103. YIL DÖNÜMÜNDE LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI
Küllerden Doğan Zaferin Destanı
24 Temmuz 1923… İsviçre’nin sakin Lozan şehrinde, tarih boyunca yankılanacak bir mühür vuruldu. Yüzyılların imparatorluğunun enkazı üzerinde, Türk milleti, iradesini, kanını ve azmini ortaya koyarak, modern bir devletin temellerini attı. Bu antlaşma, sadece bir barış belgesi değildi; o, Sevr’in zincirlerini kıran, Misak-ı Millî’nin zaferini taçlandıran, Anadolu’nun destansı dirilişinin uluslararası tesciliydi. Öncesi kan, ateş ve ihanetle dolu; sonrası ise bağımsızlık, egemenlik ve yeniden doğuşun şafağıydı.
İmparatorluğun Çöküşü ve Sevr’in Karanlık Gölgesi (Öncesi)
Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı’na girdiği anda büyük bir sınavla karşı karşıyaydı. 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi, adeta bir teslim belgesiydi. İtilaf Devletleri -özellikle İngiltere, Fransa ve İtalya- Osmanlı topraklarını paylaşma plânlarını devreye soktu.
1920’de imzalanan Sevr Antlaşması, Türk yurdunu parçalamayı hedefliyordu: İzmir ve çevresi Yunanistan’a verilecek, Doğu Anadolu’da bağımsız Ermenistan ve özerk Kürdistan kurulacak, Boğazlar uluslararası denetime açılacak, kapitülasyonlar sürecek, maliye ve ordu yabancı kontrolüne girecekti.
Bu, Türk milletinin ölüm fermanıydı. Ancak, Anadolu’da Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde alevlenen Milli Mücadele, bu fermanı yırtıp attı. Sakarya Meydan Muharebesi’nde “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır.” emriyle destan yazıldı. Büyük Taarruz’la Yunan ordusu denize döküldü. 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması ile ateşkes sağlandı ve İtilaf Devletleri, Sevr’i masaya geri getirmek zorunda kaldı. Türk ordusu İstanbul ve Çanakkale’ye yaklaşınca, düşmanlar masaya oturmak zorunda kaldı.
Lozan Konferansı, 20 Kasım 1922’de başladı. Türk heyetine İsmet Paşa (İnönü) başkanlık ediyordu. Karşısında Lord Curzon gibi deneyimli diplomatlar vardı. Görüşmeler çetin geçti; aylar sürdü, ara ara kesildi. Türk tarafı egemenlikten, bağımsızlıktan taviz vermedi. Kapitülasyonlar, mali denetim, azınlık ayrıcalıkları ve sınırlar en hararetli tartışmalardı. Şubat 1923’te görüşmeler kesilse de Nisan’da yeniden başladı ve nihayet 24 Temmuz 1923’te antlaşma imzalandı.
Antlaşmanın Epik Kazanımları: Egemenlik ve Sınırlar
Lozan Barış Antlaşması, 143 maddelik kapsamlı bir metindi. En büyük zafer, Türkiye Cumhuriyeti’nin tam egemenliğinin tanınmasıydı. Sevr’in dayattığı parçalanma rüyası sona erdi:
- Sınırlar: Türkiye’nin bugünkü ana hatları büyük ölçüde belirlendi. Batı Trakya ve Meriç Nehri sınırı Mudanya’ya göre şekillendi; Karaağaç, Yunanistan’ın Anadolu’daki tahribatına karşılık savaş tazminatı olarak Türkiye’ye verildi. Suriye sınırı 1921 Ankara Antlaşması’na göre kabul edildi. Musul sorunu ise sonraya bırakıldı. Dodekaniz Adaları İtalya’da, Kıbrıs İngiltere’de kaldı. Bozcaada, Gökçeada ve Tavşan Adaları Türkiye’ye geçti.
- Boğazlar: Uluslararası bir rejim kuruldu ama Türk egemenliği tanındı. Sivil gemilere serbest geçiş, askeri gemilere sınırlamalar getirildi (bu konu 1936 Montreux Sözleşmesi’yle tam egemenliğe dönüştü).
- Kapitülasyonlar: Tamamen kaldırıldı. Yabancılara tanınan imtiyazlar sona erdi; Türkiye mali ve adli bağımsızlığına kavuştu.
- Savaş Tazminatları ve Borçlar: İtilaf Devletleri büyük tazminat taleplerinden vazgeçti. Osmanlı borçları yeni devletler arasında paylaştırıldı.
- Azınlıklar: Nüfus Mübadelesi Konvansiyonu ile (Ocak 1923) yaklaşık 1 milyon Rum Türkiye’den Yunanistan’a, 400-500 bin Müslüman Yunanistan’dan Türkiye’ye göç etti. Bu, tarihin en büyük zorunlu nüfus değişimlerinden biriydi ve etnik homojenleşmeyi getirdi. Türkiye’de kalan gayrimüslimler eşit vatandaşlık haklarına sahip oldu, ancak özel ayrıcalıklar tanınmadı.
Antlaşma, Türkiye’nin Arap vilayetleri üzerindeki iddialarından vazgeçmesiyle de Orta Doğu’nun yeni haritasını şekillendirdi. Ermenistan ve Kürdistan planları rafa kalktı.
Cumhuriyet’in Doğuşu ve Miras (Sonrası)
Antlaşmanın imzalanmasından kısa süre sonra, 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Saltanat zaten kaldırılmıştı; hilafet de 1924’te son buldu. İstanbul’daki son İtilaf askerleri çekildi. Lozan, Türk diplomasisinin zaferiydi: Silahla kazanılan zafer, masada da tescillendi.
Ancak, mirası tartışmalıdır. Nüfus mübadelesi büyük acılar doğurdu; milyonlarca insan köklerinden koparıldı. Yunan – Türk ilişkilerinde kalıcı izler bıraktı. Musul sorunu gibi meseleler ileride çatışmalara yol açtı. Yine de Lozan, Türkiye’ye tam bağımsızlık verdi ve yüzyıl boyunca geçerliliğini korudu. Hâlâ, yürürlükteki tek Birinci Dünya Savaşı barış antlaşmasıdır.
Bugün, 24 Temmuz yıl dönümünde, o destanı anıyoruz: Çanakkale’den Sakarya’ya, Dumlupınar’dan Lozan’a uzanan irade zinciri. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının, İsmet Paşa’nın masadaki direnişinin eseri olan bu antlaşma, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin temel taşıdır. Küllerden doğan Türkiye, Lozan’la ayağa kalktı ve kendi kaderini kendi yazdı.
Bu zafer, sadece bir antlaşma değil; Türk milletinin ebedi diriliş destanıdır. Nice yıllara, nice 24 Temmuz’lara…
Lozan, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedidir.
Süresi yoktur. Gizli maddesi yoktur. Hezimet değil, zaferdir.
Sevr’i yırtıp atışımızın 103. yıldönümü kutlu olsun.
24 Temmuz 2026
M. Hüseyin OĞUZ

