AZİZ TÜRK MİLLETİ, BU TEHLİKELİ SÜREÇTEN DE ÇIKACAKTIR!
Kadim medeniyetler kurmuş aziz ve asil Türk milleti, tarihsel süreçte büyük fırtınalar görmüş, kasırgalara maruz kalmış, ihanetler denizinde yalpalamış olmasına rağmen; töresini, insanlık değerlerini zerre kadar kaybetmemiştir. Fırtınalar, kasırgalar, ihanetler; Türk milletini daha çok güçlendirmiş, medeniyetler sahnesinde insanlığa hizmet etmeye devam etmiştir.
Batıda Atilla, doğuda İlteriş Kağan, Maveraünnehir’de Alper Tunga, Çin sarayında Kürşat, Malazgirt ovasında Alpaslan, Buhara ve Semerkant’ta Timur, bütün cihanda Oğuz Han ve Anadolu’da Atatürk; aziz ve asil Türk milletinin ulu büyükleri, insanlık timsali adlarını altın bezemelerle tarihe kazımıştır.
Kökü insanlık tarihiyle eş aziz ve asil Türk milleti, son bin yıllık geçmişinde bin yıllar öncesinde olduğu gibi, Anadolu’da yeniden şahlanmış ezeli ve ebedî yurt Anadolu’ya mührünü tekrar güçlü biçimde vurmuş, Anadolu’nun TÜRK’ÜN VATANI olduğunu belgelemiştir.
***
Dost / düşman bütün milletler bilir ki, Ağustos ayları, aziz ve asil Türk milletinin zafer aylarıdır. Yüzlerce örneği, tarih kitaplarında görülür. Bunlardan ikisi öne çıkmıştır:
26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Savaşı…
26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’un başlaması…
İlki, Anadolu’nun ikinci kez Türk vatanı yapılmasının kilidi ve anahtarı;
İkincisi ise, ezeli vatan Anadolu’nun sonsuza dek Türk vatanı olacağının mührüdür.
Mondros’lar, Sevr’ler aziz ve asil Türk milletini yok edememiş; aksine milletin BÜTÜNLEŞEREK, YENİDEN İHYA OLMASI ile Anadolu’nun Türk vatanı olduğu bütün dünyaya bir kere daha duyurulmuştur.
21. yüzyılın ilk çeyreğinde, aziz ve asil Türk milleti tarihsel süreçte defalarca yaşadığı gibi, yine dar ve çok tehlikeli bir süreçten geçmektedir. Siyasal ve toplumsal sorunların, iç ve dış tehditlerin arttığı bu dönemden de mutlaka bir çıkış bulacaktır. Genetiğine işlemiş yüksek meziyetleri, tarihsel deneyimleri, kadim millet nitelikleri, töresi ve atalarının manevî mirası sayesinde bu çok tehlikeli ve dar geçitten de mutlaka çıkacaktır. Bundan zerre kadar şüphe duymuyoruz.
***
Sonsuzluk âlemine göçmüş şehitlerimize ve gâzilerimize minnettarız. Ruhları şâd olsun!
Yaşayan gâzilerimize şükran borçluyuz. Her zaman huzurlu olsunlar!
Cefalı ve fedakâr Türk anaları, daha nice şehitler ve gâziler doğuracaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın!
Zafer Haftası’nda, iki büyük zaferimizin mimarı Alpaslan ve Atatürk başta tüm Türk büyüklerinin önünde yüksek saygı ile tazim ederiz.
Yeni Alpaslanlar, yeni Atatürkler; aziz ve asil Türk milletinin bağrındadır. Gerektiğinde yeni zaferler de Türk milletinin olacaktır. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın!
İnsanlığa hizmet yolunda; TANRI, TÜRK’Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN!
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!
***
“Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.”
(Kemal ATATÜRK / 29 Ekim 1933)
26 Ağustos 2026
Ahmet KIYMAZ


Türk medeniyeti ile dünya huzura kavuşacak, akan gözyaşları dinecektir.
Tarih her dönemde şahittir ki, Aziz Türk milleti hükmettiklerini her zaman adaletle ve merhametle kucaklamış, coğrafyalara bahar gelmiş ve mazlumların yüzü gülmüştür.
İyi niyetimizi suistimal ederek kalleşlik yapanların gözyaşları hiç dinmemiş, akan kanları sel olmaktadır.
Milliyetini inkar edenler de dünya milletleri çöplüğünde yerlerini alacaklardır.
Bir Türk Dünyaya Bedeldir.
Ne mutlu Türk’üm diyene