Site icon

VEFATININ 45. YIL DÖNÜMÜNDE AHMET MUHİP DIRANAS

Spread the love

VEFATININ 45. YIL DÖNÜMÜNDE AHMET MUHİP DIRANAS

Ahmet Muhip Dıranas (1909-1980), Türk edebiyatının Cumhuriyet dönemi önemli şair ve yazarlarından biridir. Lirik, sembolik ve empresyonist şiir anlayışıyla tanınan Dıranas, özellikle “Fahriye Abla”, “Kar”, “Olvido” ve “Serenad” gibi şiirleriyle Türk edebiyatında derin bir iz bırakmıştır. Hece ölçüsünü modern bir yaklaşımla kullanarak, geleneksel Türk şiiriyle Batı şiirini harmanlamış ve özgün bir şiir dili oluşturmuştur.

Ahmet Muhip Dıranas, 1909 yılında Sinop’un Erfelek ilçesine bağlı Salı köyünde doğmuştur. Bazı kaynaklar doğum yerini İstanbul olarak belirtse de, eşi Münire Dıranas’ın ifadesine göre İstanbul’da doğduğu bilgisi de mevcuttur. Babası Sinoplu, annesi İstanbullu olan Dıranas, çocukluğunun bir kısmını Sinop’ta geçirmiş, yazları köyde çobanlık yaparak doğayla iç içe bir yaşam sürmüştür. Babasının askerlik görevi nedeniyle ailesiyle Ankara’ya taşınmış, burada gençlik yıllarını geçirmiştir.

İlkokulu Sinop’ta tamamlayan Dıranas, ortaokul ve lise eğitimini Ankara Erkek Lisesi’nde (Taş Mektep) almıştır (1929). Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar, onun şiire olan ilgisini geliştirmede önemli rol oynamıştır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne iki yıl devam etmiş, ancak öğrenimini yarıda bırakarak İstanbul’a gitmiştir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde eğitim almış, ancak bu bölümü de tamamlamamıştır. Aynı dönemde Güzel Sanatlar Akademisi’nde kütüphane memurluğu yapmıştır.

Ahmet Muhip Dıranas, meslek hayatında çeşitli görevlerde bulunmuştur:
Hâkimiyet-i Milliye (Ulus) Gazetesi (1930-1935): Gazetecilikle meslek hayatına adım atmıştır.
Güzel Sanatlar Akademisi: Kütüphane müdürlüğü yapmıştır.
Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi: Müdür yardımcılığı görevinde bulunmuştur.
Halkevleri: 1938-1942 yılları arasında CHP Genel Merkezi’nde Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınları’nı yönetmiştir.
II. Dünya Savaşı yıllarında Ağrı’nın Sürbehan köyünde askerlik yapmıştır (1942-1945). Bu dönem, sanatı ve hayatı için bir dönüm noktası olmuştur.
Çocuk Esirgeme Kurumu: Yayın müdürlüğü ve kurum başkanlığı görevlerini üstlenmiştir (1946-1960).
Anadolu Ajansı ve İş Bankası: Yönetim kurulu üyelikleri yapmıştır.
Devlet Tiyatroları: Edebi Kurul başkanlığı görevinde bulunmuştur.
Zafer Gazetesi: Demokrat Parti’nin yayın organı olan bu gazetede köşe yazıları yazmış, siyasete atılarak milletvekilliğine aday olmuş ancak seçilememiştir.

1941 yılında Münire Dıranas ile evlenmiş, çiftin çocukları olmamıştır. Dıranas, nargile, sigara ve alkol tüketiminin etkisiyle sağlık sorunları yaşamış, kronik bronşiti anfizeme dönüşmüş ve 21 Haziran 1980’de kalp yetmezliğinden Ankara’da vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine Sinop’ta toprağa verilmiştir.

Ahmet Muhip Dıranas, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde “saf şiir” anlayışına bağlı bir şair olarak öne çıkar. Şiirlerinde estetik ve biçimsel mükemmeliyete önem vermiş, hece ölçüsünü modern bir yaklaşımla kullanarak geleneksel Türk şiiriyle Batı şiirini (özellikle Fransız sembolistleri) sentezlemiştir. Edebi kişiliğinin temel özellikleri şunlardır:
* Saf Şiir Anlayışı: Dıranas, Ahmet Haşim’in öncülük ettiği saf şiir anlayışını benimsemiş, şiiri estetik bir sanat formu olarak görmüştür. Paul Valéry’nin dili merkeze alan yaklaşımından etkilenmiş, divan şiirinin biçimci yapısını modern bir üslupla harmanlamıştır.
* Sembolizm ve Empresyonizm: Fransız şair Charles Baudelaire’in Elem Çiçekleri eserinden derinlemesine etkilenmiş, sembolizm ve empresyonizm akımlarını şiirine yansıtmıştır. Şiirlerinde doğadaki anlık görüntüleri duygularla harmanlayarak sembolik bir evren yaratmıştır.
* Hece Ölçüsü ve Ahenk: Hece ölçüsünü kullanmış, ancak durak ve vurgu yerlerini değiştirerek geleneksel kalıplarda yenilik yapmıştır. Şiirlerinde ses ve ahenge büyük önem vermiş, Cahit Sıtkı Tarancı ile benzer şekilde müziği şiirin vazgeçilmez bir unsuru olarak görmüştür.

Temalar: Dıranas’ın şiirlerinde işlediği başlıca temalar şunlardır:
* Aşk ve Kadın: Romantik ve lirik bir üslupla aşkı işlemiştir (“Fahriye Abla”, “Serenad”).
* Doğa ve Tabiat Sevgisi: Doğa-insan ilişkisini estetik bir şekilde yansıtmıştır (“Kar”, “Ağrı”).
* Hüzün, Yalnızlık ve Karamsarlık: İnsan hayatına dair karamsar bir bakış açısı sunmuş, ölüm ve geçmişe özlem temalarını sıkça kullanmıştır (“Olvido”).
* Zaman ve Ölüm: Geçen zamanın insan üzerindeki etkisi ve ölümün kaçınılmazlığı sık işlenen konulardandır.
* Yurt ve Kahramanlık: Özellikle askerlik dönemi sonrası, yurt sevgisi ve tarih temalarını işlemiştir.
* Etkilendiği İsimler: Ahmet Hamdi Tanpınar, Faruk Nafiz Çamlıbel, Ahmet Haşim ve Fransız sembolist şairler (Baudelaire, Verlaine) Dıranas’ın şiirini şekillendiren temel etkilerdir. Tanpınar’ın ona Baudelaire’in Elem Çiçekleri’ni tanıtması, şiir anlayışında önemli bir dönüm noktası olmuştur.
* Dil ve İfade: Dıranas, sade ama güçlü bir dil kullanmış, Arapça ve Farsça tamlamalardan kaçınarak konuşma diline yakın bir üslup geliştirmiştir. Az kelimeyle çok anlam ifade etmeye özen göstermiş, imgeleri ve çağrışım gücünü ustalıkla kullanmıştır.

Ahmet Muhip Dıranas, az yazmış ancak yazdığı eserlerle büyük etki yaratmıştır. Şiirleri, uzun süre dergilerde yayımlanmış ve ancak 1974 yılında kitaplaştırılmıştır. Eserleri şunlardır:
Şiir
* (Şiirler (1974, İş Bankası Kültür Yayınları): Dıranas’ın çeşitli dergilerde yayımlanan şiirlerinin toplandığı kitaptır. Öne çıkan şiirler:
* Fahriye Abla: Türk edebiyatının en bilinen şiirlerinden biridir. Mahalle kültürünü ve platonik aşkı lirik bir şekilde işler.
* Kar: Ses ve ahengin ön planda olduğu, doğa ve hüzün temalarını birleştiren bir şiirdir.
* Olvido: Unutuş ve yalnızlık temalarını işleyen, sembolik ve derin bir şiirdir.
* Serenad: Romantik ve müzik dolu bir aşk şiiridir.
* Ağrı, Selam, Köpük: Doğa, yurt sevgisi ve metafizik temaları işleyen diğer önemli şiirleridir.

Tiyatro
* O Böyle İstemezdi (1947): Dıranas’ın yazdığı orijinal bir tiyatro eseridir.
* Gölgeler: 1947 yılında CHP Piyes Yarışması’nda ikincilik ödülü kazanmıştır.

Çeviriler
Ahmet Muhip Dıranas, çeşitli eserleri Türkçeye çevirmiş ve uyarlamalar yapmıştır:
* Kırık Saz: Tevfik Fikret’in Rübab-ı Şikeste eserini modern Türkçeye çevirmiştir (1977).
* Fransa’da Müstakil Resim (1938, Cahit Sıtkı Tarancı ile birlikte, A. Basler ve C. Kunstler’den).
* Abdal: Dostoyevski’nin Budala eserinden uyarlama (1940).
* Yaşadığımız Devir (1942, Karel Čapek’ten).
* Anna Bolton (1945, Louis Bromfield’den).
* Ecinniler (1958-1963, Dostoyevski’den, S. Lünel ile birlikte).
* Cehennem Kayası (1963, E. Dimt’ten).

Diğer Eserler / Yazılar: Ölümünden sonra eşi Münire Dıranas tarafından derlenen makaleleri, Yazılar adıyla yayımlanmıştır. Zafer gazetesinde yazdığı günlük politik yazılar ve çeşitli dergilerdeki inceleme yazıları da edebi birikiminin bir parçasıdır.
Ahmet Muhip Dıranas, şiirde biçimsel olgunluğa ve estetik derinliğe önem vermiştir. Hece ölçüsünü kullanarak, geleneksel Türk şiirinin kalıplarını modern bir anlayışla yenilemiştir.

Şiirlerinde şu özellikler öne çıkar:
* Müzikalite: Şiirlerinde ses ve ahenk, anlam kadar önemlidir. Kelimelerin çok anlamlılığını ve çağrışım gücünü ustalıkla kullanır.
* Sadelik ve Derinlik: Süsten arınmış, yalın bir dil kullanır, ancak bu sadelik içinde derin duygular ve imgeler barındırır.
* Bireysel ve Evrensel: Bireysel duyguları (aşk, yalnızlık, hüzün) işlerken, evrensel temalara da yer verir (ölüm, zaman, doğa).
* Sembolist Etki: Fransız sembolistlerinin etkisiyle, doğadaki görüntüleri semboller aracılığıyla duygusal ve metafizik bir boyuta taşır.
* Geleneksel ve Modernin Sentezi: Halk edebiyatı ile sembolizmi birleştirerek, gelenekselde çağdaş bir şiir dili yaratmıştır.

Ahmet Muhip Dıranas, az sayıda şiirle bile Türk edebiyatında kalıcı bir etki bırakmıştır. “Fahriye Abla” şiiri, Türk edebiyatında popüler kültürle özdeşleşmiş, hatta bu şiirden esinlenerek bir film çekilmiştir. Şiirleri, hem edebi çevrelerde hem de geniş kitleler arasında sevilmiş, birçok dile çevrilmiştir. Çağdaş Batı şiiriyle (Baudelaire, Verlaine) Türk şiirini buluşturan Dıranas, özellikle 1940 kuşağı şairleri üzerinde etkili olmuştur. Az yazmasına rağmen, şiirlerinde yakaladığı estetik ve duygusal derinlik, onu Türk edebiyatının unutulmaz isimlerinden biri yapmıştır.

Ahmet Muhip Dıranas, Türk edebiyatında lirik ve sembolist şiirin öncülerinden biri olarak, az ama öz eserleriyle derin bir etki bırakmıştır. Doğaya, aşka, yalnızlığa ve ölüme dair duygu yüklü şiirleri, sade ama güçlü diliyle hem edebi çevrelerde hem de halk arasında sevilmiştir. Ahmet Muhip Dıranas’ın şiirleri, Türk edebiyatının zamansız hazinelerinden biri olarak yaşamaya devam etmektedir.

FAHRİYE ABLA

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Eviniz kutu gibi bir küçücük evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin Altın bileziklerle dolu bileklerin. Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin; Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
Hâlâ dağları karlı Erzincan’da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hâtırada kalan şey değişmez zamanla.
Ne vefalı komşumdun sen, Fahriye abla!

(Ahmet Muhip DIRANAS)

Rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz..

21 Haziran 2025
M. Hüseyin OĞUZ

Exit mobile version