MİLLÎ MÜCADELE’NİN GİZLİ KAHRAMANLARINDAN: “DELİ BATTAL”
Ey yiğitler yurdu Emirdağ’ın delisi,
Aklı eksik sanılan ama gönlü koca dağlar kadar geniş olan Deli Battal!
O, tarih kitaplarının satır aralarına sığmayan, ama halkın dilinde destanlaşan adsız kahramanlardan biridir. Aklı deli, yüreği ise vatan sevgisiyle dolu bir er. 1919’un o karanlık günlerinde, Yunan işgalinin gölgesi Emirdağ’ın üzerine düşerken, eli silah tutan her yiğit Kuvâ-yı Milliye’ye koşmuştu. Geride yaşlılar, çocuklar, sakatlar… ve bir de Deli Battal kalmıştı.
Herkesin “deli” diye alay ettiği, paçasından tutup havaya kaldırdığı, sonra gülerek bıraktığı o meczup… Bir gün İncili Mahallesi’nde bir kapı çaldı. Bir kalıp sabun istedi. Çeşmenin başında topuğu delik çorabını ve öküz derisinden çarığını köpük köpük yıkadı. Sonra yalın ayak, bir elinde çorap, öbür elinde çarık, Askerlik Şubesi’nin yolunu tuttu.
Kapalı kapıyı çaldı, içeri daldı. Kaymakam, şube reisi, jandarma komutanı… Hepsi şaşkın bakışlarla onu seyretti. Deli Battal esas duruşa geçti, sesi gök gürültüsü gibi çınladı:
“Kuvâ-yı Milliye karargâhına Deli Battal’dan selam olsun!
Kuvacılar var olsun!
Deli Battal hepinize kurban olsun!
Duydum ki Mustafa Kemal’in askeri yalın ayakmış, çarığı da delikmiş. Herkes bir şeyler veriyor. Allah şahidimdir, malım mülküm yok. Size çoraplarımı getirdim. Şimdi yıkadım, vallahi temizdir. Çorabımın topuğu azıcık deliktir ama çarığım sapasağlamdır!”
O an, deli sandıkları adamın yüreğindeki vatan ateşi herkesi susturdu. Çorabı ve çarığı bıraktı, yalın ayak çıktı gitti.
Sonra işgal günleri geldi. Deli Battal, aklı yerinde olanların yapamadığını yaptı. Yunan birliklerinin peşine düştü, hareketlerini izledi, öğrendiklerini gizlice millî kuvvetlere ulaştırdı. İstihbaratın sessiz kahramanı oldu. Büyük Taarruz’un zafer rüzgârı Emirdağ’a estiğinde, Türk ordusuna Yunan cephaneliklerinin yerini gösterdi.
Ama düşman kaçarken onu yakaladı. Kurşunlar Deli Battal’ın göğsüne yağdı. Emirdağ’ın toprağı, deli sandığı o yiğidin kanıyla sulandı. Şehit düştü
Bugün Emirdağ’da heykeli durur: Bir elinde çorap, öbür elinde çarık.
Sanki hâlâ der:
“Malım mülküm yoktu… Ama vatanım vardı.”
İşte destan budur!
Tarihin unuttuğu, halkın unutmadığı…
Aklı deli, gönlü vatan olan bir erin destanı.
Deli Battal’ın destanı!
Tanrı, bu milletin delisini bile eksik etmesin…
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
05 Eylül 2026
M. Hüseyin OĞUZ

