22 TEMMUZ DÜNYA BEYİN GÜNÜ
22 Temmuz Dünya Beyin Günü:
Türk Beyni, Epik Bir Destanda Kaybolan Efsane!
Ey ahali! Ey büyük Türk milleti, akıl dağlarının zirvesine tırmanmış, mantık okyanuslarında kulaç atan kahramanlar! Bugün 22 Temmuz… Dünya Beyin Günü! Evet, o gün. Evrenin en kudretli organı olan beynin şerefine kadeh kaldırdığımız, en azından kâğıt üzerinde kutladığımız o muhteşem gün.
Fakat durun! Trampetleri çalın, davulları vurun, zurnaları öttürün! Çünkü bu destanda kahramanımız biraz… tembel. Hatta çoğu zaman “Evin kedisi gibi koltukta yatıyor, arada bir kuyruğunu oynatıyor.” modunda. Özellikle bizde, Türkiye’de, bu organ adeta “pasif mod”a alınmış bir süper kahraman. Süper güçleri var ama “Ya bugün de mi kullanayım?” diyor.
Bölüm 1: Beyin, Sen Nerdesin Evladım?
Dünya Beyin Günü’nde bilim insanları laboratuvarlarda “Beyin nasıl daha verimli çalışır?” diye ter dökerken, bizde işler biraz farklı cereyan ediyor. Sabah uyanır uyanmaz ilk iş: “Acaba trafikte yine mi aynı yerden dönsem?” sorusuyla beyni devreye sokuyoruz. Ama hayır. Direksiyonu kırıyoruz, korna çalıyoruz, “Ulan, bu yol niye bitti” diye isyan ediyoruz. Beyin? O sırada “Abi, ben burada yokum, izinliyim.” diyor.
İstanbul trafiği, Türk beyninin en epik savaş alanı. Her sabah 8 milyon insan aynı anda “Ben, en haklıyım.” modunda. Kırmızı ışıkta geçen, yaya geçidinde “Ben, tankım.” diye yürüyen, “Şerit mi? O ne lan?” diye soran kahramanlarımız… Beyinleri o sırada muhtemelen “Tatile çıktı, geri dönüş tarihi belirsiz,” tabelası asmış durumda.
Bölüm 2: Sosyal Medya – Beynin En Büyük İhaneti
Ah beynim, sen ne kadar da sadık bir dostsun… Özellikle Twitter (pardon X) ve Instagram’da. Birileri “Ekonomi kötü” diye yazınca hemen 17 yorumla “Senin ananı…” seviyesinde argüman üretiyoruz. Beyin? “Kardeş, ben bu seviyede çalışmıyorum, daha kompleks bir şey ver.” diye yalvarıyor. Ama nafile.
Seçim dönemlerinde ise destan zirve yapıyor. Herkes “Benim dediğim olacak” diyor, rakip taraf “Siz hainsiniz” diyor. Beyinler o sırada toplu izin almış, Bodrum’da tekne turunda. Dünya Beyin Günü’nde en azından “bir düşünelim” diyeceklerine, “bir de şöyle troll’leyelim” moduna geçiyoruz. Epik ironidir ki, en çok beyni kullananlar “beyinsiz” diye küfrediyor birbirine.
Bölüm 3: Günlük Hayatın Komik Trajedisi
Market kuyruğunda “Abi, 5 dakika önce geldim.” yalanı, fatura ödeme sırasında “Bu kadar da olmaz.” kavgası, “Bana çay koy.” derken “Şekerini de sen at.” tembelliği… Türk insanı beynini en çok “Başkası kullansın.” diye yedekliyor.
Bir de şu var: “Yurt dışında olsak her şey mükemmel olurdu.” diyoruz. Ama aynı insan, yurtdışına gidince “Buranın kahvesi de boktanmış…” diye şikâyet ediyor. Beyin yine kenarda: “Ben uyuyorum, sen devam et kardeşim.”
Sonuç: Beyin, Bu Yıl da Bizde Değil…
22 Temmuz Dünya Beyin Günü’nde buradan tüm Türk beyinlerine sesleniyorum:
“Ey büyük Türk beyni! Sen ki atalarımızın fetihlerde kullandığı o muazzam savaş makinesi! Sen ki matematik problemlerini çözen, şiir yazan, icat çıkaran o efsanevi varlık! Kalk artık uykudan! Trafikte bir kez olsun sinyal ver, market kuyruğunda sırayı bekle, sosyal medyada ‘düşün’ tuşuna basmadan önce iki saniye dur!”
Yoksa ne olacak? Yine aynı destan: “Türk’ün aklı sonradan gelir.” Ama bu sefer geç kalmasın, çünkü dünya ilerliyor, biz hâlâ “Abi bir de şöyle yapsak” muhabbetindeyiz.
Gelecek yıl Dünya Beyin Günü’nde umarım daha az ironik, daha çok “Vay be, gerçekten kullanıyoruz.” diyebileceğimiz bir Türkiye olur.
Şimdilik… Beyinlerimize saygılar. Nerede olurlarsa olsunlar… Muhtemelen derin bir uykudalar.
Dipçe: Bu makale, tamamen esprili ve ironiktir. Kendi beyninizi kullanmayı unutmayın, en azından okurken.
Kullanın ki huzura, refaha, zenginliğe ulaşalım.
Kullanabilecek miyiz acaba?
22 Temmuz 2026
M. Hüseyin OĞUZ

