AKRAN ZORBALIĞI
Kendimden bir örnek: 1958’de 11 yaşımda Erzincan’da yatılı ortaokula başlamıştım. Bir yıl önce başlayan ve sınıfta kalan, dönek denen ondan fazla öğrenci vardı ve başımıza kıdemli yapılmışlardı. Deneyimliydiler, yaşları 13-14 civarındaydı. O yaşlarda bir iki yaş büyük fark yaratıyor. En arkadan bir önceki sırada oturuyorum. Arkamdaki sırada dönek, Eşrefpaşalı iki süzme piç var. Bunlardan M, ötekini kölesi gibi kullanıyordu. M’nin başında olduğu sınıfta kalmışlar çetesi terör estiriyordu. Etütte sırada otururken M, enseme şiddetli bir tokat attı. Karşı çıktım, beni bir güzel dövdü. Hemen gidip şikâyet ettim. Ne yapıldı bilmiyorum; ama M beni bu yüzden bir daha dövdü. Tekrar şikâyet ettim. M, benimle uğraşmanın sıkıntılı olacağını anladı ve sonra o da öteki çete üyeleri de bana sataşmadı. Bu arada o çetedeki dönek piçlerden hiçbiri okulu bitiremedi, kim bilir nerelerde, ne işlerde ülkenin başına bela olmuşlardır?
Okul saldırılarıyla birlikte akran zorbalığı gündemde ön plâna çıktı. Okullarda ve çevresinde maalesef hiçbir zaman eksik olmamıştır. Medyada, sosyal medyada, kayda alınmış zorbalık örnekleri yayımlanıyor. Yaptıkları zorbalığı kayda alıp yayımlayacak ölçüde geri zekâlı çok olamayacağına göre, sanılandan fazla olay olmalı.
Okul yönetimlerinin konuya özen göstermeleri ve zaten çok kolay belirlenebilen birkaç zorbayı, daha okulun ilk günlerinde çok erken gözetim altına almalarıyla sorun büyük ölçüde ortadan kalkar. Elbette “MEVZUAT HAZRETLERİ”nin de uygun olması şart. Yöneticilerin gereken disiplin uygulamaları için elleri rahatlatılmalıdır. Bu noktada okul yönetimlerini en çok zorlayan iki şey, uygulama alanından uzak birileri tarafından masa başında düzenlenen yetersiz mevzuat ile bazı hallerde zorbaların önemli siyasetçi, bürokrat, zengin çocukları olmalarıdır. Bizde pek zordur; ama okul yöneticileri böyle ayrıcalıklı velilere karşı gereken güvenceye kesinlikle sahip olmalıdır.
Bu konuda okul rehberlik ve danışmanlık birimlerinin güçlendirilmesi de önemlidir. Okul girişlerinin denetim altında olması, randevusuz girişlerin önlenmesi gibi düzenlemeler de gerekli; ama asıl tehlike psikolojisi bozuk sorunlu öğrencilerden gelmektedir. Bunların belirlenip sürekli gözetime alınmaları daha önemlidir. Her zorbanın yanında yardakçılığını yapan, bazen ondan aldığı güçle ondan daha aşırıya giden kişiliksiz, yalaka tipler vardır. Bunların rehabilite edilmesi zor, neredeyse imkânsızdır. Ağır tablolarda zorba ve yardakçıları sağlık kurumlarında zorunlu tedaviye sevk edilmelidir.
Okul içi ve okul dışı zorbalık olaylarına karşı, okulun açılışında bütün öğrencilere topluca en küçük akran zorbalığının bile şiddetle cezalandırılacağı duyurulmalıdır. Zorbalığı şikayet etmenin hakkını aramak olduğu, ispiyonculuk olmadığı, hakkını aramamanın eziklik olduğu anlatılmalıdır. Meydana gelecek ilk örnek, mutlaka bütün öğrencilerin huzurunda ders alınacak biçimde cezalandırılmalıdır. Sonraki örneklerde de aynı yöntem izlenmelidir.
Öğrenci velileri çocuklarını yakından gözlemeli; bilgilendirmeli; zorbalığa uğrama durumunda bunu gizlemelerinin çok daha kötü sonuçları olacağına, şikâyetlerinin mutlaka sonuç vereceğine ve tekrar zorbalığa uğramayacaklarına inandırılmalıdırlar. Şikâyet edilmeyen, boyun eğilen her zorbalığın artarak sonsuza kadar süreceği iyi anlatılmalı ve öğrencilere hakkını arama cesareti kazandırılmalıdır.
Son olarak çocuğu akran zorbalığına uğrayan veli, olaya soğukkanlılıkla yaklaşmalı, zorbalarla doğrudan muhatap olmamalı, okul yönetimleriyle, güvenlik güçleriyle iletişim kurmalı, gerekliyse adlî makamlara başvurmalıdır.
25.04.2026
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist


