KÜLTÜR AŞINMASINDAN YIKIMA MI?
Zamana bağlı olarak kültür değişmeleri kaçınılmazdır. Her devrin ihtiyaçları; sosyal, teknolojik gelişmeleri yaşam koşullarını etkiler. Milletlerin kültürlerinde -daha çok gelişme olarak adlandırılabilecek- değişmeler olur. Bu tarz kültür değişmelerinin dışında ayrıca yorumlanması gereken kültür aşınmaları da vardır. Aşınmalar genellikle kültür emperyalizminin sonucudur. Millî kültürün yabancı kültürler etkisinde kalması, hızla yerel renklerini kaybetmesidir.
Alınan giyim eşyalarının önünde, sırtında giyenlerin anlamını bilmediği çoğu İngilizce ibareler iyi bir örnektir. Hatta bunların bir kısmı giyeni utandıracak sözlerdir. Çocuklara ait eşyalar ve okul malzemeleri içinde üzerinde İngilizce sözler olmayanını bulmak mümkün değildir. Açılan işyerlerinin adları çoğunlukla İngilizcedir. Türkçe sözcükler bile İngilizceymiş gibi, o dilin kurallarıyla “Yeshil, Simitchi” gibi yazılmaktadır. İngilizce bilmeyenlerin gerek kamuda gerek özel alanda önemli konumlara gelmeleri mümkün değildir. Dilde hiç gerekmediği halde kullanılan İngilizce sözcük sayısı hızla artmaktadır. Müzik alanı herkesin gözü önündedir. Kültür aşınmasına pek çok alandan verilebilecek sayısız örnek var.
Kültür emperyalizmi, yalnızca Batı’nın eseri değildir. Birçok yerde görülen Arapça ibareler, Suriyeli göçüyle arttı. Artık Arap alfabesiyle yazılmış tabelalar her yerde. Türklere ait işyerlerinin adında Arapçayı yeğleyen ciddi bir kitle var. Arapça, Arap kültür ve gelenekleri yer yer dinî gereklilikler gibi algılanmakta.
“Arap’ı sevmek farzdır.” vaazları veriliyor. İyi Müslüman olmanın Araplaşmakla mümkün olduğu algısı var.
Kültür yıkımı, millî kültürdeki aşınmanın o kültürü yok edecek aşamalara ulaşmasıdır. Bu tehlikeyle karşılaşan milletler, benliklerini yitirdikleri için savaşsız saf dışı bırakılmışlardır. Bu yüzden kültür aşınmalarına uğrayan milletlerin çok geç olmadan önlemler almaları, öz kültürlerini korumaya çalışmaları gerekir.
Kültür aşınmasının hangi aşamasındayız tartışılabilir. Ancak, bizi biz yapan millî kültür unsurlarının, övünç kaynaklarımızın bazı çevrelerce yok sayıldığı, yok edilmeye çalışıldığı görülüyor. Yıkıcı, bölücü odakların ekmeklerine yağ süren önemli konumda bir yığın yönetici var.
İstiklal Harbini sonuçlandıran en büyük zaferimizi horlayan, Ormancılık Günü ile kıyaslayan mı arasınız? Bu dünyadaki hesabından kurtulmuş Fesli’nin öğreniminden geçtiği anlaşılan zıpırlara mı kızarsınız? “Keşke Yunan galip gelseydi.” tarzı haince sözleri hiç korkusuz söyleyenlerden geçilmiyor. “Cumhuriyet Arap düşmanlığı üretti.” diyenler mi istersiniz, “Türklüğümün bir yararını görmedim.” diyen, milliyetçiliği çiğneyen mi?
Başta Trabzon, bütün Karadeniz ahalisine Pontuslu Rum diyenler türedi. Bir tek devletimizi vahşice terörist öldürmekle suçlayanlar eksikti, o da oldu. “Camiler ahır yapıldı.” söylemine alışmıştık; akademik ünvanlı biri çıktı, fizikî mekan koşulları hiç uygun olmadığı halde “Camiler genelev yapıldı.” dedi. Her millî bayrama alternatif etkinlikler icat edildi. Cumhuriyet ve kurucularına düşmanlık aldı yürüdü.
Namık Kemal’in de Ziya Paşa’nın da denen “Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat doğar.” (Düşüncelerin çarpışmasından hakikat şimşeği doğar.) sözü unutuldu. Farklı düşünenlere saygı kalmadı. Düşünce farklılıklarının demokrasinin gereği ve başarının anahtarı olduğu unutuldu.
Bir milleti, yetişen nesillerin ortak kültür değerlerinde birleştirilmesi ayakta tutar. Ülke insanları arasında ne kadar çok ortak değer varsa o milletin geleceği o kadar parlaktır. Ortak kültür değerlerine sahip olmak farklı düşüncelerin oluşmasına engel değildir. Ortak kültür değerleri tek tip insan anlamına gelmez. Düşünce farklılıkları, ortak kültür değerleri ne kadar fazlaysa o kadar yaratıcı ve geliştirici olur. Aksine ortak değerleri pek az olanlar, birbirlerinin farklı düşüncelerine genellikle önyargıyla bakarlar. Eğitim öğretimde okul programlarına konan sosyal derslerin ve kültür derslerinin amacı budur. Ancak bu konu, sadece okul programlarına bırakılmamalı, her türlü toplum katmanında ele alınmalıdır.
Kültür aşınmasına karşı hepimizin kişisel görevlerimiz var. Herkes kendi alanında elinden geleni ortaya koymalıdır. Eğitimli insanlar, daha gayretli olmalı; bu görevi çok daha bilinçli biçimde yerine getirmelidir. Devletçe konuya özen gösterilmeli, ciddi çalışmalar yapılmalıdır. Ülkede yoğun sığınmacı yerleşimi yüzünden nüfus yapımız değişmektedir. Katılımlar, ortak kültür değerleri konusunu ve kültür aşınmasını çok daha önemli hale getirmiştir. Başaramazsak geçmiş olsun.
Bir yıldönümüne daha kavuştuğumuz 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
31.08.2026
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist


