DARP EDİLEN MİLLETVEKİLİ…
Darp edilen bir milletvekili, polis ve polis arması Anayasal haklarını kullanan bir grup gâziyi, onları destekleyen sivil toplum örgütleri, siyasi partilerin temsilcilerini, gözyaşlarını tutamayan geç polis memurlarını önce Güven Park, sonra Kurtuluş Parkında günlerdir izliyoruz.
Görenleri, görmeyenleri, duyanları, duymayanları da görüyor, duyuyor ve toplum olarak değerlendiriyoruz. Geçtiğimiz gün de bir siyasi partinin temsilcileri, milletvekili, Genel Başkan Yardımcıları destek amacıyla geliyorlar ve bir anda ortalık karışıyor. Gördüğümüz kadarıyla, sivil kıyafetli bir polis âmiri ve yanındaki polis oldukları ifade edilen üç beş kişi, milletvekilini darp ediyorlar, yere düşen milletvekilini tartaklamaya devam ediyorlar.
Milletvekili Selçuk Türkoğlu‘nu yanında bulunan koruma polisi ve diğerleri korumaya çalışıyorlar. Milletvekili fenalaşıyor , hastahaneye kaldırılıyor. Bir polis çocuğu, kırk yıl polis üniformasını onurla taşımış bir polis ve polis babası olarak utanıyor ve düşünüyorum.
POLİS;, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu‘ndaki anlatımı ile; asayişi, amme, şahıs tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini koruyan, halkın ırz can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin eden, yardım isteyenlere, yardıma muhtaç olan çocuk, alil ve acizlere muavenet eden, kanun ve nizamnamelerin kendisine verdiği vazifeleri yapan silahlı icra ve inzibat kuvvetidir.
Polisin kimlik kartı, üniformasının sol göğsünde ve şapkasında bulunan, üzerinde ay-yıldız, 62 şualı ve 8 köşeli yıldız, defne dalı, çift başlı kartal ve kitap şeklindeki figürlerin her birinin ayrı ayrı anlam ifade ediyor.
Ay-Yıldız, bağımsız, lâik, hukukun üstünlüğüne saygılı, demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Türk Milletinin asla vazgeçilemez sembolüdür. Bu sebeple Türk Devletinin Polisi, O’nu başının ve kalbinin üzerinde taşır.
Sekiz köşeli yıldız, Nişan-ı Osmanî Şemsesi adıyla Sultan Abdülaziz tarafından, devlet hizmetinde üstün başarıları görülen kişilere iftihar ve imtiyaz olarak verilen bir madalyadan esinlenerek alınmıştır. Bu şekilde her Polis görevlisinin temsil ettiği meslek mensubu olarak, devlet hizmetinde üstün başarılar gösterecek kişiler oldukları ifade edilmiştir. 8 köşeli yıldız, ayrıca güneşi ifade ediyor.
Ayrıca, üzerinde 62 şua bulunan yıldız da her bir şua, polis meslek mensuplarının, kendi aralarında, aileleriyle ve hizmetinde oldukları toplum ile ilişkilerini anlatır. Her bir şua ile belirlenen 62 ahlâkî değerler, 8 ana kural altında toplanıyor.
Defne dalı, yıldızın etrafını çevreleyen defne dalı, barış, başarı, ün, şan, şöhret ve görkemi temsil etmektedir.
Çift başlı kartal, Selçuklu Devletinin simgesidir. Bin yıldır bu topraklar üzerinde doğu ve batıya hakimiyetimizi, güç, kudret ve bağımsızlığımızı ifade eder.
Kitap; temeli ahlâk, inanç, hak ve adalet olan kanunlara bağlılığı ifade eder.
Poliste bulunması gereken, kahir ekseriyetinde var olduğuna inandığım ve esasen Türk milletinin millî karakterini ifade eden 62 şua ile belirlenen ahlâkî veya bir deyişle etik değerler şunlardır:
”Atatürkçülük, iyi ahlâk, faziletli, nezaketli, merhametli, itaatli, yurt sevgisi, izzeti nefisli, karakterli, barışçı, haysiyetli, sabırlı, doğru, tarafsız, mütevazi, mert, cesur, temkinli, soğukkanlı, güçlü, bilgili, vakarlı, feragatkâr, intizamlı, adil, azimli, cumhuriyetçi, yasaya saygılı, yardım sever, kültürlü, diğergam, ketum, çalışkan, bayrağa saygılı, meslektaş sevgisi, vazife sevgisi, meslek sevgisi, amir sevgisi, vefakar, hak sever, ulus sevgisi, aile sevgisi, disiplinli, namuslu, saygılı, Allah korkusu, vicdan temizliği, üniformaya saygı, temiz ve sıhhatli, terbiyeli, imtizaçlı, sebatkar, mesuliyetli, bağımsızlık, güç, kudret, başarı, ün, şan, şöhret, görkem.”
Her biri kutsal vatan topraklarının bir köşesinden gelmiş polislerin oluşturduğu bu teşkilat… Suç ve suçlu ile, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkarak yerine Marksist-Leninist, irticaî esaslara dayalı bir devlet kurmak, vatan toprağını milletiyle bölmek isteyen şer odakları ile mücadelede binlerce şehit ve gâzilerinin canları ve kanları pahasına rüştünü defalarca ispat etmiştir.
Bir dönem solcu ve sağcı olarak bölünmek istenen, bu oyuna direnen, sonrada inanan-inanmayan olarak bölünmeye çalışılan, mukaddes dinimizi, kuklası oldukları güç odaklarının veya kendi siyasi, maddî ve şahsî çıkarları uğruna kullanılmak istenilen ve maalesef bir kısım mensuplarının verilen eğitim, inandırıldıkları inançları, şahsî ikbal hırsları doğrultusunda kullanıldığı, siyasilerin âdeta şamar oğlanı muamelesi yaptıkları polis gündemden düşmüyor.
Bir tarafta, mensup olduğu yüce Türk milletinin millî-mânevî değerlerine yürekten bağlı, her türlü olumsuzluğa rağmen kendisine yasalar ile verilen görevini cansiperane yapmaya çalışan çoğunluk…
Diğer tarafta, saldıran, döven, insan sevgisinden uzak, taşıdığı üniformaya, kimliğine saygısı olmayan, dolaysıyla meslektaş kelimesinden, hak ve hukuktan bihaber azınlık.
Öyle bir azınlık ki, toplumsal olaylarda bilinçsizce veya bilinçli olarak gaz silahını veya ateşli silahını kullanan, elinde Türk bayrağı olan bir genci veya sakat arabasındaki engelli bir kişiyi tazyikli su sıkarak yere serebilen kişiler, korumakla yükümlü oldukları devlet büyüğünü korumanın aslî görevleri olduğunu unutarak, bakan koruması sıfatları ile meslek mensubu ast ve üstlerine saygısızca davranabilen, sokakta vatandaşı vahşice dövebilen birileri…
Eskiden polisler vardı. Görev yaptıkları yere yerleşen. Sağlıklarında saygı ve sevgi gören, vefat ettiklerinde binlerin uğurladığı ve hâlâ rahmetle anılan polisler…
Arzumuz odur ki, her birey sorumluluğunun bilincinde davransın. Makamlar ve rütbeler geçicidir. Bâki kalan kubbede hoş bir sedadır.
Selam ve dua ile…
25.08.2026
M. Yavuz ELBİRLER
EGM E. İsth. D. Bşk.

