YALAN
Terörü önlemek, devletin görevidir. Bu görevi yerine getirebilmek için devlet, mücadeleden müzakereye çeşitli yollar dener. Ancak devlet, terörün teröriste ödün vererek çözülemeyeceğini de bilir. Bu, şantajcıya para vermek gibidir. Siz para verdikçe şantaj, istenen para artarak sonsuza kadar sürer. Terör de hangi ödünü verirseniz verin, arada durmuş rolü yapsa da başlangıçta belirlediği hedefine ulaşana kadar durmaz.
Devlet, sorumluluk ve ciddiyet taşır. Gerek gördüğünde iyi niyetini göstermek, uluslararası ortamda sorunların çözümü için ortaya koyduğu gayreti sergilemek için mücadele yanında müzakereye de yer verir. Terör örgütleri ve siyasi uzantıları, devletin bu çabasını daima istismar eder, şımarır, azıttıkça azıtır ve sonunda hak ettiği belasını da bulur.
Terör örgütünün, teröristin sözüne inanmak; yalansız, dolansız, dürüst davranışlar, vefa beklemek, bir anlaşmaya varılabileceğini ve ona uyacaklarını sanmak aptallık ötesi bir ahmaklıktır. Terörün doğasında alçaklık, ihanet, kalleşlik, vahşet, yalan, dolan vardır. On binlercesi içinden tek bir örnek yeter. 21 yaşında yeni mezun, atanma heyecanıyla ve hizmet aşkıyla dolu öğretmen Neşe Alten’i şehit eden bebek katillerinden insana yakışır herhangi bir davranış beklenebilir mi? Onlar masum Kürtlerin temsilcisi kabul edilebilir mi?
Terör örgütünün ve siyasi uzantılarının ihanetlerine, yalanlarına biz hiçbir zaman kanmadık. Ancak “Elması elmasla keserler.” hükmünce bizden görünen birileri yalanlarla bizi terör örgütünün müzakere edilebilir, uzlaşılabilir, anlaşılabilir, sözüne güvenilir nitelikte olduğuna inandırmaya çalışıyorlar.
Başta hiçbir pazarlığın, karşı şartın olmadığı söylenmişti. Pazarlığın bini bir para. MECLİS’te Cihan Harbi galipleri edasıyla tehditler eşliğinde her gün yeni ültimatomlar veriyorlar. Mangalda 30 bozuk tüfek yakmışlardı. Adı silah bıraktık, oldu. Yeni bir müsamere ortaya konmuş. Türkiye sınırları dışına çekiliyorlarmış. Doğruysa 20-25 terörist sözde çekilmiş; ama parmak da sallıyorlar. “İstediklerimizi yapmazsanız günah bizden gider.” diyorlar. Bakalım bizim medya ve malum zevat terör örgütünün bu yeni oyununu bize nasıl allayıp, pullayıp satacaklar?
Terör örgütüne bu son hamlelerle devletimsi bir yapılanma görüntüsü kazandırıldı. Dış güçlerin ve PKK’nın arzuladığı gibi konu uluslararası arenaya biraz daha taşındı. Kürt kökenli, masum, sorumluluk sahibi, cumhuriyet değerlerine sadık Türk vatandaşlarımıza, devletimizin temsilcileri olarak PKK terör örgütünü ve siyasi uzantılarını gördüğünü ilan etmiş olduk. Merak ediyor, “Acaba yanılıyor muyum?” diyorum. Sizce, elbette amaç o olamaz; ama “Ey Kürt kökenli Türk vatandaşları! Biz, Öcalan’ı sizin önderiniz olarak, PKK ve siyasi uzantılarını da temsilciniz olarak kabul ediyoruz. Sizi onlara terk ettik, başka muhatap kabul etmiyoruz. Siz de onlara uyun.” mesajı, bilinçsizce yapılanlardan daha net biçimde nasıl verilebilir?
Görünen o ki, millet olarak sıkı durmaz, kenetlenmezsek Kürt vatandaşlarımıza da yazık olacak, onları felaketin kucağına atacağız ve çok uzak olmayan bir zamanda bölüneceğiz. Bize kalanı da ABD, AB, fırsat kollayan Yunan, İsrail, PKK ne kadar bize bırakırlar bilmem.
27.10.2025
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

