Site icon

VEFATININ YILDÖNÜMÜNDE MUHSİN YAZICIOĞLU

Spread the love

VEFATININ YILDÖNÜMÜNDE MUHSİN YAZICIOĞLU

Bir Ülkücü Liderin Hayatı ve Mirası

Muhsin Yazıcıoğlu, Türk siyasi tarihinde derin izler bırakmış, ülkücü hareketin önde gelen isimlerinden biri olarak tanınan bir siyasetçi, şair ve liderdir. 31 Aralık 1954’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Elmalı köyünde, çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Yazıcıoğlu, hayatı boyunca inandığı değerler uğruna mücadele etmiş ve bu uğurda hem büyük bedeller ödemiş hem de geniş kitleler tarafından sevgiyle anılmıştır. 25 Mart 2009’da Kahramanmaraş’ta geçirdiği trajik helikopter kazasıyla hayatını kaybeden Yazıcıoğlu’nun hikâyesi, cesareti, dürüstlüğü ve millete olan bağlılığıyla hatırlanır.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun siyasi yolculuğu, henüz 14 yaşında Şarkışla’da Genç Ülkücüler Hareketi’ne katılmasıyla başladı. 1972’de üniversite eğitimi için Ankara’ya gelen Yazıcıoğlu, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde öğrenim gördü. Ancak onun asıl dikkati, dönemin çalkantılı siyasi atmosferinde ülkücü hareketin içinde yer almak oldu. Üniversite yıllarında Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde görev yapmaya başlayan Yazıcıoğlu, kısa sürede liderlik vasıflarıyla öne çıktı. Sırasıyla Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Genel Başkanlığı görevlerini üstlendi. 1978’de ise Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu genel başkanı oldu.

Bu dönemde Türkiye, sağ-sol çatışmalarının yoğun yaşandığı bir kaos içindeydi. Yazıcıoğlu, gençlik lideri olarak bu çatışmalarda önemli bir rol oynadı. Ancak onun liderliği sadece mücadeleyle sınırlı kalmadı; aynı zamanda gençlere sahip çıkan, onların haklarını savunan bir duruş sergiledi. 1980’e kadar Milliyetçi Hareket Partisi’nde (MHP) Genel Başkan Müşavirliği görevini yürüttü.

12 Eylül 1980 askerî darbesi, Yazıcıoğlu’nun hayatında dönüm noktası oldu. Darbe sonrası MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’nda yargılanan Yazıcıoğlu, 5,5 yılı hücrede olmak üzere toplam 7,5 yıl Mamak Cezaevi’nde kaldı. Bu süreçte ağır işkencelere maruz kalan Yazıcıoğlu, hiçbir suç isnat edilmeden uzun yıllar hapis yattı ve sonunda beraat etti. Cezaevinde geçirdiği zorlu günler, onun karakterini ve inancını daha da pekiştirdi. Bu dönemde yazdığı “Üşüyorum” şiiri, hem onun iç dünyasını yansıtan bir eser hem de Türk edebiyatında duygusal bir iz bırakan bir metin olarak kabul edilir. Şiirinde, beton duvarlar arasında üşürken bile umudunu ve inancını koruduğunu ifade eden Yazıcıoğlu, bu dizelerle milyonların gönlünde taht kurdu.

Cezaevinden çıktıktan sonra pes etmeyen Yazıcıoğlu, ülkücü camiaya ve ailelerine destek olmak amacıyla Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı’nı kurdu ve başkanlığını yaptı. 1987’de Milliyetçi Çalışma Partisi’ne (MÇP) katılarak Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu. 1991 genel seçimlerinde, Refah Partisi, MÇP ve Islahatçı Demokrasi Partisi ittifakıyla Sivas’tan milletvekili seçildi. Ancak, MÇP’nin siyasi anlayışıyla uyuşmazlık yaşayan Yazıcıoğlu, 1992’de partisinden ayrılarak kendi yolunu çizmeye karar verdi.

29 Ocak 1993’te Büyük Birlik Partisi’ni (BBP) kuran Yazıcıoğlu, bu partiyle Türk siyasetinde yeni bir sayfa açtı. BBP, milliyetçi ve İslamcı değerleri harmanlayan bir çizgide ilerledi. Yazıcıoğlu, liderliği boyunca dürüstlüğü, ilkeli duruşu ve halka yakınlığıyla tanındı. 1995’te ANAP ile ittifak yaparak yeniden Meclis’e giren Yazıcıoğlu, 2007’de ise Sivas’tan bağımsız milletvekili olarak parlamentoda yer aldı. BBP’yi her zaman halkın sesi olarak konumlandıran Yazıcıoğlu, “Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam.” gibi sözleriyle darbelere ve baskılara karşı net bir tavır sergiledi.

25 Mart 2009’da, yerel seçim çalışmaları kapsamında Kahramanmaraş’taki bir mitingden Yozgat’a giderken bindiği helikopter, Keş Dağı’na düştü. Kazada Yazıcıoğlu ile birlikte pilot Kaya İstektepe, gazeteci İsmail Güneş ve üç BBP’li hayatını kaybetti. Kazanın ardından enkaza 48 saat sonra ulaşılabilmesi, arama kurtarma çalışmalarındaki ihmaller ve suikast iddiaları, olayın üzerindeki sis perdesini yıllardır kaldırmadı. Özellikle, FETÖ bağlantılı isimlerin kazaya karıştığına dair iddialar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Soruşturmalar ve davalar devam etse de, Yazıcıoğlu’nun ölümü hâlâ tam anlamıyla aydınlatılamadı.

Muhsin Yazıcıoğlu, siyasi görüşlerinden bağımsız olarak, dürüstlüğü, cesareti ve millete olan sevgisiyle Türk halkının gönlünde özel bir yer edindi. “Ben Türk’üm, Türk esir olmaz.” gibi sözleriyle milliyetçiliğini, “Zulüm Azrail olsa da hep Hakk’ı tutacağım” diyerek inancını ortaya koydu. Cezaevinde sol görüşlü bir mahkûma ceketini vererek annesinin onu kötü görmesini engelleyecek kadar insan sevgisiyle dolu bir liderdi.

Bugün, Yazıcıoğlu’nun adı Türkiye’nin dört bir yanında cadde, park ve vakıflarda yaşatılıyor. Onun bıraktığı miras, sadece BBP’nin devam eden mücadelesinde değil, aynı zamanda Türk siyasetinde dürüstlük ve ilkeli duruş arayan herkes için bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor. 16 yıl önce aramızdan ayrılan bu ülkücü lider, “Haksız bir dava uğruna sultanlık yapacağıma, gerekirse haklı davada tek başıma yürürüm” diyerek özetlediği hayat felsefesiyle anılmaya devam edecek.

ÜŞÜYORUM

Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..
(MUHSİN YAZICIOĞLU)

Tin’i kut bulsun… Durağı uçmak olsun… Yeri uluların yanı olsun…

25 Mart 2025
M. Hüseyin OĞUZ

Exit mobile version