MİLLÎ MÜCADELE’NİN GİZLİ KAHRAMANLARINDAN: (FENERBAHÇELİ) ARİF EMİRZADE
Arif Emirzade (Emirzade Arif Bey), 1893’te İstanbul’da doğmuş, 19 Kasım 1919’da Niğde’nin Bor Ovası’nda şehit düşmüş Osmanlı topçu yüzbaşısı, yüksek mühendis, Fenerbahçe’nin efsane defans oyuncusu ve kulübün 7. başkanıdır. Kısa, ama destansı bir ömür sürmüştür: Vatanı, milleti ve sarı-lacivert formayı aynı ateşle seven, cepheden maça, maçtan cepheye koşan bir kahraman.
17 yaşında Fenerbahçe’nin birinci takımına yükseldi. 1909 sonlarında Şehremini çayırlarında oynarken Mustafa Elkatipzade’nin gözüne çarptı ve kulübe alındı. Aynı dönemde Mühendishane-i Berri Hümayun’da (Osmanlı topçu subayı yetiştiren okul) öğrenciydi. 1910-1919 arasında sarı-lacivert formayla 128 maç oynadı; çoğu sağ bek/defans mevkiinde. Galip Kulaksızoğlu ile birlikte dönemin en sağlam savunma ikilisini oluşturdu. Zayıf yapılı ama çetin, gözü pek, sert fakat faulsüz oynayan bir futbolcuydu. Maçta asabi, maç bitince sakin ve nazik bir genç olarak anlatılır.
1911 yılında, Ayetullah Bey’in ayrılması üzerine kısa süre kulüp reisliği (başkanlığı) yaptı. O dönemde Fenerbahçe, 1911-12 İstanbul Ligi’ni yenilgisiz şampiyon tamamladı; kulübün ilk büyük lig zaferi onun hem sahada hem yönetimdeki varlığıyla geldi. Yüksek mühendislik eğitimi almış, Fransızca bilen bir aydındı.
Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele yıllarında askerlik görevini aksatmadı. Yüzbaşı rütbesiyle topçu subayı olarak görev yaptı; Balkan Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Uzunköprü-Keşan demiryolu inşaatında teğmen olarak çalışırken, izin alıp at sırtında onlarca kilometre yol kat eder, trene biner, Fenerbahçe maçlarına yetişir, maç bitince aynı yolla cepheye dönerdi. Anlatılanlara göre bu yolculuklar 26 saatlik at sürüşleriyle mümkün olurdu. Vatan görevini de, Fenerbahçe aşkını da terk etmedi.
19 Kasım 1919’da Toros demiryolu (Ulukışla-Niğde-Kayseri hattı) inşaatında mühendis olarak görevliyken, Bor Ovası’nda (bazı kaynaklarda Tahtaköprü mevkii) Rum eşkıya çetesinin saldırısına uğradı. Kalbini delen bir kurşunla şehit düştü. Henüz 25-26 yaşındaydı. Fenerbahçe, iki gün sonra Anadoluhisarı İdman Yurdu’na karşı oynadığı maça 10 kişi çıktı; Arif’in 2 numaralı formasını saha kenarındaki bir sandalyeye astı. Maçı 11-1 kazandı. Kulüp kâtibi Ömer Nazım Elbi şu dizeleri yazdı:
“Azim sebat, metanet; işte bu…
Futbolu can etmişti şahsında.
Ey arkadaş… Kimdir bu?
Şehit Arif’imiz karşında.
Dur ve ağla, elin bağla yanında.
En mukaddes şehittir bu,
Öldürdüler, vazifesi başında,
Ah Fener… Ne acıklı haldir bu…”
Arif Emirzade, Fenerbahçe tarihinin en erken ve en dokunaklı şehitlerinden biridir. Hem sahada “defansın belkemiği”, hem yönetim masasında kısa süreli reisi, hem de vatanın müdafaasında yüzbaşı olarak hizmet etmiştir. Serhat Kaner’in “Arif Emirzade – Fenerbahçeli Arif Yüzbaşı” kitabı, onun hayatını tarihi belgeler ve kulüp arşivleriyle harmanlayarak anlatır. 1932 Kuşdili yangını birçok belgeyi yok etmiş olsa da, hatırası sarı-lacivert camianın kolektif belleğinde yaşamaya devam eder.
O, sadece bir futbolcu veya subay değil; “vatan ve Fenerbahçe” ikilisini aynı yürekle taşıyan, genç yaşta şehadete erişmiş bir destan kahramanıdır. Ruhu, şâd olsun.
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
31 Ağustos 2026
M. Hüseyin OĞUZ

