ASKERÎ OKULLAR
Askerî okullar Türk ordusunun temel direğidir. Dünyanın bütün orduları, varlıklarını askerî okullara dayamıştır. Ordunun çekirdeğini oluşturan subay ve astsubayların ergenlik öncesinde küçük yaşlardan itibaren yetiştirilmeye başlanması büyük farklar yaratır. Türk ordusunun farkı, üstünlüğü buydu.
Askerî okullar, ülke savunması için gerekliliği dışında Millî Eğitim ve toplumsallık açısından da vazgeçilmezdirler. Onlar “Köy Enstitüleri”nin askerî benzerleri (versiyonu) gibidir. Köyünde, kasabasında, küçük Anadolu kentlerinde okulsuzluktan, maddî imkansızlıktan okuyamayan on binler; askerî okullarda yetişmiştir.
Kapatılan askerî okulların eğitim öğretim düzeyleri, uygulanan fen ve yabancı dil programlarıyla çok yüksektir. Bilimden sporun her türüne, kültür ve sanat etkinliklerine kadar her alanda ülkenin en başarılı okullarıdır. Bulundukları kentin aydınlık yüzüdür. O kentler, bayramlarda, kutlamalarda, spor karşılaşmalarında o askerî okullarla şenlenirler. Erzincan Askerî Lisesi kapatıldığında bütün Erzincan öksüz kalmış gibi olmuştur. Adeta kentin rengi solmuştur. Işıklar Askerî Lisesi Bursa, Hava Lisesi ile Maltepe Askerî Lisesi İzmir, Kuleli Askerî Lisesi İstanbul için büyük kayıp olmuştur. “Konya, Mersin, Merzifon, Çankırı, Balıkesir” Astsubay Hazırlama Okulları, o kentlerin sosyal ve kültürel hayatında çok önemli yerlere sahipti.
Bugünün büyük komutanları dahil geçmişi araştırın, çoğunun Anadolu’nun yoksul, eğitime aç ailelerinden geldiklerini görürsünüz. Ülkenin ekonomik durumunun kötü, millî gelirin çok düşük olduğu yıllarda bu, çok daha belirgindi. Ben ilkokulu bitirip on bir yaşımda askerî orta okula girdim. Otuz dokuz yıl üniforma taşıdım. On dokuz yıl askerî okullarda öğretmenlik ve idarecilik yaptım. Bu yıllar içinde meslek aşkı, baba mesleğine ilgi dolayısıyla askerliğe yönelen subay astsubay çocukları dışında varlıklı, yüksek bürokrat, yüksek eğitimli ailelerden gelme askerî öğrenciye, subay, astsubaya rastlamadım. Bu durum, subay, astsubaylarımızın bu milletin özünden geldiğini gösterir.
Yukarıda belirtilen özelliklere sahip subay, astsubayların bayrağına, vatana, millete bağlılıkları, vatana borçlarını ödeme onurları çok yüksektir. Tıpkı geçmişin köy enstitülerinde yetişenler gibi, kendilerine sahip çıkan, okutan vatanlarına, milletlerine minnettarlıkları doruklardadır.
Köy enstitüsü mezunları, eğitimde ve dışında kalan her alanda ülkeyi çağa taşımada nasıl destanlar yazmışlarsa; askerî okullarda yetişenler de sadece askerlik alanında değil, bilimden sanata, spora her alanda çok büyük başarılar kazanmışlardır.
Askerî okulların askerlik sanatı açısından gerekliliği her ne kadar tartışılmaz olsa da üzerinde durmak gerekir. Askerî disiplin, emre itaat, bilinçli olmazsa değersizleşir. Ağaç yaşken eğilir örneği, bu nitelikler kişinin beynine kazınmalı; alışkanlığa dönüştürülmelidir. Ben 78 yaşındayım, benden bir yıl kıdemli bir büyüğümü gördüğümde farkında bile olmadan ayağa kalkar, her türlü saygıyı gösteririm. Arkadaşlarım da öyledir. Asker, “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.” sözünü duyduğunda gözünü kırpmadan ateşe atlamak üzere eğitilen kişidir. Asker, gerektiği anda telsizden topçu atışlarını bizzat kendi üzerine yönlendirendir. Bunlar kahramanlık öykülerinde, kâğıt üzerinde çok kolay, güzel görünür.
Bu özelliklerin ileri yaşlarda kazandırılması çok zordur. Gerek duyuldukça, Türk ordusuna askerî okullar dışından, başka kaynaklardan alınan daha ileri yaştaki kişilerin subay, astsubay yapıldığı uygulamalar vardır. Bunlar ana yapı korunduğu sürece uygundur. Askerî okullarda yetişenler hamurun mayası gibidir. Onlar olmadan hamur kabarmaz. Türk milleti, asker millettir. Elbette orduya sonradan katılanlar da kahramandır, başarılıdır. Ama mayayı oluşturan o ana kolon olmazsa bina çöker.
Son olarak 15 Temmuz ihaneti sonrasında yargılanan, yargılamada askerliğin özü anlaşılmadan, dikkate alınmadan mahkûm edilen sıradan askerî öğrencilere, erlere değineceğim. Bir subay, astsubay emrindeki rütbeli, rütbesiz askerlere “Olaylara müdahale emri aldık, gidiyoruz.” dediğinde bir subay, astsubay, hele hele er, “Bize yazılı emir göster.” diyor, emrin yasallığını tartışabiliyorsa o birlik savaşamaz. Çünkü cephede savaşırken bu mümkün değildir. 57.Alay komutanı, subay, astsubayları, erbaş ve erlerinin hiçbiri o emri tartışmamıştır. Barışta edinilmeyen nitelik, savaşta ortaya çıkmaz. Askerlik, böyle bir şeydir.
Askerlikte astları, üstlerinin emirlerinin yasallığını tartışmaya, her sözlü emri yazılı olarak istemeye yönlendirirseniz kaybedersiniz. Adlî yargınızı böyle bir anlayışa dayandırırsanız orduyu bitirirsiniz. Bir emrin kanunsuzluğu çok açık değilse, bunun anlaşılması zordur. Düşük eğitimli erlerden beklenemez. Dolayısıyla astları kanunsuz emre karşı gelmemekle suçlamada çok ihtiyatlı olunmalıdır.
Peki, gerçekten de kanunsuz emirler söz konusuysa ne yapmak gerekir? İşte küçük yaşta eğitime başlanan askerî okulların önemi burada bir kez daha ortaya çıkıyor. Askerî okullara, FETÖ, tarikat, cemaat, siyaset, ideolojik akımlar vb.nin sızmalarına asla izin vermeyecek; gereksiz müdahalelerle eğitimini zedelemeyecek; uzun yıllar eğittiğiniz, eğitirken her an incelediğiniz subaylık, astsubaylık öğrencilerinden emin olacaksınız. Devlet on bir yaşımdan başlayarak beni otuz dokuz yıl inceledi, sicil verdi. Anam, babam, kardeşlerim bile, beni devletin tanıdığı kadar tanımaz. Merak etmeyin bu durumda onlar kanunsuz emir vermezler. Sonuç, orta öğretim düzeyinde askerî okullar mutlaka açılmalıdır.
09.12.2025
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist


Devletin Bekası
Milletin geleceği için
Açılmalı