BİR RAMAZAN HATIRASI
Ramazanın yaza geldiği günlerdi…
Meyve zamanı havalar çok güzel…
5-6 yaşları manevi uyanışlar… Büyükleri taklitle başlar.
Namaz oruç… Sevgiyle açılırdı körpe yüreklere…
Nakış nakış işlenirdi.
6 yaşında 6 gün oruç, diğer günler “tekne tabak orucu “
6-7 yaşlarındaydım…
Dedem hepimize her gün iftariyelik alır hediyelerle ödüllerle Hepimizi sevdirerek oruca hazırlardı.
Benden büyük iki Ablam var onlar oruçlu…
Ben de tutacağım diye tutturdum.
Gece zor uyansak da,
Uykulu sofra heyecanı…
Oruç sevgisi gönüllerimizi okşuyordu.
Bir gece babam ”Sen oruç tutma kızım, çok küçüksün.“ demesine karşılık sessiz kalıp sabahına niyetli olarak oruç tutardım.
İftar sofrasında bir bardak çay ile hafif kahvaltı yapardık akşam namazı kılıp,
Arkasından uzun sohbetli aheste iftar yemekleri dostlarla lokma edilirdi.
İftardan sonra namaz seccadesinde uyuya kalmışım…
Sabaha kadar uykuda geçmiş.
Tam on gün böyle bir oruç halinden sonra,
Rahmetli annem, babama:
“Bu sabi yavruyu kaldıralım. sahura kalksın bir şeyler yesin…
On gün oldu iftar üstüne oruç tutuyor…”
Ben hiç acıkmazdım sevgiyle heyecanla karşılardık… Mübarek Ramazan’ı…
Dedemin iftariyelik hediyesini asla unutamam içinde çeşitli çerezlerden oluşan iftariyelik,…
Hepimize ayrı hediye paketi verirdi sevgiyle…
Bir sabah bahçede oynuyoruz;
Benden büyük iki ablamla beraber…
Biri iki, diğeri 5 yaş büyük,
Birden bana yaklaştılar oyun arasında bana
“Bundan sonra oruç tutmak yok.”
Ben de tutucam dedim.
Hayır…
Hayır…
Bir koşma kovalamaca başladı…
Bahçede onlar benim peşimde,
Dolandık durduk koca bahçeyi…
Hepimiz çok yorulduk.
Ama, bir anda pes ettim.
Yakalandım…
Sıkıca tuttular kıpırdayamıyorum.
Birinde su diğerinde bir avuç içi tuz!
Yere uzanmışım,
Çırpınıyorum,
Burnumu sıktılar nefessiz kalıp ağzımı açtım, eyvah!
Ağzıma su ve tuz geldi,
Korkunç yandı boğazım!
Yuttuğumdan emin oldular; ancak öyle bıraktılar…
Eve uzaktayız,
Oyun kötü bitti!
Ağlayarak anneme geldim.
Anlattım durumumu…
Orucumu zorla bozdular, dedim.
Rahmetli annem,
Üzülme günahı onlara gitti,
Senin orucun yarın yine devam eder.
Şimdi çık bu armut ağacına güzelce armut ye,
Ağzın tatlansın diye okşayıp sarıldı; onun sevgisiyle unuttum acımı…
Evin yanındaki yere yarı uzanmış armut ağacına tırmandım.
Armut ağacının dalında yaz armuduyla bozulan orucumu tatlıya bağlamıştım…
Sanırım 7 yaşındaydım.
Ağaç balları toplardık ellerimizin üstüne biriktirip şeker ilave ederek iftarlık hazırlardık, kendimize özel…
Güzel günlerdi, çok güzel günler…
Tam 68 yıl önceki Ramazandı…
Top sesleri ezan seslerine karışır,
Yaz iftarlarında semaverin kendine has musikisi insanı gizemli yolculuğa götürürdü…
Nice güzel Ramazanlara
Sağlık ve huzur içinde…
Hayırlı ramazanlar…
Hayırlı iftarlar…
Canlar, can dostlar!
Selâm ve sevgiler…
17.04.2026
Nihayet AĞÇAY

