ŞEHİT ÖĞRETMEN ŞENAY AYBÜKE YALÇIN
Vefatının 9. yıl dönümünde Şehit Öğretmen Şenay Aybüke Yalçın:
Kırmızı Yazmalı Kız,
Türk Eğitiminin Kızıl Al Bayrağı,
Vatan Sevgisinin Efsanevî Kahramanı.
Ey ulusum, ey yiğit Türk milleti! Dinle bu destanı, dinle bu yiğitliği… Dağların bağrında, karanlığın kol gezdiği bir coğrafyada, nur gibi parlayan bir ışık doğdu: Şenay Aybüke Yalçın.
3 Eylül 1994’te Çorum’un Osmancık ilçesinde, vatan toprağının bereketli kucağında dünyaya geldi. Adı, Hocalı Katliamı’nın acısını yüreğinde taşıyan bir ailenin evladı olarak kondu; küçük bir kızın masumiyetini ve babaannesinin şefkatini birleştirdi. O, daha doğuştan “Aybüke” idi: Dağların zirvesinde parlayan ay gibi, yürekleri aydınlatan bir nur.
Ankara’da ilköğrenimini, Balıkesir Edremit’te ortaöğrenimini tamamladı. Müzik yeteneğiyle yoğrulmuş ruhu, Edremit Kültür ve Sanat Derneği’nde şekillendi. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Müzik Eğitimi Fakültesi’nde hem notaları hem de vatan sevgisini ustalıkla işledi. İzci lideriydi; genç yürekleri doğaya, disipline ve kardeşliğe yönlendirdi.
2016 Ekim’inde kader onu Batman’ın Kozluk ilçesine, Kozluk Çok Programlı Anadolu Lisesi’ne Müzik Öğretmeni olarak gönderdi. Henüz 22 yaşındaydı. Mesleğinin baharındaydı. “Öğretmen oldum ben!” sevinciyle dolu, çalışkanlığı, sıcak kalpliliği, şefkatiyle okulun, öğrencilerin, velilerin gönlünde taht kurdu. Kısa zamanda müzik sınıfı kurdu, enstrümanların sesiyle karanlık coğrafyaya umut melodileri yaydı. Öğrencilerine sadece nota öğretmiyor, vatan sevgisini, adanmışlığı, sabrı ve hesapsız sevgiyi aşılıyordu.
9 Haziran 2017 Cuma… Karneleri dağıttı. Sevinç gözyaşları içinde öğrencilerine sarıldı. Arkadaşlarıyla Batman’a dönerken, hain teröristlerin kurşunlarına hedef oldu. Belediye Başkanı’nın aracına yönelik alçakça saldırıda ağır yaralandı. Hastaneye kaldırıldı; ama hayatının baharında, 22 yaşında, şehitlik mertebesine yükseldi. O gün Türkiye’nin yüreği dağlandı. Bir öğretmen değil, bir milletin umudu, bir neslin vicdanı, bir idealin timsali toprağa düştü.
Türkiye onu hiç unutmadı. Bakanlar, TBMM Başkanı, öğretmenler, öğrenciler ve millet onun için şöyle haykırdı:
“Hayatının baharında şehit düşen öğretmeni Türkiye hiç unutmadı.” Onun adı okullara, kütüphanelere, petrol sahalarına, tesislere verildi; hatırası kalplerde yaşatıldı.
“Aybüke ismi, vatan sevgisinin, öğretmenlik aşkının ve adanmış bir ruhun simgesi oldu.” Bakan Yusuf Tekin’in dediği gibi, o bir ideal, bir umut, bir iyilik timsaliydi. Karanlık niyetlerin hedefi olsa da, nesillerin geleceğine ışık saçmaya devam ediyor.
Şiirlerde “Kırmızı yazmalı kız” diye anıldı: “Yürek tarlasını ekip biçen usta bir bahçıvan… Gözyaşı olmak istedim yetimlerin okuma hevesine…” Öğrencileri için “Bize sabrı, hesapsız sevgiyi ve hayata saf bir bakış açısını öğretti.” dediler.
Türküsü dillere düştü: Mağusa Limanı’nda söylediği “Beni öldürende yoktur din iman…” sözleri, hainlerin alçaklığını bir kez daha ortaya serdi. O türküyle yürekleri parçaladı, vatan sevgisini dillendirdi.
Şehit Aybüke, tahtada yarım kalan “gelecekti” kelimesiyle bile mesaj verdi: Gelecek sizsiniz evlatlarım, siz devam ettireceksiniz bu mücadeleyi!
Ey Aybüke! Senin gibi öğretmenler, karanlığa karşı en güçlü silahtır. Senin adın dağlarda, okullarda, dualarda, türkülerde yankılanıyor. Sen şehit oldun; ama öğretmenliğin, vatan sevgin, masum gülüşün ve kırmızı yazmanın simgesiyle ölümsüzleştin.
Mekânın cennet olsun, ey vatan evladı; ey müziklerin, umutların ve yiğitliğin öğretmeni! Allah rahmet eylesin. Senin yolun, Türk milletinin aydınlık yarınlarının yoludur. Ruhun şad olsun.
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
9 Haziran 2026
M. Hüseyin OĞUZ

