arasında Bekir Reha Sağbaş, Selma Sağbaş, Gülçin Yahya ve Tevfik Soyata gibi isimler yer alır.
Tanrıkorur, Türk mûsikîsi üzerine sayısız makale yazdı ve “Biraz da Müzik” (2001) ile “Müzik Kimliğimiz Üzerine Düşünceler” (1998) adlı kitapları yayımladı. Ayrıca, batılı anlamda ilk ud metodunu yazarak 1970’te TRT Kültür-Sanat-Bilim Ödülleri’nde birincilik kazandı. 1983’te Fransız Ulusal Radyosu tarafından uzunçaları yayımlanan ilk klasik Türk mûsikîsi sanatçısı oldu ve 22 ülkede solo ud-ses resitalleri, konferanslar ve seminerler verdi.
Cinuçen Tanrıkorur, mûsikîyi “her milletin kendi öz kültüründe şekillenen bir duygu-düşünce dili” olarak tanımladı. Geleneksel Türk mûsikîsinin estetik, tarih ve inançla şekillenen yapısını korurken, yenilikçi yaklaşımlarla zenginleştirdi. Klasik formlara bağlı kalsa da, Zekâi Dede Efendi ve Hafız Sadeddin Kaynak’tan etkilenerek romantik ve çağdaş unsurları eserlerine taşıdı. Güfte seçiminde edebi zevke verdiği önem, onun bestelerinin sanatsal değerini artırdı.Hilmi Yavuz, Tanrıkorur’un bestelerini “mûsikînin içindeki saf, hâresiz ve elmas melodiler” olarak nitelendirirken, onun geleneksel mûsikîyi bir dünya görüşü olarak benimsediğini vurgulamıştır. Ahmet Özhan, onun titiz, nazik ve kendine has üslubuyla üst düzey bir sanatçı olduğunu belirtmiş; Beşir Ayvazoğlu ise hastalıklarına rağmen büyük eserler üreten “kahraman” bir kişilik olarak tanımlamıştır.
Ödülleri
* 1970: TRT Kültür-Sanat-Bilim Ödülleri, “Ud Metodu -I-” ile birincilik.
* 1973: Denizli Belediyesi Altın Horoz Güfte ve Beste Yarışması, büyük ödül.
* 1977: Konya Turizm Derneği Şarkı ve Saz Eserleri Yarışması, Şevki Bey Ödülü (14 şarkı ile).
* 1979: Konya Turizm Derneği Mevlevî Âyini Beste Yarışması, Bayatî-Araban Âyini ile birincilik.
* 1981: Paris Akademie Internationale de Lutece, Bayatî-Araban Âyini ile altın madalya.
1982’de, ABD’de tanıştığı Çin kökenli Jamaikalı sanat tarihçisi Şermin Barihüda Tanrıkorur (Charmaine Angela Moo) ile evlendi. Mütedeyyin bir Müslüman olan Tanrıkorur, vatanperverliği ve inançlarına bağlılığıyla tanındı. Hastalığına rağmen üretkenliğini sürdürdü ve Türk mûsikîsine rehber olacak bir miras bıraktı. Vefatından sonra, 2002’de bestekârlığının 50. yılı anısına İstanbul, Ankara, Konya ve Kütahya’da etkinlikler düzenlendi. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 2020’de 7 ciltlik “Cinuçen Tanrıkorur Beste Külliyatı”nı yayımlayarak eserlerini gelecek nesillere aktardı.Tanrıkorur’un mezarı, tasarım çizimleri eşi Barihüda Tanrıkorur, müzehib Asiye Kafalıer-Dönmez ve hattat Hasan Çelebi’ye ait olan özel bir sanat eseri niteliğindedir.
Cinuçen Tanrıkorur, Türk mûsikîsinin geleneksel değerlerini korurken yenilikçi yaklaşımlarıyla çağdaş bir çizgi yakalamış; ud icracılığı, besteciliği, eğitimciliği ve yazılarıyla çok yönlü bir sanatçı olmuştur. 505 eseri, geliştirdiği makamlar ve entelektüel birikimiyle, Türk mûsikîsinin “Dede Efendi’si” olarak anılmayı hak etmiştir. Onun eserleri ve fikirleri, bugün hâlâ müzikologlar, icracılar ve dinleyiciler için ilham kaynağıdır.
Rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz
30 Haziran 2025
M. Hüseyin OĞUZ

