İSRAİL
İsrail denince Ortadoğu’daki sınırları ve nüfusu belli küçük ülke akla gelir. Bu, çok aldatıcıdır. İsrail deyince onunla birlikte akla küresel sermaye, ABD, İngiltere, AB ülkeleri, küresel medya, sanat ve bilim çevreleri gelmelidir. İsrail ile İslam dünyası arasında bir sorun olduğunda bütün Hristiyan âleminin her türlü gücüyle İsrail’in yanında olduğunu bilmek gerekir. İran gibi, Arap ülkeleri gibi demokrasiden, insan halklarından, hukuk ve adaletten uzak ülkelerde baskı rejimlerinden bıkmış kitleler içinden kolayca derlenebilecek yerli işbirlikçileri de İsrail hesabına yazmak gerekir.
İsrail’in Hitler’e rahmet okutan vahşeti karşısında sanat ve bilim dünyasından yükselen cılız sesler kimseyi aldatmasın. İsrail’in arkasındaki genel destek yanında denizde damla bile değildir. İslam ülkelerinde medya bunları aşırı abartır. İslam ülkeleri yöneticileri her olayda esip gürler, şöyle asacağız, böyle keseceğiz diyerek halkı yumuşatır. Birkaç şişe kola dökülür, bir iki bayrak yakılır, tepkiler söner. Geleneksel bir düşmanlık olmakla birlikte uzun vadeli geleneksel plânlar yoktur. Hep iki ileri bir geri gidilir. Yönetenlerin aklına estiği gibi sık sık değişen ve sadece o an için uygulanan önlemler vardır. Ki bunların çoğu ABD, AB tarafından dayatılır. İsrail’in değişmeyen, adım adım ilerlenen plânları karşısında bütün çabalar pek zayıf kalır.
İngilizlerin 1917’de Filistin’i işgalinden itibaren tarihî gelişmeler incelenince İsrail’in nasıl istikrarlı politikalar izlediği görülür. 1917’de İngiliz generali Allenby, işbirlikçisi Araplarca adı benzetilerek “El-Nebî” diye alkışlarla karşılanırken Filistin’de Yahudi nüfusu %11’dir. 1948’de İsrail devleti BM (İngiliz) eliyle kurulurken Yahudi nüfus oranı %17’ye yükselmiştir. Bugünlerde %100’e ulaşmak için soykırım peşinde, Gazze ve Batı Şeria’daki bir avuç Filistinli yok olmak üzere, hedefine pek az kaldı. Yıl yıl Filistin haritasına bakmak, her şeyi anlamak için yeterli.
İsrail’le dost olmak da düşman olmak kadar risklidir. İsrail ve birleşiklerinin hedefindeyseniz, size yüz yıl önce bir gömlek biçilmişse uyanık olmak zorundasınız. Öyle hamaset kokan gel geç politikalarla sadece yem olma sürecini hızlandırırsınız. Ne size harita çizen emperyalistlerle müttefik olmak ne Arap koruyuculuğuna soyunmak fayda etmez.
Yapılması gereken ülke çıkarlarını önceleyen, gerçekçi, ısrarlı, uzun vadeli plan ve programlar izlemek; her açıdan güçlü olmaktır. Sadece sizin gücünüz, iç barışınız, millî bütünlüğünüz caydırıcı olabilir. İsrail ve birleşikleri planlarından asla vazgeçmezler; ama sizin gücünüz karşısında duraklar, emellerini ertelerler. Bu mücadele, siz güçlü olduğunuz sürece sonsuza kadar sürer. Zaaf gösterme lüksünüz yoktur. Ülkenizi maceralara atacak politika değişiklikleri, sizi oyun masasına çekecek emperyalist kışkırtmalarına aldanmak tökezlemeye yeter.
İsrail’in İran’a son saldırısından pek çok dersler çıkarılmalıdır. İran rejiminden kaynaklanan olumsuzluklar İsrail ve birleşiklerine büyük imkanlar sunmuş görünüyor. Elleriyle koymuş gibi üst düzey görevlileri topluca yok ediyorlar. İstihbarat çok güçlü ve İran’da rejim karşıtı pek çok kaynaktan yararlandığı anlaşılıyor. İran hava savunması yok gibi. Pezeşkiyan ve İran yetkilileri, her zamanki gibi “Şöyle cevap vereceğiz, böyle pişman edeceğiz.” palavralarıyla acizliklerini gizleme peşinde.
İsrail ve birleşikleri karşısında birlik halinde bir İslam dünyası yok. Arap ülkeleri birer birer İsrail’le dostluk peşinde. Hiçbirinin Filistin gibi, Kudüs gibi bir derdi yok. Filistin’e insanî yardımlardan bile uzak duruyorlar. Suudiler, İsrail’e hava sahalarını açmak suretiyle İran’ın vurulmasına en büyük desteği veriyor.
Filistin’in kendi içinde de birlik yok. Üstelik 1960’lardan bu yana teröre desteğiyle özgür dünyada endişe uyandırmış durumda. Tahtından endişeli her Arap şeyhi, Filistin’e kuşkuyla bakıyor. Bizde terörün azdığı, 1960-1980 arasında Filistin kampları Türk terörist yetiştirme merkezleri olmuştur. Cin olmadan şeytan çarpmaya uğraşmak… İran’ın Ortadoğu’daki tutumu da benzer.
İsrail, birleşikleriyle birlikte dikkate alınmalı, Ortadoğu’da atılan her adımın İsrail emellerine hizmet ettiği unutulmamalıdır. Irak’ta, Suriye’de gelinen durum, İsrail çıkarları için taşların sabırla nasıl döşendiğini ortaya seriyor. Çeşitli hayallere kapılıp Ortadoğu bataklığına dalmamak en hayırlısı.
15.06.2025
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist



