MİLLÎ MÜCADELE’NİN GİZLİ KAHRAMANLARINDAN: BEKİR SAMİ GÜNSAV
Bekir Sami Günsav, Türk tarihinin destansı bir yiğidi, vatanın karanlık demlerinde şafak gibi doğan, Çerkes kanıyla yoğrulmuş bir Anadolu kartalıdır.
Kafkas dağlarının özgür rüzgârını taşıyan damarlarında, Bandırma’nın Haydar köyünden yükselen bir ateş yanmıştır. O, vatan toprakları düşman çizmeleri altında inletilirken, “Vatanlarında vatansız kalanların vatan yapma mücadelesi” diye tanımladığı İstiklal Harbi’nin ilk ateşleyicilerinden biri olmuş, düzenli ordu ile Kuvâ-yi Milliye’nin arasında köprü kuran, Ege’nin dağlarında ve ovalarında direnişin mihenk taşı haline gelen kurmay bir albaydır.
1879 yılında, Balıkesir’in Bandırma ilçesine bağlı Haydar köyünde dünyaya geldi. Babası, Kafkasya’dan Anadolu’ya göç etmiş Çerkes beylerinden Gubzeç Hasan Bey, annesi Ayşe Hanım’dır. Kanında Kafkas kartallarının özgürlük tutkusu, ruhunda ise Türk vatanına sonsuz bağlılık vardı. Bursa Askerî İdadisi’ni bitirdikten sonra 1897’de Harp Okulu’na girdi. 17 Ocak 1900’de teğmen, 4 Aralık 1902’de ise mümtaz yüzbaşı olarak Erkân-ı Harbiye Mektebi’nden (Harp Akademisi) mezun oldu. Kurmay subay olarak Erzincan’daki 4. Ordu’da göreve başladı; topoğrafya öğretmenliği yaptı, Balkan Savaşları’nda ve I. Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelerde (Irak Cephesi dahil) çarpıştı. 1916’da Miralay (Albay) rütbesine yükseldi. Harp Madalyası, Muharebe Gümüş İmtiyaz Madalyası ve Üçüncü Dereceden Osmanî Nişanı gibi nişanlarla onurlandırıldı.
Mondros Mütarekesi’nin karanlık günlerinde, İzmir’in 15 Mayıs 1919’da Yunan işgaline uğraması üzerine kaderi değişti. Bursa’daki 56. Tümen Komutanlığı’na atandı ve aynı zamanda Bursa Valiliği’ne vekâlet etti. Ardından 17. Kolordu Komutan Vekilliği’ne getirildi. İşte, burada destan başlar: 21 Mayıs 1919’dan itibaren bütün Batı Anadolu’yu karış karış dolaştı. Direnişçileri örgütledi, askerî ve sivil makamlarla yazışmalar yaparak halkı Millî Mücadele’ye teşvik etti. Düzenli ordu ile Kuvâ-yi Milliye arasında işbirliğinin temelini attı. Akhisar’dan Alaşehir’e, Ödemiş’ten Çine’ye kadar Ege’nin her köşesinde millî kuvvetleri harekete geçirdi. Çerkez Ethem gibi isimleri de Millî Mücadele saflarına katmada rol oynadı.
Sabahattin Selek’in ifadesiyle “Ege’de Milli Mücadeleyi başlatan ilk şerefli asker” olarak anılan Bekir Sami Günsav, Bursa’nın işgalinden sorumlu tutularak TBMM’de suçlandıysa da, bu ithamlar onun vatanseverliğini gölgelemedi. 20. Kolordu Komutanlığı’ndan alınıp Antalya-Muğla Bölgesi Komutanlığı’na, sonra da 6. Depo Alay Komutanlığı’na atandı. 1922’de açığa alındıktan sonra aktif cephe görevinden uzak kaldı, ancak mücadelenin manevî mimarlarından biri olarak kaldı.
Savaştan sonra Kırmızı Şeritli İstiklâl Madalyası ile taltif edildi. 9 Temmuz 1924’te emekliye ayrıldı. Emekliliğinde Kurtuluş Savaşı anılarını kitaplaştırdı (“Miralay Bekir Sami Günsav’ın Kurtuluş Savaşı Anıları” gibi eserler onun kaleminden çıkmıştır). 9 Eylül 1934’te İstanbul’da, 55 yaşında vefat etti. Naaşı, Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi. Mustafa Kemal Paşa’nın ailesini arayıp taziyede bulunduğu rivayet edilir.
Bekir Sami Günsav, sadece bir komutan değildi; o, vatan sevgisinin ete kemiğe bürünmüş haliydi. Düşman işgali altında ezilen topraklarda, umutsuzluğun kol gezdiği günlerde tek başına dağlara, köylere, şehirlere koşan, telgraflarla, emirler ve teşviklerle direnişi ören bir kahramandı. “Vatanlarını kaybedenlerin yeniden vatan yaratma mücadelesi” sözüyle, Çerkes kökenli bir Türk subayın yüreğindeki Anadolu sevgisini en güzel şekilde özetlemiştir.
O, İstiklal Harbi’nin unutulmaz isimlerinden biri olarak, düzenli ordunun disipliniyle halkın gönüllü direnişini birleştiren nadir şahsiyetlerdendir. Bugün Bandırma’dan Karacaahmet’e uzanan mezarı, sessizce bekler; ama onun hatırası, Türk milletinin bağımsızlık ateşinde hâlâ yanmaktadır.
“Ey vatan! Senin için dağları aşan, düşman karşısında dimdik duran, zaferden sonra sessizce köşesine çekilen bu yiğit, ebediyen minnetle anılacaktır.”
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
16 Nisan 2026
M. Hüseyin OĞUZ

